13/12/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Dünya
13.12.2003
İlter TÜRKMEN
Kıbrıs'ta çanlar kime?
  
iturkmen@hurriyet.com.tr
 

KKTC seçimini iktidar ve muhalefet referandum niteliğinde görüyor; çünkü bu seçimlerin Annan planı çerçevesinde çözüm isteyenlerle çözüme ne pahasına olursa olsun karşı çıkanlar arasında bir tercih anlamına geleceğini düşünüyorlar.

Bu yüzden plan, tartışmaların tam göbeğinde. Plana yönelik eleştiri ve çekincelerin bir kısmı kuşkusuz haklıdır. Fakat, diğer eleştirilerde, çağdışı bir sözde milliyetçiliğin beslediği demagojinin gerçekten şahikasına varılmıştır. Bunlardan birkaç örnek vermek istiyorum. İlk başta sınırlar konusu var. 1974'ten beri Annan planında öngörülen oranlarda toprak ayarlamaları yapılacağı ve dolayısıyla bu ayarlamalara tabi bölgelerde oturan Türklerin istedikleri takdirde Kuzey'e göç edecekleri biliniyordu. Bu oranları KKTC bir kere değil, birkaç kere kabul etmiştir. Şimdi bu konuda sergilenen sızlanma edebiyatı, ikna edici olmaktan uzaktır.

HAKLAR KAYBOLUYOR MU?

Bir inanılmaz iddia da 1960 antlaşmalarındaki haklarımızın kaybolduğudur. Hangi haklar diye sorulduğunda şu cevabı alıyorsunuz: 1960 antlaşmaları Kıbrıs'ın hem Yunanistan, hem de Türkiye'nin üye olmadığı bir uluslararası kuruluşa üyeliğini yasaklar. Dolayısı ile Kıbrıs, AB üyesi olamaz. Oysa antlaşmalar sadece Enosis veya taksimi yasaklar. AB üyeliğinin Enosis anlamına geldiği ise hiçbir uluslararası yargı merciinde savunulamaz. 1960 Anayasası'nda uluslararası kuruluşlara üyeliği engelleyecek veto hakkına yer verildiği doğrudur. Fakat anayasanın yürürlükte olduğunu KKTC kabul ediyor mu? O anayasa yürürlükte ise Türk kuvvetlerinin derhal Ada'yı terk etmesi gerektiğinin farkında mı? Galiba değil. Çünkü, AB üyelik sürecinde karşılaşacağı güçlükleri aşmak için Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı ‘‘Kıbrıs Cumhuriyeti’’ olarak tanımasında bir sakınca görmediğini bizzat Cumhurbaşkanı Denktaş söylüyor. Annan planını öldürmek için ‘‘Kıbrıs Cumhuriyeti’’ni tanımak ise pire için yorgan yakmaktan başka anlama gelmez. Bir devletin tanınmasının geriye dönük olarak o devletin bütün tasarruflarını tanımak anlamına geldiğini ve tanıma bir kere oldu mu onun geri çekilemeyeceğini söyleyecek bir hukukçu Lefkoşa'da yok muydu?

İleri sürülen bir başka sav da Annan planı ile Garanti Antlaşması'nın sulandırıldığıdır. Aksine plan Garanti Antlaşması'nı kuvvetlendiriyor, Türk ve Rum kurucu devletlerini de garantinin kapsamına sokuyor. Yine bu konuda Denktaş, Türkiye ile Yunanistan'ın arasındaki görüşmelerin sonuca ulaşmadığını ileri sürüyor ve ‘‘Garanti Antlaşması ortada yok’’ diyor. Gerçek öyle değil. Ankara ve Atina arasındaki temaslar Garanti Antlaşması'nın metni üzerinde değil, fakat Annan planında öngörülen Kıbrıs'ın silahsızlandırılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasının gerektirdiği teknik konular üzerinde cereyan ediyor.

PETROL OLSA NE OLACAK

Nihayet Kıbrıs'ta çözümün Türkiye'nin AB üyeliğine büyük bir ivme vereceğini kimse inkár edemez. Annan planı, Kıbrıs'ta çözüm ile Türkiye'nin AB üyeliği arasında direkt bir bağ kuruyor. Türkiye bir AB üyesinin toprak bütünlüğünü ve güvenliğini garanti ediyor. Ada'daki 6 bin kişilik Türk birliği ancak Türkiye AB üyesi olunca geri çekilecek. Kıbrıs'ı AB üyeliği için bir manivela olarak kullanmak isteyenler daha iyi bir formül bulabilirler mi?

Son günlerde bir de petrol savı ileri sürüldü. Kıbrıs'ı çevreleyen denizlerde çok petrol varmış ve AB bu yüzden Kıbrıs'ı üye yapmak istiyormuş. İyi de çözüm olmadan bu petrolden KKTC ve Türkiye nasıl yararlanacak? Statüsü tartışmalı Kuzey'deki deniz bölgerinde kim yatırım yapacak? Çözüm olmadıkça Güney Kıbrıs tek başına Güney'deki kaynaklardan istifade eder. Çözüm olursa tüm kaynaklardan iki taraf da yararlanır.

Kıbrıs'ta yarın umarım çanlar akılcılık ve sağduyu için çalar.


İlter TÜRKMEN
Tüm yazıları
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Eylemci sayısı niye arttı
 
    Ayşe ARMAN
  Bu Türk okuru tuhaftır, adamı ağlatır!
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Amerikalı Wright kardeşler mi Brezilyalı Santos-Dumont mu?
 
    Bekir COŞKUN
  Halt...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Dokunulmazlıklar kalkmadan zina ekonomisi bitmez
 
    Doğan HIZLAN
  Şairin ömrü şiiridir
 
    Ege CANSEN
  Servetin belgesi olur
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  İşgalci Türkiye!
 
    Erdal SAĞLAM
  ABD, AB ve Kıbrıs seçimleri
 
    Fatih ALTAYLI
  Bozulmadan gelişmek
 
    Hadi ULUENGİN
  Lefkoşa - Brüksel
 
    Kanat ATKAYA
  Penaltı deyip geçmemek lazımmış hakikaten çok detaylı bir hadise
 
    Pakize SUDA
  Tarkan'ın kalçaları
 
    Tufan TÜRENÇ
  Girit bizim canımız feda olsun kanımız
 
    Tolga AKYILDIZ
  Özcan Deniz mor bir inek
 
    Yalçın BAYER
  Açık toplum yaratıyoruz
 
    Yalçın DOĞAN
  Ohhh, demek için erken!..
 
    Güzin  Abla
  Bir profesörden öğüt: Yürümeyen evliliğinizi zamanında bitirin
 
    Özdemir İNCE
  Nizamülmülk ve siyasetname
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    İlhan SÖYLER
  Bu Galatasaray Villarreal'i eler
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  AB’den ilk sinyal çıktı
 
    Erman TOROĞLU
  Roma için zor olacak
 
    Şükrü KIZILOT
  Mirasın reddi ve emekli aylığı
 
    Figen BATUR
  Nazlana nazlana, söylene sızlana oraya giden ben masadan kalkamadım
 
    Nora ROMİ
  Önlenebilir hastalıkları önleyememenin bir nedeni de ihmal olmasın sakın
 
    Pako'nun Sayfası
  Nasıl işe yaradım...
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Sarı tehlike
 
    Ebru ÇAPA
  Flört, klipte bir nevi Beatles görünümü arz ediyor
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com