|
ATATÜRK ‘‘gayri mümkün’’ün sınırlarını zorlamıştır. Mümkünün sınırlarını yoklamak liderler için yeterli bir eylem değildir. Evet, özellikle bu, Türkiye'nin kültürel kimliği açısından düşünülmelidir.
Atatürk'ün durumunu Konstantin Tsiolkovsky'nin (1857-1935) bir sözü aydınlatıyor: ‘‘Bugün imkansız gördüğümüz yarın mümkün olabilir.’’
İyi bir lider kendi tutkularının, kendi beğenilerinin tutsağı olmayandır.
İşte Atatürk'ün benim için önemi, Ortadoğu'daki kültür coğrafyasını değiştirmesi, Batılılaştırması, ama bunu gerçekleştirirken de, özündeki malzemeyi, otantik verileri yok saymamasıdır.
Hepimizin içindeki kültürel ben ile tasarladığımız ideal ben arasında bir fark vardır. Kişilik dediğimiz de belki bu uzmanlığın ortak paydasında oluşur.
Ama beğenimizle, duygumuzla benimsediğimiz bir kültür anlayışını, nesnel biçimde eleştirebiliriz.
Atatürk'ün yaptığı da buydu. Kendi beğenileri eski zamandan kalmış olabilirdi. Kendi kendine mırıldandığı şarkılar tek sesli Türk müziğinin en seçkin parçaları olabilirdi.
Ama o, geleceğin müziğini, geleceğin sanatını gördü ve onların kurumlaşmasını sağladı. Eski değerlere yeni bir gözle, başka deyişle Doğu'ya Batı'dan bakmamız için bir kültür politikası üretti.
Devletin bir kültür politikası olması bugün bile tartışılıyor.
Bugün bunun gerekliliği en aza indirgenmeli, devlet kültüre müdahale etmeden desteklemeli, yönlendirmemeli.
Ancak Atatürk zamanında bunun gerekliliğine inanıyorum. Çünkü devletin kültür politikası olmasaydı, kültüre ne yatırım yapılırdı, ne kültür kurumlaşabilirdi.
* * *
BUGÜN eleştirdiğimiz kurumlar, bazı devrimler, o günün koşulları içinde değerlendirilmedikçe, bunun altında ben suiniyet ararım.
Kültür tarihi kadar, dönemi içinde eleştirilmesi gereken az tarih vardır.
Devlet Senfoni Orkestraları Türk halkının kulağına çok sesli müziği ulaştırmasaydı, bugün bunca özel orkestra kurulabilir, seyirci bulabilir miydi? Çok sesli müzik aşamasını yapabilir miydik? Hayır. Tiyatro devletin desteğini alabilir miydi? Hayır.
Bugün eleştiri oklarını yönelttiğimiz ödenekli tiyatrolar hálá seyirci eğitimi, tiyatro kavramı açısından önemli işlevleri üstleniyor.
Acaba Devlet Tiyatroları kurulmasaydı, bugün özel tiyatro seyircisi oluşabilir miydi ?
Türk dili ve tarihi üzerine Batılı yöntemlerle çalışmaların yapılabilmesi için, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gerekliydi.
Eleştirilecek yönlerini kim yadsıyabilir.
Ne var ki Atatürk bunları kurmasaydı, karşıt görüşlerin tartışıldığı ortamlardan da yoksun kalacaktık.
Onun dil ve tarih tezleri, bu alandaki çalışmaları ateşledi.
* * *
BUGÜN Ortadoğu kültür coğrafyasındaki özgün yerimizi ona borçluyuz. Ayrıca, Doğu ile Batı arasındaki bağlantının kültürel kablosu da biziz.
Böyle bir değişim için bile Atatürk'ü anmak gerekiyor. Özellikle anlayarak anmak.
Sanırım artık bu aşamaya geldik. |