Türk Sanayicileri ve İşadamaları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye'nin, Avrupa Birliği (AB) trenini daha önce iki kez kaçırdığını belirterek, "Bu kez de kaçıracaksa bunun vebalini kimlerin üstlenmeye hazır olduğunu bilmek toplumun hakkıdır" dedi.
Özilhan, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında yaptığı konuşmada, geleceğinin Avrupa'da olduğuna 40 yıl önce karar veren, Türkiye'nin günbe gün Avrupa'nın bir parçası haline geldiğini söyledi. Türkiye'deki AB karşıtlarının, Avrupa ile bağlarını kesen bir Türkiye'nin her türlü olumsuz dış etkiye, kışkırtmaya ve yönlendirmeye açık bir istikrarsızlık kaynağı haline geleceğini düşünemediklerini savunan Özilhan, şöyle devam etti: "Avrupa Birliği'ne tam üyelik yolunda ilerlemek birinci öncelik olarak konmak zorundadır. Başta Kıbrıs meselesi olmak üzere tüm uluslararası ilişkilere bu pencereden bakılmalıdır. Türkiye, Kıbrıs meselesine kendi gelecek projelerinden hareket eden optimum bir çözüm arayıyışla yaklaşmalıdır. Bizim gelecek projemiz AB üyeliği olduğunu göre, gözümüzü bu hedeften ayırmamalı, politikalarımızı bu yolun gereklerini yerine getirme ekseninde belirlemeliyiz. Türkiye, AB trenini iki kez kaçırdı. Bu kez de kaçıracaksa bunun vebalini kimlerin üstlenmeye hazır olduğunu bilmek toplumun hakkıdır."
"İSLAMİ DEĞERLER LAİKLİK VE DEMOKRASİYLE BAĞDAŞTIRILMALI"
Özilhan, Türkiye'nin siyasi istikrar ve demokrasi alanında ayağını yere sağlam basması gerektiğini ifade ederek, İstanbul'daki terör olaylarının ardından batı dünyasının model ülke yaklaşımını ortaya attığını söyledi.
Özilhan, İslami değerlerin laiklik ve demokrasiyle gerçekten bağdaştırılması gerektiğini kaydederek, bu alanın yeniden bir çatışma alanı olarak öne çıktığını, bu alanda atılacak her adımda batı demokrasilerinin normlarının benimsenmesi gerektiğini belirtti.
Özilhan, "Türkiye'nin yapay gündem maddelerinden kaynaklanan çatışmalara ve bunların doğuracağı siyasi istikrarsızlığa tahammülü yoktur. Demokrasi karşıtlığını açık ya da gizli bayrak edinmiş bazı kesimlerin terör saldırılarını bahane ederek demokrasinin mevcut kazanımlarının geri alınması gerektiğini savunması asla tasvip edilemez" dedi.
"EKONOMİDE REHAVETE KAPILMAMALI, 2004 ZOR GEÇECEK"
Türkiye ekonomisinin konjonktürel gelişmelerin de etkisiyle 2003 yılını ılımlı bir ekonomik iyileşme ortamı içinde geçirdiğini belirten Tuncay Özilhan, "Ekonomide, 2003 yılında sağlanan nispi iyileşme bizi rehavete sevk etmemelidir. 2004'ün, her bakımdan zor bir yıl olacağı ortada. İçerde ve dışarda bu zorlukların üstesinden gelebilmek için hükümetin tam bir işbirliği ve katılım anlayışı içinde hareket etmesi gerekecektir" dedi.
Özilhan, AB ve Kıbrıs başta olmak üzere uluslararası ilişkilerin Türkiye'yi rotasından çıkarmadan ve başarıyla yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak, iç siyasetin çatışma ortamından uzak tutularak uzlaşma üzerine inşa edilmesini ve başta yapısal önlemler olmak üzere ekonominin temel politika gereklerinin zamanında yerine getirilmesini istedi.
"EN KÖTÜ PERFORMANS ÖZELLEŞTİRMEDE"
Hükümetin, 2003 yılında en kötü performans gösterdiği alanın özelleştirmeler olduğunu savunan Özilhan, özelleştirmeye inancının olmasına karşın hükümetin bu alanı iyi yönetemediğini söyledi. Özilhan, "Özelleştirmelerde, tek kriterin fiyat olmadığını, dünya alem biliyor. Alıcının sağlayacağı yeni teknoloji, yapacağı ek yatırımlar için getireceği kaynaklar fiyatın belirlenmesine etki yapacak önemli faktörlerdir. Bunları dikkate almak yerine kamuoyundaki spekülatif fiyat değerlendirmelerini dikkate almak sürecin iyi yönetilemediğinin en belirgin işareti sayılmalıdır" diye konuştu.
Hükümetin, kamu reformunda istekli olduğuna ve başlangıç perspektifini doğru oturttuğuna inandıklarını ifade eden Özilhan, Kamu Yönetimi Temel Yasası Tasarısı'nda, aksaklıkların giderilerek kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. Özilhan, reformun bütünü üzerinde tartışma yapılmasını, Sayıştay'a verilecek denetim konusunda belli bir geçiş dönemini sağlanmasını, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) taşra teşkilatının il özel idarelerine devrinin daha sonraya bırakılmasını istedi.