|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplanan Ekonomik ve Sosyal Konsey'de, işçi-işveren temsilci sayısı sorun yarattı. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın 6 kişilik TOBB heyetine dahil olarak toplantıya katılınca salonu terketti.
EKONOMİK ve Sosyal Konsey'in (ESK) dünkü toplantısında, Devrimci İşçi Sendikaları Konfedarasyonu (DİSK), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) 6 temsilciyle toplantıya katılmasına tepki gösterdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Konsey'e ‘‘hile karıştırıldığını’’ iddia eden DİSK heyeti, toplantıyı terketti.
Konsey üyesi olan DİSK heyeti, bütün kuruluşların 3 temsilciyle toplantıya katılmalarına karşın TOBB'un 6 üyeyle yer almasını protesto etti. ESK başladıktan 10 dakika sonra DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi başkanlığındaki heyet toplantıyı terketti. Çelebi gazetecilere, ‘‘Bu işleme hile karıştırılmasını doğru bulmuyoruz’’ diyerek, TÜSİAD'ın toplantıya çağrılı olmamasına rağmen Başkan Tuncay Özilhan'ın TOBB heyetinde yeralarak katıldığını kaydetti.
Amaçlarının yeni bir tartışma başlatmak, protesto yapmak olmadığını vurgulayan Çelebi, ‘‘ESK'nın bütün üyeleri 3 kişiyle temsil edilmesine karşın, TOBB toplantıya 6 kişiyle katıldı. Ve bu durum ikinci kez yaşanmaktadır’’ diye konuştu. TOBB'un geçen toplantıya Başbakan Erdoğan'ın özel çağrısıyla 6 kişi olarak katıldığını anlatan Çelebi, Erdoğan'ın kendilerine bu durumun düzeltileceği sözünü verdiğini aktardı. Konseyin yapısının geliştirilmesi, yeni temsilcilerin katılmasından yana olduklarının altını çizen Çelebi, şunları söyledi:
‘‘Ancak hükümet, genişleme önerisini dikkate almadan ‘hukuksuz' biçimde TOBB'u toplatıya çağırmıştır. Bu işleme hile karıştırılmasını doğru bulmuyoruz.’’
REFORM POLEMİĞİ
Ekonomik ve Sosyal Konsey Toplantısı'nda Başbakan Erdoğan ile Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız arasında Kamu Yönetimi Reformu ekseninde bir tartışma yaşandı. Reformu sert bir dille eleştiren Akyıldız, ‘‘Bu yasanın kökü dışardadır. Reform, PKK'nın ve bölücü örgütlerin işine yarayacak.’’ dedi. Hazırlanan tasarıyla terör örgütlerinin, aşiretlerin, tarikatlerin ve cemaatlerin gücünün artacağını savunan Akyızdız, reformun üniter yapıyı bozacağını ve sosyal devleti ortadan kaldıracağını ve bu tasarısından vazgeçilmesi gerektiğini kaydetti.
Akyıldız'ın tepkisi üzerine Başbakan Erdoğan da sert bir açıklama yaptı ve reformu savunarak, ‘‘Bunları yapmak zorundayız. yoksa ilerde yapmak zorunda kalacağız. Legal ve illegal örgütlerin işine yarar endişesiyle reformdan geri adım atamayız’’ dedi. Başbakan Erdoğan, Akyıldız'a Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'le konuşmasını istedi ve kendisine ikna edici bilginin verileceği söyledi. Erdoğan'ın toplantıdan ayrılmasından sonra Müsteşar Dinçer'in reformla ilgili Konsey üyelerini bilgilendirdiği öğrenildi. Ancak, Kamu-Sen'in Dinçer'in açıklamalarına da tepki gösterdiği ve sert tartışmaların yaşandığı kaydedildi.
