08/11/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
08.11.2003
Oktay EKŞİ
Bir gereksiz mesela daha...
  
oeksi@hurriyet.com.tr
 

YARGITAY Dördüncü Ceza Dairesi Başkanı Yüksek Yargıç Fadıl İnan'ın, bir duruşmaya ‘‘türbanlı’’ olarak katılmak isteyen sanık Hatice Hasdemir'i, ‘‘ya başını açmaya veya salondan çıkmaya’’ davet etmesi kafaları karıştırdı.

Hatice Hasdemir'in ‘‘Ama ben sanığım’’ şeklindeki itirazı sonuç vermemiş. Yüksek Yargıç İnan, ‘‘Fark etmez, salonu terk edin’’ diyerek sanığı çıkarttırmış.

Buyurun bakalım... Bu olaydaki kamu yararı nerede onu siz tayin edin!

Sanığın
kutsal sayılması gereken savunma hakkını korumak mı kamu yararının gereğidir, yoksa siyasal bir simge olduğu ve rejime karşı dayatma mesajı verdiği gerekçesiyle hem Anayasa Mahkemesi hem de Danıştay tarafından ‘‘kamu alanlarında giyilemez’’ denen türbanı (ve türbanlıyı) kapı dışarı etmek mi?

Soru karşımıza çıkınca itiraf edelim ki biz ilk bakışta ‘‘savunma hakkı’’ nın üstün tutulması gerektiğini ileri sürdük.

Gerekçemiz de çok açık:

Savunma hakkı engellenerek adalet dağıtılabilir mi?

Kaldı ki ‘‘kamu alanı’’ kavramını çok yaygın bir şekilde kullanmaya kalkarsak türbanlı hastaları ve ziyaretçileri de hastanelere almamamız gerekir.

Konuyu güvendiğimiz bilim adamı hukukçularla tartıştık.

Biri şu ilginç görüşü savundu:

‘‘Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi'nin uygulaması doğrudur. Çünkü aksini yapması yani türbanlı sanığın salonda o şekilde bulunmasına izin vermesi, yargının kurallarına ve devletin sistemine karşı dayatmayı kabul etmesi anlamına gelir. Oysa yargıç hem yasalara hem de Anayasa Mahkemesi'nin ve Danıştay'ın yerleşik kararlarına uymak, onları uygulamak zorundadır.

Kaldı ki adalet huzuruna çıkmanın kıyafetle, hal ve tavırla ilgili kuralları olması mahkemenin mehabeti
(yüceliği) ilkesinin gereğidir. O nedenle yargıç, örneğin ben mahkemede şapkamla oturacağım diyen erkeği de kapı dışarı edebilir.

Hukukun bir temel ilkesi de
‘her olayın kendi özel koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesini' gerektirir.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın 29 Ekim dolayısıyla verdiği kabul resmine türbanlı bayanları çağırmamasının üstünden henüz 10 gün bile geçmeden avukat sıfatını taşıyan yani mahkemenin kurallarını bilen
bir bayan tutar ‘Ben sanığım, türbanla duruşmaya girerim' derse, kimse yapılanın masum bir tavır olduğunu savunamaz. Orada yapılanın Merve Kavakçı'nın TBMM'de yaptığından farkı yoktur. Zaten temel amaç, orada burada köprü başları tutmak ve tüm sisteme egemen olmaktır. Yargıcın olaydaki saklı amacı görmesi, görevinin gereğidir. Kaldı ki alınan bu karar, ABD Yüksek Mahkemesi'nin meşhur ‘yakın ve açık tehlike' ölçütüne de uygundur.’’

Görüyorsunuz... Bir zamanlar ‘‘Taksim'e cami yaptırma’’ meselesi vardı ya... Onun gibi gerip duruyorlar. Çok denediler. Hep aynı sonucu aldılar. Bakalım kaşıya kaşıya nereye kadar gidecekler.


Oktay EKŞİ
Tüm yazıları
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Resepsiyon çıkışında bir sohbet
 
    Ayşe ARMAN
  Ayça ve John'un aşkı İngiliz bürokrasisine karşı
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Kadınların siyasete ortak olması için ille soykırım mı gerekiyor
 
    Bekir COŞKUN
  AB yolu türbelerden geçer...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Teftiş kurulları
 
    Ege CANSEN
  Yüksek faiz düşük kur
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Sanığın türbanlısı
 
    Erdal SAĞLAM
  BDDK’da ‘hem hakim hem savcı’ dönemi
 
    Fatih ALTAYLI
  Uçtu uçtu Fly uçtu
 
    Hadi ULUENGİN
  AB ve Kıbrıs
 
    İlter TÜRKMEN
  Aralık ayında KKTC
 
    Kanat ATKAYA
  Güzel de onun adı Ebru değil ki
 
    Tufan TÜRENÇ
  Ulusal davada kırılma noktası
 
    Yalçın BAYER
  Bizi satmaya hakkınız yoktur
 
    Yalçın DOĞAN
  İsrail'den bir yár gelemez bizlere
 
    Güzin  Abla
  Bu kadar şanssızlık karşısında isyan ediyorum
 
    Özdemir İNCE
  Osmanlı’dan bu yana
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  AB hem ağlıyor, hem hayır diyemiyor...
 
    Şükrü KIZILOT
  Oruç tutma vergisi!
 
    Pako'nun Sayfası
  Aşk yazım
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Müslüman Avrupa
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com