|
ÖNCE bir gerçeği birlikte gözden geçirelim: Bilindiği gibi modern Türkiye'nin o ilk yıllarından kalma birkaç belirgin kurumu (derneği) var idi. Bunlardan biri Türk Dil Kurumu, öteki Türk Tarih Kurumu idi.
Onları 1980 öncesi sağcılarının aklına uyan 12 Eylül yönetimi Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu adıyla kurduğu bir yapıya dönüştürdü.
Dernek özgürlüğünün yerini bürokrasinin hantallığı aldı.
Üçüncüsü Çocuk Esirgeme Kurumu idi... Onu da ANAP dönemi yöneticileri evirdiler çevirdiler kendilerine benzettiler.
Şimdi oraya verilen çocukları ırz düşmanlarından esirgeme zorunluluğu içinde yaşıyoruz.
Dördüncüsü Türk Hava Kurumu ve beşincisi daha doğrusu taa Osmanlı'nın Hilal-i Ahmer'inden Kızılay'a dönüştürülmüş olanı da bildiğiniz gibi her türlü felaket ardından aklımıza gelen Kızılay Derneği idi.
Siz... Bunca yıl bu ülkede yaşayan insan olarak Türk Hava Kurumu'na ve Rızılay'a kimlerin nasıl üye olduğunu, bu derneklere üye olup ‘‘orada neler olup bitiyor?’’ diye soran birine rastladığınızı anımsıyor musunuz?
Dikkat edin... Bunlar derneğe mi daha çok benziyor manastıra mı?
Çünkü kapalı bir yapıları var. İçeride al gülüm-ver gülüm dengesi kurulmuş. Ne kan değişimine açıklar, ne saydamlaşmayı isterler.
Yıllardır bu böyle sürer gider.
O nedenle bu konunun ele alınması ve kamuoyunu tatmin edecek bir saydamlığa kavuşması gerekliydi.
Nitekim şimdi bu derneklerden Kızılay tekrar gündemde... Çünkü bu defa Kızılay'ın yönetimi, Bakanlar Kurulu'nun 13 Ekim 2003 tarihinde aldığı kararın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından iki hafta evvel onaylanmasıyla 9 Ocak 2004 gününden itibaren görevden alındı.
Sebep?
Bu kararnameyi Bakanlar Kurulu'na gönderen İçişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre tek kelimeyle olsun, ciddiye alınacak sebep yok.
Bir başka deyişle... Yapılan, mevcut yanlıştan daha büyük bir yanlış.
Eğer hukukun üstünlüğünden söz ediyorsak, bu işlemlerin önce yasalara sonra Anayasa'ya ve nihayet hukuka uygun olması lazım...
Oysa Bakanlar Kurulu'nun yaptığı işlem önce uluslararası taahhütlerimize aykırı. Çünkü Kızılay'ın da bağlı olduğu Uluslararası Kızılhaç Teşkilatı kendisine bağlı derneklerin kamu kurumlarından bağımsız olmasını şart koşmuş. Biz buna ‘‘evet’’ demiş, imza atmışız. Ama şimdi bağımsız olması gereken derneğin yönetimini görevden alıyor. Olabilir mi?
İkincisi... Dernekler Kanunu'nun Bakanlar Kurulu kararına dayanak gösterilen 71'nci maddesi (ki o madde hükümete bu tür müdahalede bulunma yetkisi veriyor) Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.
Gerçi söz konusu iptalin Kızılay'ı kapsamadığı iddiası da var... Ama durum pek de net değil. Çünkü iptal kararı Resmi Gazete'de yayınlanmadığı için resmen yürürlüğe girmedi. Girmedi ama... Kabul edelim ki hukuk mağdur edildi. |