Çağlayan baygınlık geçirdi
EKONOMİK ve Sosyal Konsey Toplantısı'na TOBB ekibiyle katılan Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Zafer Çağlayan'ın baygınlık geçirdiği belirtildi. ESK toplantısının başlamasından bir süre sonra fenalaşarak baygınlık geçirdi. Başbakanlık'ta doktor kontrolünden geçirilen Çağlayan'ın tansiyon düşmesi nedeniyle fenalaştığı öğrenildi.
ESK'dan 80'inci yıl bildirisi
EKONOMİK ve Sosyal Konsey'in, Cumhuriyet'in 80'inçi yılı dolayısıyla yayınladığı bildiride, ‘‘Avrupa'nın hasta adamı olarak görülen bir ülkeden, dünyanın ilk 20 büyük ekonomisi arasına girmiş bir Türkiye yaratılmıştır’’ denildi. Bildiride, ‘‘1923 yılında kişi başına 45 dolar olan milli gelir, 3 bin 500 dolar düzeyine ulaşmıştır’ ifadesi kullanıldı.
Erdoğan: Umut verdik ama daha güldürmedik
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Ekonomik ve Sosyal Konsey'de (ESK), vatandaşlara umut vermelerine karşın, henüz tam yüzlerini güldürecek noktada olmadıklarını açıklayarak, ‘‘Hükümetimizin ikinci yılı için temel önceliğimiz, geniş halk kesimlerinin yüzünü güldürecek tedbirleri hayata geçirmek olacaktır’’ dedi.
Bankacılık sektöründe uzun yıllar ihmal edilen, üzerine gidilmeyen yolsuzlukların, ‘bugün herkesin üstüne büyük mali yükler bindirdiğini’ ifade eden Erdoğan şöyle konuştu: ‘‘Bir yıl gibi kısa bir zaman içinde, bütün problemlerin çözülmesini bekleyemeyiz. Maalesef bir süre, mali disiplinden ödün vermeden sıkı bütçe uygulamalarını sürdürmek zorundayız. Milletin büyük sıkıntıları sinesine çektiğini biliyoruz Onlara umut verdik ama henüz tam yüzlerini gülderecek, sıkıntılarını giderdiğimizi söyleyecek bir noktada değiliz.’’
Erdoğan, ekonominin üstündeki kara bulutların dağıtıldığın ve bütün sektörlerde tazelenme havası yakalandığını söyleyerek, ‘‘Türkiye artık insanların her gün krizlerden, sıkıntılardan, bunalımlardan sözettiği bir ülke olmaktan çıkarılmıştır’’ dedi.
Tekel'e IMF de üzüldü: Ucuza şirket satmayın
TEKEL'in sigara bölümüne tekliflerin 3 milyar dolara çıkması beklentileri arasında ihalede en yüksek teklifin 1 milyar 150 milyon dolarda kalması, Uluslararası Para Fonu'nu (IMF) bile üzdü. Uygulanan program çerçevesinde Türkiye'ye sürekli, özelleştirme uyarısı yapan, gecikmeleri eleştiren IMF, Tekel ihalesinden çıkan sonuç üzerine, ‘‘Elinizdeki şirketleri ucuza satmak zorunda değilsiniz’’ mesajı verdi.
A.A.'nın sorularını yanıtlayan bir IMF yetkilisi, Tekel'in özelleştirilmesine yönelik süreçte özellikle tütün bölümü için olası alıcılarca verilen fiyatların, beklentilerin çok altında kaldığının hatırlatılması üzerine, ‘‘Piyasanın güçlü tepki vermediği özelleştirmelerde kuruluşların çok düşük fiyata satılmasına gerek yok’’ dedi.
IMF yetkilisi, bu durumun, Tekel'in yanı sıra Türkiye'nin özelleştirmeyi planladığı diğer kuruluşları için de geçerli olduğunu kaydetti. Aynı yetkili, buna karşılık hükümetin özelleştirme çabalarını sürdürmesinin gereğine de işaret etti.
