Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ÖSS sorularının ortaöğretim programlarına dağılımını, ünite ve konular bazında incelemek amacıyla, Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, Coğrafya, Felsefe Grubu, Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji branşlarında 3'er kişilik komisyonlar oluşturdu.
Komisyonlar, soruları, sınavın tek aşamalı hale geldiği 1999 yılından başlayarak, 2003 yılına kadar inceledi ve karşılaştırdı.
Hazırlanan raporda, soruların sınıflara ve yıllara göre dağılımına bakıldığında, soru sayısında ve oranlarında genelde dengeli bir dağılım gözlendiği belirtildi. Ancak derslere göre bakıldığında soru sayısında sınıflar arasında farklılıklara rastlandığı kaydedilen raporda, ÖSS'de Fen Bilimleri alanındaki derslerden lise son sınıfta okutulan konulara ilişkin soruların özellikle ikinci dönemde sayısının azaldığı, Sosyal Bilimler alanındaki derslerden okutulan konulara ilişkin soru sayısının ise arttığı belirtildi.
SOSYAL ALANINDAKİ ÖĞRENCİLERİN DEZAVANTAJI
Bunun, fen alanında yetişen öğrenciler yönünden avantajlı olmasına karşın, Sosyal Bilgiler alanındaki öğrenciler için dezavantaja dönüştüğü ifade edilen raporda, şöyle denildi:
''11. sınıfta çoğunlukla okuldan uzaklaşarak, dershaneye yoğunlaşan bir öğrenci profili göz önüne alınacak olursa, sosyal bilgiler alanı öğrencilerinin okulda işlenen konulardan devamsızlık hakkını dershane lehinde kullanarak uzaklaşması başarılarını olumsuz etkilemektedir. Okulda öğrenme ortamında hazırlayacağı sınav konularının dershaneye ayrılan zamanda hangi yeterlilikte işlendiği bir belirsizlik olarak ortaya çıkmaktadır. Fen alanındaki öğrenciler ise ÖSS'de çoğunlukla 9. ve 10 sınıftan soru çıktığı için 11. sınıfta dershanede kullandıkları süreyi, tekrar ve test teknikleri ile pekiştirerek sınava daha iyi hazırlanma olanağı bulmaktadır.
Ayrıca, 11. sınıftan sorularda, soruların bu sınıfın birinci döneminde yoğunlaşması, son sınıf öğrencilerinin okula devamsızlıklarını artıran bir etmen olarak görülmektedir. Bu durum 11.sınıfta özellikle ikinci dönemde ders programlarının amacına uygun olarak işlenmesini zorlaştırırken, öğrencilerin bu eğitim sürecinden yararlanma düzeylerini de büyük ölçüde düşürmekte, ayrıca öğrencileri dersten kopararak dershaneye devam etmek için rapor almaya özendirmektedir. Öğretim programında yer alan bazı konulara ÖSS'de hiç yer verilmemesi, bazı konulardan tüm yıllarda sürekli soru çıkması programın eğitsel bütünlüğünü ve öğrenciye kazandırılması amaçlanan davranışları olumsuz yönde etkilemektedir.''
HİÇ SORU SORULMAYAN DERSLER
Raporda, ÖSS'de Felsefe Grubu dersleriyle ilgili soruların hepsinin yoruma dayalı olduğu belirtilerek, böylece Türkçe-Edebiyat metin sorularından hiçbir farkı kalmadığı ifade edildi. Ayrıca Felsefe Grubu dersleri içinde bulunan ve Türkçe-Matematik, Türkçe-Sosyal grubundaki öğrencilerin aldığı Sosyoloji, Mantık ve Psikoloji derslerinden hiç soru yöneltilmediği vurgulanan raporda, ''Bu nedenle öğrenciler, bu derslerin kendilerine boşuna öğretildiği düşüncesine kapılmaktadırlar. Bu da söz konusu derslere önem vermemelerine neden olmaktadır'' denildi.
ÖSS'deki Türkçe sorularının Türk Dili ve Edebiyatı açısından değerlendirilmesi sonucunda da, Edebiyat'ın bu ders içindeki ağırlığının 9. sınıflarda yüzde 30, 10. sınıflarda yüzde 70, 11. sınıflarda ise yüzde 50 olmasına karşın hiç soru yöneltilmediğinin belirlendiği kaydedildi.
Dilbilgisi konularından çok az (9. sınıftan 6-8, 10. sınıftan 1-2,11. sınıftan ise 2-3) soru sorulduğu belirtilen raporda, soruların ağırlıkla okuma, okuduğunu anlama, yorumlama, karşılaştırma niteliğinde olduğu kaydedildi.
Sorunların genel niteliğinin Türk Dili ve Edebiyatı dersinin amaçlarıyla örtüştüğü ifade edilen raporda, ''Ancak mevcut programlar öğrencilere Türkçe'yi sevdirme ve kavratma yönünden yeterli değildir. Derslerde öğrenilen bilgilerin bir başka alana aktarılması bu nedenle zorlaşmaktadır'' denildi.
''OKULLARIN İMAJI SARSILIYOR''
Raporda, şunlar kaydedildi:
''Öğrenciler konulara ÖSS'de çıkıp çıkmadığına bakarak çalışmakta, bu bakış dersin etkililiğini ve verimliliğini düşürmektedir. Sosyal ve fen alanı açısından gözlemlenen farklılıklar, öğrenciyi son sınıfta devamsızlığa özendiren soru seçimiyle öğretim programının etkililiğini ve verimliliğini düşüren etmenler, ortaöğretim kurumlarının giderek toplumsal imajını sarsarak, diploma veren kuruluşlar statüsüne itmektedir.
Son sınıfta okulla bağları zayıflayan, ÖSS'ye odaklanan öğrenciler, sınavla dershane kıskacı arasında kalmakta, okulun bu süreci olumlu, geliştirici, destekleyici yönde yönlendirme olanaklarını sınırlandırmaktadır. Üniversite giriş sisteminin ve ÖSS'nin ortaöğretimin yeniden yapılandırılması projesi kapsamında ele alınarak irdelenmesi gerekmektedir.''