13/12/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Türkiye
Piyasanet
Yeni-ekonomi
Dünya
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Ekonomi
13.12.2003
Özilhan: AB treni kaçarsa vebalini kim üstlenecek
 

TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye'yi yolundan çevirmek isteyenlerin oyunlarını bozmak için çalışmak gerektiğini söylerken, ‘‘ekonomi, siyasi istikrar ve uluslararası ilişkilerde ayağımızı yere sağlam basmalıyız’’ dedi. Birinci önceliğin AB olduğunu vurgulayan Özilhan ‘‘AB treni ikinci kez kaçarsa bunun vebalini kim ödeyecek bilmek lazım’’ dedi.

Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye'nin birinci önceliğinin AB olmasını, İslami değerlerle laikliğin çatışma alanı yapılmadan siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanması gerektiğini ve 2004 yılının her açıdan ‘‘zorlu’’ olacağını kaydetti. Bu üç konuda yere sağlam basmak gerektiğini dile getiren Özilhan, Türkiye'yi yolundan çevirmek isteyenlere karşı çalışmak gerektiğini vurguladı.

Ankara'da yapılan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısındaki konuşmasına İstanbul'daki saldırılara değinerek başlayan Tuncay Özilhan, ‘‘Yaşadıklarımız, Türkiye'yi yolundan çevirmek isteyenlerin oyunlarını bozmak için var gücümüzle çalışmamız gerektiğini ortaya koyuyor. Bunu üç temel alanda ayağımızı yere sağlam basarak yapabiliriz: Ekonomi, demokrasiyle birlikte siyasi istikrar ve uluslararası ilişkiler’’ diye konuştu.

Türkiye'nin, geleceğinin Avrupa'da olduğuna 40 yıl önce karar verdiğini ve zorlu bir mücadelenin ardından bugün üyelik müzakerelerinin başlatılmasının eşiğine kadar geldiğini hatırlatan Özilhan, Avrupa Birliği (AB) karşıtlarını eleştirdi. AB üyeliğinden vazgeçmenin Türkiye'nin Batılılaşma, modernleşme ülküsünün sonu olacağını ifade eden Özilhan, sözlerine şöyle devam etti:

‘‘Avrupa Birliği'ne tam üyelik yolunda ilerlemek birinci öncelik olarak konmak zorundadır. Başta Kıbrıs meselesi olmak üzere, tüm uluslararası ilişkilere bu pencereden bakılmalıdır. Türkiye, Kıbrıs meselesine kendi gelecek projelerinden hareket eden optimum bir çözüm arayışı ile yaklaşmalıdır. Bizim gelecek projemiz Avrupa Birliği üyeliği olduğuna göre gözümüzü bu hedeften ayırmamalı, politikalarımızı bu yolun gereklerini yerine getirme ekseninde belirlemeliyiz. Türkiye AB trenini iki kez kaçırdı. Bu kez de kaçıracaksa, bunun vebalini kimlerin üstlenmeye hazır olduğunu bilmek toplumun hakkıdır.’’

İSLAM VE LAİKLİK

Özilhan ‘‘Ayağımızı yere sağlam basmamız gereken ikinci alan, siyasi istikrar ve demokrasi’’ derken, İstanbul'daki terör saldırılarının ardından, tüm Batı dünyasının ‘‘model ülke’’ yaklaşımını bir kez daha ortaya attıklarını, burada kastedilenin ise demokratik, modern ve laik bir ülke olduğunu vurguladı. Bunun Türkiye'nin de arzu ettiği ve olumlu bulduğu bir yaklaşım olduğunu dile getiren Özilhan, ‘‘Elbette bu yaklaşım, Türkiye'nin arzu ettiği ve olumlu bulduğu bir yaklaşımdır. Ancak, bize atfedilen bu özelliğin gerçekten bir işimize yaraması için, içinin her gün yeniden doldurulması gerekli’’ diye konuştu.

