Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu üyesi bankaların genel müdürlerinin de katılımıyla düzenlediği sohbet toplantısında, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Özince, bankacılık sektöründe yaşanan İmar Bankası ve diğer olaylarda Bankalar Birliği'nin ve diğer bankaların sorumlulukları olup olmadığının sorulması üzerine, şu veya bu bankayla ilgili özel bir bilgileri olmadığını, genellikle bankaların da basından öğrendiğini söyledi.
Bankalar Birliği olarak, sakıncalı olacak konuları otoriteye ilettiklerini bildiren Özince, bunu daha ziyade sağlıksız, hızlı büyümelerde, afaki fiyatlandırmalarda ve afaki reklam-tanıtım davranışlarından esinlenerek yaptıklarını, kimi zaman da ilgili üyeyi dirsek temasıyla uyarmaya çalıştıklarını anlattı.
Kimi zaman içdeki sıkıntıyı, o sektörde yaşayanların dışındakiler kadar net göremediğini ifade eden Özince, şunları kaydetti: "İmar Bankası ya da şu veya bu olayla ilgili bizi yargılamakta haklısınız. Fakat o konularda size detayları veremeyiz. Bankalar Birliği olarak, basın mensupları olarak kendi mesleğinizin ahlakını korumak için ne kadar refleks gösterirseniz bunu göstermeye çalıştık. Bunu banka reklamları konusunda da yaptık. Bunları hep yaptık. Demek ki biz bunları sizinle paylaşmamışız. Siz de bu kaygıyı yaratmakla beraber biz konunun sorumluları nezdinde belli girişimleri yaptık ama bu konuda söyleyebileceğimiz bu. Tabii bildiğimiz kadarıyla, bazı emarelerden hareketle yaptık. En son yaptığımız şuydu; (Garanti kalkmayacaksa limitlensin hiç değilse) dedik. Limitlenseydi hastalığı durduracaktık. Uru büyütmeyecektik belki.''
Türkiye'de bankaların bilançolarının açıklandığı kitabın yayınlanmasını tetikleyenin de Bankalar Birliği'nin tavrı olduğunu belirten Özince, sektörde bugün olmayan bazı bankaların bilançolarını almakta zorluk yaşanması pahasına bankaların bilançolarının yayınlandığını, çeşitli sıkıntıların böylece görünür hale geldiğini vurguladı. Özince, Birlik olarak, şeffaflığı savunduklarını söyledi.
"SEYİRCİ KALMADIK"
Olayların gelişimine seyirci kaldıkları eleştirilerinin de doğru olmadığını ifade eden Özince, bu konudaki eleştirilere çok net savunma getirmenin de mümkün olmadığını, çünkü neticenin ortada olduğunu söyledi. Ersin Özince, devamla şu görüşleri dile getirdi:
''Seyirci kalmadık ama kamuoyuna açıklama yapma durumunda da değildik. Zaten emarelerden hareket edebiliyorduk. Devletin sorumlu kişilerine birtakım düşüncelerimizi aktardık.
Ortada ciddi bir hasar varken, bu kadar ağır bir toplumsal enkaz varken bunun savunulacak bir durum olmadığı aşikar. Yani şu veya bu şekilde davranılmış olursa olsun, netice bu denli olumsuz olduğuna göre bizim bu konuda izlediğimiz politikaların arzu ettiğimiz neticeyi vermediği aşikardır. Biz kamuoyuna açıklamadık. Sizin vasıtanızla yapmadık. Usulünce, kendimize uygun bulduğumuz şekilde yaptık.''
Basın mensuplarının, eleştirilerinde muhakkak haklılık payı taşıdığını ifade eden Özince, kendilerinin de bu konuda değerlendirmeleri bulunduğunu, sadece bankacılık sektöründe değil, Türkiye ekonomisinde yaşanan hatalar ve gariplikler açısından toplum olarak çok ciddi muhasebe yapılması ve hataların tekrarlanmaması gerektiğinin aşikar olduğunu söyledi. ''
"DEMOKRASİ DE İNCİTİLİYOR"
Bunun başında da belli konulardaki ikaz edici tavırlarının geldiğini belirten Özince, Birlik olarak, eldeki verilerle hep direkt sorumlularla konuşma eğiliminde olduklarını söyledi.
