09/11/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Avrupa Birliği
09.11.2003
Hadi ULUENGİN
Aşk acısı kötü peki ya aşksızlık acısı?
  
huluengin@hurriyet.com.tr
 

Amerikalı hekimler, önce fareler, sonra insanlar üzerinde yaptıkları deneylerde, bedeni acıyla ruhi acının beyinde aynı salgıyı ve elektronları harekete geçirdiğini bulmuşlar. Kabul doktor, ‘‘aşk acısı’’ beyinde şunu salgılıyor, bunu çakıyor iyi güzel de, peki ‘‘aşksızlık acısı’’ nasıl bir iksir salgılıyor?

EDGAR Allan Poe, aşkını ‘‘O çocuk ben çocuk / memleketimiz o deniz ülkesiydi / Sevdalı değil karasevdalıydık, / Ben ve Annabel Lee; / Göklerde uçan melekler bile / Kıskanırlardı bizi’’ diye tarif ettiği şiirinde, sevgilinin ölümü ertesindeki acısını da şöyle dile getirir:

‘‘Ay gelip ışır ve hayalin irişir / Güzelim Annabel Lee; / Ve yıldızlar gözlerin gibi parlar / Güzelim Annabel Lee. / Orada gecelerim, uzanır beklerim. / Sevgilim, sevgilim, hayatım, gelinim / O azgın sahilde, / Yattığın yerde seni’’.

*

HAYIR, Poe'nun şiiri aklıma herhangi bir aşkı yitirdiğim için gelmedi.

Çünkü, bir aşkı yitirebilmek için önce ona sahip olmuş olmak gerekir ki, ben hanidir ve hanidir bu tür mülkiyet ilişkilerinden kaçıyorum.

Hatta kaçmak ne kelime, çok, çok uzaklardan böyle bir koku sezinler gibi olduğum an dahi derhal rotamı değiştiriyorum.

Kolay ‘‘hijyenik ilişkiler’’in ucuz ve ağır kokularıyla diğerininkini bastırıyorum.

Hafız'ın bahçesindeki narin ve nazik gülle sarhoşlar da artık ondan vazgeçemem endişesiyle, acilen, leş osuruk otlarının bittiği yaban tarlaya dalıyorum.

Böylesi daha iyi!

Yani, öyle olduğunu sanıyorum.

Aksi takdirde, hem Hayyam rubaisinin ‘‘Geçmiş günü beyhude yere yad etme / Gelmemiş bir an için de feryad etme / Geçmiş gelecek, bütün bunlar hep masal / Eğlenmeye bak, ömrünü berbad etme’’ telkinine uymamış olurum, hem de sonsuz aşk acılarında kavrularak, İngiliz şair gibi, metafizik bir Annabel Lee'yi ‘‘O azgın sahilde, yattığı yerde’’ bekler dururum.

Zaten yukarıdaki şiiri de bana ‘‘aşk acısı’’ hatırlattı.

*

HAYIR hayır, dediğim gibi ne kendim böyle bir acı çekiyorum, ne de bu tür acılara temayüllü kimselerin yakın çevremde dolanmasına izin veriyorum.

Çünkü, malum üzüm üzüme baka baka kararır ve hiç belli olmaz, belki onlardan bana da bulaşabilir. İyisi mi, tedbirli davranıp ‘‘aşkiler’’den uzak durayım.

Dolayısıyla, Edgar Allan Poe'nun ‘‘Annabel Lee’’si aklıma, romantikayla hiç mi hiç ilgisi olmayan tıbbi bir makaleden ötürü geldi.

Çok ayrıntısına girmeyeceğim, ‘‘acı sendromu’’nun vücuttaki algılanış süreci hakkında araştırma yapan Amerikalı hekimler, önce fareler ve şempanzeler, ardında da insanlar üzerinde gerçekleştirdikleri deneylerde, ‘‘bedeni acı’’yla ‘‘ruhi acı’’nın beyinde aynı protein salgısını ürettiği ve aynı hücre elektronlarını harekete geçirdiği sonucuna varmışlar.

Örneğin, hafifçe parmağı kesildiğinde canı yanan insanın beyni reaksiyonu, deneydeki video oyunundan dışlanan insanın reaksiyonuyla ortakmış.

Mekanizma aynı ‘‘acı’’ sistematiğini devreye sokuyormuş.