Yabancı güven ister
SABANCI Holding Yönetim Kurulu üyesi Demir Sabancı, yabancı yatırımcının Türkiye'ye gelmesi için güven ortamının tesis edilmesi gerektiğini söyledi. Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü Derneğinin Koç Yatırım Menkul Değerler A.Ş sponsorluğunda düzenlediği Kurumsal Yönetim konferansında konuşan Sabancı, ‘‘Ortaklık konusunda Henry Ford'un güzel bir tanımlaması var. Ford ‘Biraraya gelmek başlangıç, birlikteliği devam ettirmek gelişim, birlikte çalışmak başarıdır' diyor. İyi bir ortaklık için iyi bir yapı kurulmalı ve ortaklık öncesi herşey en ince ayrıntısına kadar kağıda dökülmelidir. Sağlıklı bir ortaklığın kurulmasında kurumsal yönetişimin rolü büyüktür’’ dedi.
Doğru ortakla mutluyuz
KURUMSAL Yönetim konferansında konuşan Koç Finansal Hizmetler Yönetim Kurulu üyesi, Federico Ghizzoni, Uno Credito olarak doğru ortağı bulmanın çok zor olduğu Türkiye’de Koçbank ile ortaklık yaparak doğru ortaklık kurduklarını ve bu nedenle yabancı yatırımcı olarak Türkiye'de mutlu olduklarını söyledi. Türkiye'ye gelen yabancı sermayenin azlığına dikkat çeken Ghizzoni, bu konunun nedenlerinin ortaya konulması gerektiğini söyledi. Ghizzoni ‘‘Bir ülkede kurumsal yönetişim uygulayan şirketlerin sayısı artıkça o ülkenin istikrarı ve demokrasisine de bağlı olarak ülkeye gelen yabancı sermaye miktarı artacaktır’’ dedi.
2004'de Telekom tekeli mutlaka kalksın
TÜRK Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), telekomünikasyonda tekelin kaldırılmasının 1 Ocak 2004 tarihinde mutlaka gerçekleştirilmesi gerektiğini bildirdi. TÜSİAD, Bilgi Toplumu ve Yeni Teknolojiler Komisyonu altında faaliyet gösteren Telekomünikasyon Çalışma Grubu'nun hazırladığı görüş dökümanı çerçevesinde, bir açıklama yaptı. Açıklamada, şöyle denildi:
Telekomünikasyon Kurumu'na, gerekli düzenlemeleri en kısa sürede yapabilmesi için ek olanaklar sağlanmalı.
Siyasetin Kurum üzerine baskı uygulamasını engelleyici önlemler alınmalı.
Türk Telekom'un yeni işleticiler ile eşit koşullarda rekabet edebilmesi için sermaye yapısı devlet ağırlıklı olmaktan çıkarılmalı.
Ek vergi gibi finansal hesaplara ağır yük getirecek uygulamaların olmayacağının güvencesi verilmeli.
Dünya Bankası: Yardıma muhtaç değilsiniz
DÜNYA Bankası Türkiye Direktörü Marie-Helen P. Bricknell, Türkiye'nin Dünya Bankası'ndan doğrudan yardım alacak kadar fakir bir ülke olmadığını belirterek, ‘‘Bu nedenle Dünya Bankası Türkiye'ye gelecek üç yıl içinde 4.5 milyar dolar kredi verecek’’ dedi. Kurumsal Yönetim Derneği'nin konferansında soruları yanıtlayan Bricknell, bir gazetecinin, ‘‘Türkiye'ye Dünya Bankası tarafından yönlendirilmesi düşünülen 1 milyar dolarlık fonun gelecek yıl içinde devreye girip girmeyeceği’’ sorusuna şu yanıtı verdi: ‘‘Bizim verilerimize göre Türkiye doğrudan fakirlik yardımı alacak bir ülke değil. Türkiye'nin bulunduğu düzey düşük faizli uygun koşullarda kredi vermemizi gerektiriyor.’’ |