Ersin Özince, şöyle devam etti: ''Siz diyorsunuz ki (bunu biraz daha vokal olarak dile getirmeniz etkili olur) Bu tartışılır. (Kendinizi anlatmanın en iyi yolu, daha davokal olmak) diyorsanız bunu hayatın pratiğinde, her alanında toplumumuzun tüm fertlerine düştüğünü söylemek istiyorum. Bankacılık değildir Türkiye'nin istismar edildiği yegane alan, Türkiye'de demokrasi, Türkiye'de liberalizm birçok diğer konular da incitiliyor, zedeleniyor. Buna her alanda karşı durmak lazım. Türkiye Bankalar Birliği, giderek daha fazla güç ve etkinlik kazansın istiyoruz.''
Özince, serbest rekabetin, avantajların veya devlet garantisinin kötüye kullanımı suretiyle istismar edilmesine, nereden gelirse gelsin karşı olduklarını belirterek, ''Devletin kendisinden de gelse karşıyız'' diye konuştu.
NACİ SIĞIN: GEREKLİ GİRİŞİMLERİ YAPTIK
Yapı ve Kredi Bankası Genel Müdürü Naci Sığın da, İmar Bankası ile ilgili olarak, birçok defalar değişik makamlara gerekli girişimleri hem yazılı, hem sözlü yaptıklarını aktardı.
Ancak bütün bu yaptıklarını basınla paylaşmadıklarını ifade eden Sığın, ''Dolasıyısıyla bununla ilgili olarak, (Siz sessiz kaldınız. Hiçbir şey yapmadınız) yorumuna katılamıyorum. Hem Bankalar birliği, hem münferit bankalar olarak yaptık. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Gönlünüzü ferah tutun'' dedi.
Sığın, faiz oranlarına ilişkin eleştiriler konusunda ise, Bankalar Birliği olarak liberal ekonominin prensiplerini sonuna kadar savunan bir heyet olduklarını, dolayısıyla böyle bir ortamda fiyatları belirli bir seviyede tutmanın veya uyarmanın en son akıllarına gelecek bir yaklaşım olacağını söyledi. Sığın, İstanbul Yaklaşımı uygulamasının gayet iyi çalıştığını bildirdi.
Finansbank Murahhas Azası Onur Umut da, Bankalar Birliği'nin yaptırım gücü olmayan mesleki bir kuruluş olduğuna işaret etti. Birtakım ülkelerde banka izni verilirken Bankalar Birliği'nin görüşünün alındığını, oradan icazet alınması sonunda birtakım izinlerin verildiğine dikkati çeken Umut, şunları kaydetti:
''Bizim ülkede böyle birşey söz konusu değil. Biz tabi olduğumuz yasal düzenlemeler içinde gerekli uyarıları gerekli makamlara yapmak şeklinde üzerimize düşen görevi fazlasıyla yerine getirdik. Ama bunu basın yoluyla yapmadık. İmar konusunda olsun, Bankacılık Yasa Tasarısı'nda olsun Bankalar Birliği gerekli yerlere gerekli uyarıları her zaman yerine getirdi.''
"EN BÜYÜK DAYAĞI BANKACILIK SEKTÖRÜ YEDİ"
Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş de, ''en büyük dayağı bankacılık sektörünün yediğini, bir sürü elemanını kaybettiğini, 30'a yakın bankanın sistemden çıktığını'' anlattı.
Ateş, ''Ortada kalanların ne olduğuna bakarsak, biz yurtdışına çıkarken bankacı diye yazıyorsa pasaportumuzda, memur 2 kere bakıyor. Acaba listede kaçaklar arasında mısınız diye? Ve bu arada da biz güven müessesesiyiz. Bu şartlar altında nasıl görev yapacağız? Ciddi desteğe ihtiyacımız var'' diye konuştu.
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ise, faiz oranlarına ilişkin görüşünü açıklarken, ''Vade uyumsuzluğunu hepimiz kabul ediyoruz ama herkesin bir hesabı, kitabı var. Herkes sermayesiyle orantılı risk alıyor ve onun hesabını, kitabını yapıyor'' dedi.
Özen, İstanbul Yaklaşımı'nda firelerin olabileceğini, ama başarılı olacağına inandığını söyledi.