Buradaki en önemli faktörün ‘‘İslami değerler, laiklik ve demokrasinin gerçekten bağdaştırılması’’ olduğunu dile getiren Özilhan, ‘‘Oysa bu alan her gün yeniden bir çatışma alanı olarak öne çıkmakta. Türkiye'nin gerçekten AB yolunda ilerlemesi isteniyorsa, bu çatışmalı alanda atılacak her adımda, Batı demokrasilerinin normlarını benimsenmek zorunda’’ dedi.

Havanda su dövülüyor yatırım ortamı iyileşmiyor

İsdihdamın da çok önemli bir konu olduğunu vurgulayan Tuncay Özilhan, ‘‘Yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmalarının, bu alandaki sorunlarımıza çözüm getirmesi beklenirken, üst kademede koordinasyon eksikliği, bürokraside iç uzlaşmanın sağlanamaması bizi havanda su dövme noktasına getirmiş bulunuyor’’ diye konuştu. Özilhan, ‘‘Türkiye kayıt dışını kontrol altına almayı başaramadığı için ikinci adımı da atamamakta ve yatırımları teşvik edecek bir vergi yapısına geçememektedir’’ dedi.

AB ve Kıbrıs bizi rotadan çıkarmasın

‘‘Ekonomide 2003 yılında sağlanan nisbi iyileşmenin bizi rehavete sevk etmemesi gerektiğinin altını bir kez daha kuvvetle çizmek istiyorum’’ diyen Tuncay Özilhan, bu çizginin devam etmesinin hükümetin üç temel alında göstereceği kararlılığa bağlı olduğunu vurguladı ve bunları şöyle sıraladı:

AB ve Kıbrıs başta olmak üzere uluslararası ilişkiler Türkiye'yi rotasından çıkarmadan ve başarıyla yönetilmeli.

İç siyasetin çatışma ortamından uzak tutularak uzlaşma üzerine inşa edilmeli.

Başta yapısal önlemler olmak üzere, ekonominin temel politika gereklerinin zamanında yerine getirilmeli.

Enflasyon 2004'te de tek haneye iner ama kalıcı olmaz

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, enflasyonun yüzde 10'un altına inmesi ile ilgili aşırı heyecan gösterenleri uyararak, ‘‘Yüzde 10'un altına inebilir. Ancak bu kalıcı olmayabilir. Kalıcı olacağı yer 2005'tir’’ dedi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda verilen öğle yemeğinde onur konuğu olarak bir konuşma yapan Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, ağırlıklı olarak enflasyon konusuna değindi.

Enflasyonda gidişatın iyi olduğunu ifade eden Serdengeçti şunları kaydetti:

‘‘Olumlu bir senaryo altında 2004'ün içinde dahi tek haneli bir enflasyon görülüyor. Aşırı bir heyecan görüyorum. Uyarmak gereğini hissediyorum. Yüzde 10'un altında inebilir. Ancak bu kalıcı olmayabilir. Kalıcı olacağı yer 2005'tir. Bu iş ciddi bir iştir. Dikkatli bir şekilde izlememiz, aşırı bir heyecana da kapılmamamız gerekiyor. Yüzde 12 diyorsak biliniz ki bu son derece ciddiyetle oluşturulmuş bir hedeftir. Bunun haricindeki yerlere, çok uzak yerlere gitmesini beklememek gerekir.’’

Enflasyon hedefinin tutup tutmayacağına ilişkin tartışmaların artık bir kenara bırakılmasını isteyen Serdengeçti, enflasyon değerlendirmesinin ciddi bir iş olduğunu söyledi.

Yüzeysel yaklaşımlarla bekleyişleri bozmanın hiçbir anlamının bulunmadığını belirten Serdengeçti, şunları kaydetti:

‘‘Adres göstermek istemiyorum... Diyelim ki bu yıl yüzde 12'lik enflasyon hedefi herhangi bir nedenden dolayı tutmadı. O zaman ne diyeceksiniz. Biz (3 yıldır bunu mu söylemeye çalışıyoruz) diyeceksiniz. Olmaz böyle şey. Enflasyonda ilerleme kaydettikçe biz istihdamdaki sorunları halledeceğiz. Bunu görmemiz lazım.’’

