16/01/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
16.01.2004
Sedat ERGİN
AB koşusunda bir engel
  
seergin@hurriyet.com.tr
 

TÜRKİYE'nin bu yıl sonunda AB'den müzakere tarihi alabilmesi için tamamlaması gereken uzun koşuda üzerinden atlaması gereken engellerden biri de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin (AKPM) denetimi.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra Avrupa Konseyi'ne katılan eski Doğu Bloku ülkelerinin Avrupa'nın demokrasi ve insan hakları normlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla getirilen denetim (monitoring) mekanizması, uygulamaya konunca hedef ülke grubunun yanı sıra Konsey'in yarım asırdır üyesi olan Türkiye'yi de gözaltına aldı.

Türkiye, bu haliyle bugün Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesi olup da denetim mekanizması içinde olan tek ülke.

Denetim altında olmak, Türkiye'yi Avrupa'nın demokrasi klasmanında birinci değil, ikinci ligde oynayan bir takım durumuna sokuyor.

TÜRKİYE İKİNCİ LİGDE OYNUYOR

Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Slovenya, Slovakya gibi ülkeler, kısa zamanda bu denetimden çıkıp birinci lige terfi ederlerken, Türkiye, Avrupa Konseyi'nin geride kalan 9 yeni üyesiyle birlikte bugüne dek ikinci ligden yukarı çıkabilmeyi başaramadı.

Türkiye'nin denetim mekanizmasında yoldaşlık ettiği diğer ülkelerin listesi, Türk demokrasisinin bugün Avrupa'da nasıl algılanmakta olduğu konusunda yeterince fikir vermeli: Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan, Moldova, Ukrayna, Rusya...

Türkiye, Avrupa Konseyi'nin gözaltı listesinden çıkmayı 1999 ve 2001 yıllarında iki kez denediyse de, bu girişimleri sonuç getirmedi.

Üçüncü deneme, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin önümüzdeki nisan ayında yapılacak olan toplantısında gerçekleşecek.

TÜRK DEMOKRASİSİ İÇİN ISO 9001 BELGESİ

Türkiye'nin denetim engelini aşması, iki açıdan büyük önem arz ediyor. Birincisi, Avrupa Konseyi ile ilişkilerinin normalleşecek olması ve Türkiye'nin ‘‘ikinci ligdeki demokrasi’’ görüntüsünden kurtulması.

İkincisi ise yıl sonunda AB'den tam üyelik müzakerelerinin başlangıcı için tarih alabilme hedefi ile yakından ilgili.

Çünkü, Avrupa Konseyi'nin denetim mekanizması içinde kalmak, AB'nin Türkiye ile masaya oturmaması için güçlü bir mazeret olarak öne sürülebilir. En azından, Türkiye'nin tam üyeliğine muhalefet eden grupların eline önemli bir koz geçmiş olur.

Buna karşılık, Türkiye'nin denetim mekanizmasından çıkartılması kararı, Avrupa demokrasi ve insan hakları normlarına uygunluğunu tescil eden bir ‘‘kalite belgesi’’ anlamını taşıyacak.

Bu kalite belgesinin alınmasının taşıyacağı sembolizm, Strasbourg'da verilecek sınava, AB'den 2004 sonunda müzakere tarihi alınabilmesi için bir ‘‘ön deneme’’ niteliği kazandıracak.

LOİZİDU KARARI ANKARA’YI RAHATLATTI

Dolayısıyla, Ankara, denetimden çıkmak için bu denemeden ne yapıp yapıp olumlu sonuç almak zorunda.

Bu kez, Türkiye'nin ‘‘hal ve gidiş karnesi’’ geçmişe kıyasla oldukça kuvvetli gözüküyor.

TBMM'nin geçen yaz altıncı ve yedinci demokratikleşme paketlerini geçirmiş olması ve AKP hükümetinin reformların hayata geçirilmesi alanında attığı adımlar, hazırlanacak raporun olumlu bir tavsiyede bulunması olasılığını güçlendiriyor.

Ankara'nın elini güçlendiren bir gelişme, ünlü Loizidu kararının geçen ay bulunan bir formülle gündemden düşürülmüş olması.

Dışişleri Bakanlığı bu uzlaşıyı sağlayamasaydı, Avrupa Konseyi, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymadığı gerekçesini göstererek denetimde tutmaya devam edebilirdi.

Ayrıca, AKP hükümetinin Kıbrıs sorununda sergilemeye hazırlandığı yeni inisiyatifin olumlu yankı yapması halinde Türkiye hakkında verilecek kanaat notunun güçleneceği söylenebilir.

2004 RANDEVUSU İÇİN İLK DENEME

Gelgelelim, sorunlu bir konu hassasiyetini korumaya devam ediyor. Sorun, hazırlanmakta olan ilk taslak raporda ‘‘Kürt Sorunu’’ başlığı altında ‘‘PKK'nın Kürt halkı adına mücadele ettiği’’ şeklinde ifadelere yer verilmiş olması.

Dışişleri Bakanlığı ve AKPM'deki Türk parlamenterler, bugünlerde söz konusu pürüzlü ifadelerin metinden çıkartılması yolunda yoğun bir çaba sergiliyorlar.

Sonuçta nisan ayında toplanacak olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Türkiye'nin denetimden çıkarılıp çıkarılmaması yolundaki kararı oylarken, aslında AB'nin 2004 sonunda vereceği kritik karar için bir eğilim ortaya koymuş olacak.

Bu haliyle nisan ayında Strasbourg'da yapılacak olan toplantı, AB ile erken bir 2004 randevusu olarak görülebilir.


Sedat ERGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Takke düşünce...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Al Pacino'ya teğet geçtiğim akşam
 
    Ali Atıf BİR
  Okul hakikaten tam komedi
 
    Bekir COŞKUN
  Kurtuluş yok...
 
    Doğan HIZLAN
  Benzin fiyatına sanat eğitimi
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Adalet Bakanı ile savcılara dilekçemdir
 
    Ercan KUMCU
  Temel dengelerin söyledikleri
 
    Fatih ALTAYLI
  G.Saraylı’ya saldırmak serbest
 
    Ferai TINÇ
  Prodi, haziranda mesaj verebilir
 
    Gila BENMAYOR
  Çin özel sektörünün vizyonu daha mı geniş
 
    Kanat ATKAYA
  Görmek istediğim rüyalar
 
    Tufan TÜRENÇ
  Şaşırtıcı ilgisizlik
 
    Yalçın BAYER
  Sol birlikteliği için ne diyorlar?
 
    Yalçın DOĞAN
  Bafa Gölü'nde kaç tank var?..
 
    Özdemir İNCE
  AKP’ye hücum
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    İlhan SÖYLER
  Antalya'daki 96 ruhu
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Prodi’nin bize karşı bir sorumluluğu var
 
    Vahap MUNYAR
  Fashion TV'de toplu gösterime başlıyoruz
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Doğan Hakyemez
  Nihayet
 
    Mehmet Nuri YILMAZ
  Din-siyaset kavramı
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com