|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB'nin 2004 Aralığında Türkiye konusunda alacağı kararın, Türkiye-AB ilişkilerinin olması gereken mecrada ilerlemeye devam etmesi veya istenmeyen yönlere sürüklenmesi arasında yapılacak tercih olacağını bildirdi.
Başbakan Erdoğan, resmi ziyaret için Ankara'da bulunan AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi ve beraberindeki heyete akşam yemeği verdi.
Başbakanlık Konutu'nda düzenlenen yemekte konuşan Erdoğan, Prodi'nin yakında görevinden ayrılacağını hatırlatarak, ''Görevinizden ayrılırken Türkiye için çok önemli bir döneme de imza atarak gideceksiniz. Sorumluluğunuz bu açıdan büyüktür. Önümüzdeki aylarda da mesainizin önemli bölümünü işgal edersek bizi mazur göreceğinizi umarım'' dedi.
Prodi'nin göreve geldiği günlerde Türkiye'nin AB'ye değil üye olmak, aday olup olmayacağının tartışıldığını belirten Erdoğan, bugün Türkiye'nin yapması gerekenler listesinin giderek kısaldığını, Komisyon yetkililerinin tabiriyle bu listenin yarım sayfaya indiğini söyledi.
Erdoğan, AB Komisyonu'nun her yıl diğer adaylarla birlikte Türkiye'ye de ayna tuttuğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Eskiden o ayna maalesef buğuluydu. Şimdi giderek berraklaşmaktadır. Lütfen aralık ayına kadar o aynayı aynı şekilde tutmaya devam ediniz.''
''SIKINTI DEĞİL, YARDIMCI...''
Aralık 99'dan bu yana geçen sürede Türkiye'nin AB'ye bakışında da önemli değişiklikler olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Türkiye'nin, AB'yi sadece iki taraf arasındaki ilişkiler penceresinden görmemeyi öğrendiğini kaydetti. Erdoğan, Türkiye'nin birliğin geleceği ve iç sorunlarıyla da ilgilenmeye başladığını belirterek, ''İnanıyorum ki, yerleşmiş uzlaşı ve diplomasi kültürüyle Türkiye, bu anlamda AB için sıkıntı değil yardımcı olacaktır'' diye konuştu.
Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği konusunda zihinlerde kaygı ve soru işaretleri olduğunu bildiğini belirterek, ''Komisyon yetkilileri arasında da bu kaygıları paylaşanlar olabilir; vardır'' dedi.
2004 Aralığında verilecek kararın, siyasi olacağına işaret eden Erdoğan, bununla birlikte Komisyon'un bu siyasi kararı bir ölçüde de olsa etkileme durumunda ve sorumluluğunda olduğunu vurguladı. Erdoğan,sözlerini şöyle sürdürdü:
''AB'nin temel değerlerinden biri, hiç şüphesiz ahde vefadır. Türkiye'nin AB'yle bütünleşmesi yönünde alınmış kararlar vardır. Bu kararlar maalesef Aralık 2002 Kopenhag zirvesine kadar AB tarafından bir şekilde ertelenebilmiştir. Artık ileri gitmek zorundayız. Aralık ayındaki karar, bugüne kadar binbir çabayla geliştirdiğimiz ilişkilerin olması gereken mecrada ilerlemeye devam etmesi veya istenmeyen yönlere sürüklenmesi arasında yapılacak tercih olacaktır. Türkiye ve AB, 1963 Ankara Antlaşması'ndan bu yana iki yabancı değil iki ortaktır. Ya birlikte kazanacak ya da birlikte kaybedeceklerdir. Biz, yeterince zaman kaybettiğimize inanıyor ve artık birlikte kazanmayı arzu ediyoruz. AB'nin de aralık ayında atacağı ters yönde bir adımın, beraberinde ister istemez getireceği siyasi ve stratejik sonuçları çok iyi değerlendireceğini umuyoruz.''
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin AB ile bütünleşme sürecinde hiçbir zaman özel muamele beklentisi içinde olmadığına da dikkat çekerek, İstanbul'daki terör saldırılarının ardından bazı AB ülkelerinin bu yöndeki beyanlarını ilk olarak yine kendilerinin reddettiğini hatırlattı. Türkiye'nin AB üyeliğinin, günümüzde canlandırılmaya çalışılan yeni gerginlikler ve yeni bir soğuk savaşa verilecek en güzel yanıt olduğunu ifade eden Erdoğan, bu gerginliklerin kaynağında diğerlerini ''öteki'' olarak gören ve buna göre davranmak isteyenlerindüşünce ve inanç tarzlarının yattığını belirtti.
Erdoğan, bu çerçevede köktendincilik, diğer aşırı akımlar ve terörün bunalım ve yoksulluk içindeki toplumlarda geliştiğine işaret etti.
''ÇEŞİTLİLİK İÇİNDE BİRLİK...''
AB'nin ''çeşitlilik içinde birlik'' anlayışı temelinde Türkiye'ye kucak açmasının yeni bir uygarlık sentezi ve dünya vizyonu yaratacağını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
''İslam dünyasının gözünde Türkiye'ye 2004 yılında müzakere tarihiverilip verilmeyeceği hususu, Müslümanların Avrupa'da yeri olup olmayacağı sorusuyla özdeşleşmiştir. Eğer ülkemizle müzakereler başlatılmazsa bu gelişmenin, (Avrupa'da Müslümanların yeri yok) mesajışeklinde algılanmasından ve büyük hayal kırıklığı yaratmasından endişeederim.''
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin reform çabalarına ve kendini yenilemeye devam edeceğini söyleyerek, AB'yi bu çabada yanlarında görmek istediklerini kaydetti.
Erdoğan konuşmasının sonunda, Özdemir Asaf'ın ''İki tür nokta var,biri önüne ve ardına bakar, biri ardına bakmaz ardını noktalar'' şiirini okuyarak şunları söyledi:
''Türkiye, AB ile ilişkilerinin inişli çıkışlı devrelerini noktalamak istemektedir. Türkiye, AB ile ilişkilerinde belirsizliklerinoktalamak istemektedir. Türkiye, AB ile ilişkilerinde artık kendini tüketen bir aşamayı noktalayıp, bir üst aşamaya geçebilmeyi istemektedir.'' (aa) |