Bizi bekleyen asıl büyük tehlike popülizm

TÜSİAD YİK Başkanı Muharrem Kayhan, ‘‘2004'te Türkiye'yi bekleyen asıl büyük tehlike popülizmdir’’ dedi. 2001'de yapılan ve hükümetin de devam ettirdiği ekonomik programın esasının popülizm hastalığından kurtulmak olduğunu ve kendileri için başarının ölçüsünün de bu olduğunu belirten Kayhan, ‘‘Son günlerde emekli maaşları ve asgari ücret konusunda özel sektörün rekabet gücünü etkileyebilecek enflasyon oranındaki zamlar ve sicil affı hazırlıkları, popülizmin yeniden canlandırıldığı izlenimini uyandırıyor. Bunlara yoksulluğun belini kırmak, ekonominin bel kemiği KOBİ'ler gibi gerekçeler bulmak doğru değil’’ diye konuştu. Yerel seçim ortamında yapısal önlemlerin sürdürülmesi ile özel kurulların gerektiği gibi işletilmesinde, kamu harcamalarının kalıcı olarak azaltacak personel reformunu da içeren kapsamlı bir reform yapılması konusunda, ‘‘hükümetin, toplumun muhtelif kesimlerindeki dirence boyun eğmeyi tercih etmesinden endişe duyduklarını’’ vurguladı. ‘‘Özelleştirmede bunun işaretini gördük, dünyanın aynı sektördeki önemli şirketlerin katıldığı bir uluslararası ihale açıp, cari piyasa koşulları ile tespit edilmemiş bir fiyat çizgisi koyup, sonra da 'ederini bulmadı' diyerek ihaleyi iptal etmenin arkasında da popülist bir yaklaşımın izleri var’’ görüşünü savunan Kayhan, sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Risk primini asıl artıracak olan siyasal gelişmelerdir. Dünya piyasalarında, Türkiye'nin siyasi istikrarının pamuk ipliğine bağlı olduğunu düşündürecek tartışma ve çatışmalar bunların başında gelmektedir. Örneğin, kamuoyunun tüm hassasiyetine ve tepkisine rağmen hükümetin eğitim alanında YÖK gibi, Kur'an Kursları, İmam Hatipler gibi düzenlemeleri gündeme getirmesini bu çerçevede değerlendirmek lazım. Böylesine hassas alanlarda, 'hatamı gördüm, teklifimi geri çektim' demek yeterli olmamaktadır. Çünkü çatışmalardan geriye ciddi bir tortu kalmakta ve bu tortular bir güvensizlik birikimi yaratmaktadır.’’

‘Asker göndermeyin’ dedik haklı çıktık

TÜSİAD'ın, Irak'taki durumla ilgili bazı kesimlerin çok tepkisini çeken, ‘‘Bu aşamada asker gönderilmemeli’’ yolundaki yorumlarını hatırtarak, bu uyarının doğruluğunun kısa sürede ortaya çıktığını söyleyen Kayhan, YÖK konusundaki çalışmaların da hükümet ve yeni başkan için önemli bir birikim oluşturduğunu kaydetti.

Sınav yorgunuyuz artık mezun olmak istiyoruz

Türkiye'nin önünde bir kez daha zorlu bir sınav olduğunu söyleyen Muharrem Kayhan, şunları söyledi:

‘‘Aslında, kararsız dengedeki ekonomik ve siyasi ortamlar, yıllar boyunca Türk insanını 'sınav yorgunu' haline getirdi. Bu sınav sürecini artık ebediyen geride bırakmak, 80 yıldır devam eden 'demokrasi içinde kalkınma' çabamızı, 2004 sınavlarını başarıyla verip bu okuldan mezun olarak yeni bir evreye taşımak istiyoruz.’’ 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com