Tabii ki ‘‘sınır tecrübeler’’e razı olacak kimse çıkmadığından hipotez ancak varsayım üzerine kurulmuş ve buna göre de, ‘‘bedeni acı’’da parmağı değil kolu kesilen; ‘‘ruhi acı’’da ise, video oyunundan değil çıldırasıya bir aşktan dışlanan şahıslarda, yükselen skalaya paralel olarak, ortak salgılama ve elektronları eşit oranda artacağı hesaplanıyor.

Böylelikle, ‘‘acı derecesi’’nin dayanılmazlık raddesine varması mümkün.

Üstelik, ‘‘bedeni acı’’yı dindirmek için verilen ilaçların ‘‘ruhi acı’’ üzerinde de etkili olduğu tespit edilmiş ki hekimler bu olguyu, maddi û manevi diyalektiği tamamlayan ikinci bir unsur olarak görüyor.

İşte böyle, ‘‘Sevdalı değil, karasevdalıydık, Ben ve Annabel Lee’’ diyen şiiri, iyot kokan labaratuvarlarda beyaz önlük giyinmiş ve kobayların beynine ultra eloktronik kablo bağlamış doktorların yazdığı bilimsel makale nedeniyle hatırladım.

*

HATIRLADIM da ne oldu?

Hiiiiç!

Belki, ‘‘ne rahatım yahu, 'Orada gecelerim, uzanır beklerim / O azgın sahilde, yattığın yerde seni' diye bir derdim yok, dolayısıyla da beynim 'acı proteini' salgılamıyor ve hücrelerim 'acı elektronu' çakmıyor’’ diye biraz sevinir gibi oldum.

Ama, yalnız biraz. Züğürt tesellisi.

Çünkü, kabul doktor, ‘‘aşk acısı’’ beyinde şunu salgılıyor, bunu çakıyor iyi güzel de, peki ‘‘aşksızlık acısı’’ nasıl bir iksir salgılıyor? Ne tür bir kıvılcım çakıyor?

Söyle doktor, Annabel Lee'in ardından ‘‘Orada gecelerim, uzanır beklerim / O azgın sahilde, yattığın yerde seni’’ demeyen, diyemeyen, diyemeyecek olan korkuların ‘‘aşk - sız - lık a - cı - sı - na’’ hangi ilaç deva buluyor?


Hadi ULUENGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Beceriksizlik yarışı...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Süttozu yolları
 
    Ali Atıf BİR
  Tekel'e fazla bile verdiler
 
    Ayşe ARMAN
  Azize Bergin'in içinden başka bir kadın çıktı
 
    Bekir COŞKUN
  Yağma...
 
    Doğan HIZLAN
  Otuz Beş Yaş şairinin memleketinde bir gün
 
    Doğan ULUÇ
  Anti-yobaz virüsü
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Falih Rıfkı Atay anlatıyor
 
    Enis BERBEROĞLU
  Kuzey Irak tezkeresi çıkarmanın tam zamanı
 
    Ercan KUMCU
  Sürdürülebilir büyümeye geçiş (5)
 
    Erkan ÇELEBİ
  Elektronik eşya sigortası ‘hırsız izi’ bile istiyor
 
    Ferai TINÇ
  Feminen Parti
 
    Gila BENMAYOR
  Çarın petrol kralıyla savaşı
 
    Yurtsan ATAKAN
  Avaramu yarın bu mu
 
    Murat BARDAKÇI
  Tayyip Bey'e İstanbul için vize örnekleri
 
    Pakize SUDA
  Horoz, kümesteki yeni tavuğa daha çok sperm ayırıyor
 
    Sedat ERGİN
  Gül: Tarihi alamazsak felaket olur
 
    Uğur CEBECİ
  Hafif uçaklar dönemi başlıyor
 
    Yalçın BAYER
  Türbanda gerçekler
 
    Yalçın DOĞAN
  Büyüklere çocuk kitapları
 
    Mehmet YAŞİN
  Ekmek arası pide
 
    Özdemir İNCE
  Çakır'ın kızı Fatma
 
    Oğuz ARAL
  Aşk hallerimiz! 2
 
    Devrim SAĞIROĞLU
  Gerçekler
 
    Ercan SAATÇİ
  Stadımız var (2)
 
    Can BARTU
  Ali Aydın'a dua etsinler
 
    Doğan Hakyemez
  Beşiktaş geliyor
 
    Şükrü KIZILOT
  Atatürk ve vergi borcu olan köylü
 
    Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
  Egzersiz sağlıklı ve kaliteli yaşamın parçası
 
    Ebru ÇAPA
  Memleketimden vitrin manzaraları
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com