|
GİRİT 1909 yılında Türk milletinin bu feryatları arasında kayıp gidiverdi elimizden.
Bakın nasıl...
Girit, Muğla kıyılarına 180 kilometre uzaklıktadır. Önce Bizanslıların egemenliğinde olan ada, 823 yılında Arapların eline geçti. 961 yılında ise yeniden Bizanslıların oldu.
Daha sonra adayı Cenevizliler ele geçirdi ve 15 kilo altına Venediklilere sattı.
1645'te Osmanlılar adayı fethetme harekátına giriştiler. Bunu engellemek için oluşturulan haçlı ordusu Osmanlılarla savaşa başladı.
Girit savaşı tam 24 yıl 4 ay 16 gün sürdü ve ada 27 Eylül 1669 yılında on binlerce Türk askerinin canı pahasına fethedildi.
Türklerin adayı alması Rumlar tarafından büyük bir sevinçle karşılandı.
Venediklilerin kapattığı ortadoks kiliseleri hemen açıldı.
Adaya Türkiye'den getirilen çiftçi, esnaf aileler yerleştirildi, camiler, medreseler, köprüler, kütüphaneler, çeşmeler yapıldı.
Bu özgür ortam nedeniyle çok sayıda Yunanlı adaya gelip yerleşti.
1760 yılında adada 200 bin Müslümana karşı 60 bin Hıristiyan yaşıyordu.
Girit'teki ilk isyan Rusların tahrikiyle 1770 yılında patlak verdi ve ondan sonra da aralıklarla hiç durmadan sürdü.
Yıllar içinde çıkan isyanları bastırmak Babıáli için her geçen gün zorlaşıyordu. Çünkü Batılı ülkelerin müdahalesi artıyordu.
* * *
1821'de başlayan Yunan isyanı 1825'te bastırıldı ama 1830'da Batılı devletlerin zorlamasıyla bağımsız Yunanistan kuruldu. Hemen ardından da Girit'te ayaklanma çıktı.
Bu isyan bastırıldı ancak Rumlar 1841 ve 1859'da yeniden ayaklandılar.
Bu ayaklanmalar sırasında zaman zaman Türklere yönelik katliamlar yapıldı.
Bunların en büyüğü ve kanlısı 1866 yılının 16 Ağustosu'nda Selino Kasabası'nda oldu. Binlerce Türk katledildi. Ama Batı bu katliamları görmezden geldi.
Bundan cesaret alan ada Rumları 2 Eylül 1866'da enosis ilan ettiler ve Girit'in Yunanistan'a bağlandığını açıkladılar.
Bu sırada adada 16 tabur Türk askeri bulunmasına rağmen Osmanlı Devleti hiçbir şey yapamadı.
Ada Rumları'nın katliamları, Yunanistan'ın adaya gönderdiği Albay Koreneos önderliğinde düzenli olarak sürdü.
* * *
Sonunda baskılara dayanamayan Osmanlılar, Girit'e özerklik vermeyi kabul etti ama Rumlar bunu reddetti.
Batılı ülkelerin yoğun baskısıyla bu özerklik daha da genişletildi.
Ardından hemen bir Yunanlı vali atandı. Böylece adada Osmanlı egemenliği fiilen sona ermiş oldu.
1909'a gelindiğinde sallantıda olan Osmanlı İmparatorluğu Girit'i düşünecek halde değildi.
O günlerde Avusturya Bosna-Hersek'i ilhak ettiğini açıkladı. Osmanlı Devleti buna da sesini çıkaramadı.
Bunu fırsat bilen Girit Rumları adanın Yunanistan'a ilhak edildiğini açıkladı. Yunanistan da bunu kabul edip adayı topraklarına kattığını dünyaya duyurdu.
Bu karar Türk toplumunda büyük infial uyandırdı. Heyecanlı ama hüzün dolu gösteriler yapıldı.
Yunan isyanının başladığı 1821 yılından 91, 1720'deki ilk Girit isyanından da 142 yıl sonra ada 1909'da milyonlarca insanın ‘‘Girit bizim canımız, feda olsun kanımız’’ feryatları arasında Yunanistan'ın oldu.
Bugün adada tek bir Türk bile yaşamamaktadır.
Kıbrıs'taki ve Türkiye'deki meraklıların bilgisine sunulur.
|