|
29 Ekim akşamı Çankaya'daki resepsiyon çıkışında AKP'li bir milletvekili ile karşılaştım.
Kendisini ve eşini iyi tanıyorum.
Eşi, başı açık, son derece çağdaş bir kadın.
CAZ KONSERİ
İki yıl önce İstanbul'un moda bir gece kulübünde karşılaşmış, Saint Germain isimli Fransız caz topluluğunun konserini izlemiştik.
Dikkat ettim, eşi yanında değildi.
‘‘Sezer'e tepkiden dolayı mı gelmedi?’’ diye sordum.
‘‘Kendi kararı’’ cevabını verdi ve bana ‘‘Şimdi içerdeki tamamen başı açık kadınlardan oluşan manzara Türkiye'yi yansıtıyor mu’’ diye sordu.
Ben ‘‘Hayır yansıtmıyor’’ cevabını verdim ve sordum:
‘‘Hükümet üyelerinin ve iktidar partisinin üçte ikisinin eşlerinin türbanlı kadınlardan oluştuğu bir fotoğraf Türkiye'yi yansıtıyor mu?’’
Bu defa o ‘‘Haklısın, değil’’ cevabını verdi.
Evet konuştuğum kişi AKP'nin önde gelen bir milletvekiliydi.
Mantıklı iki insan konuştuğu zaman ulaşılan nokta aynı oluyor.
Bana göre Türkiye'nin içine düştüğü zavallı tartışma ortamının gerçek nedeni de bu sohbette saklı.
Artık bu saçma sapan kargaşaya gerçekçi bir teşhis koyma zamanı geldi.
Tartıştığımız bu acendayı bize, kendinden başka kimseyi düşünmeyen egoist bir azınlık empoze ediyor.
Çünkü bu azınlığın tek gıdası düşmanca kamplara ayrılmış bir Türkiye.
Bu Türkiye'yi sömürerek yaşayabiliyorlar.
Bizler de toplumu geren bütün olaylara bu azınlığın empoze ettiği psikolojiyle giriyoruz.
Yani bu iklimi yaratan bir avuç azgının kölesi olarak yaşamaya devam ediyoruz.
Şu geldiğimiz noktaya bakın.
Bu ülkede bundan 15-20 yıl önce türbanlı kızlar üniversiteye girebiliyordu.
Bugün giremiyor.
AZINLIĞIN ACENDASI
Geçen yıla kadar türbanlı kadınlar Çankaya'daki resepsiyona davet ediliyordu.
Bugün edilmiyor.
Ve son nokta.
Düne kadar türbanlı kadınlar mahkemelere girebilirken, şimdi bu kapı da kapatılmak isteniyor:
Üstelik insana iyice mantıksız gelen bir gerekçe ile kapanıyor:
‘‘Mahkeme kamusal alandır.’’
15-20 yıl önce bu toplumun gündeminde türban diye bir şey yoktu.
Halkın yüzde 98'inin gündeminde hálá böyle bir sorun yok.
‘İNADINA’ İDEOLOJİSİ
Ama bir avuç insan ve bunları pompalayan medya mensubu bu olayı her gün burnumuzun üstüne yumruk gibi indiriyor.
Öyleyse dün yapmadığımız birçok saçmalığı bugün niye yapıyoruz?
Çünkü dini sembollerin bir avuç fanatik tarafından yıllar boyunca sömürülmesine karşı bir şey yapamadık.
‘‘İmam Hatipler arka bahçemizdir’’ diyen siyasi zihniyet, bu okullara giden birçok masum çocuğunun geleceğini kararttı.
Gençler üzerinden siyaset yaparak, bindirilmiş türbanlı kıtaları üniversite kapısına dayayanlar, gerçek inanç sahibi genç kızların eğitim imkánını yok etmekten başka bir şey başaramadılar.
Sonuçta, ‘‘inadına’’ zihniyetini Meclis kürsülerine taşıyanlar, kendileri gibi ‘‘inadına’’ davranan karşıtlarını yarattılar.
Geldiğimiz son nokta ise saçmalığın da zirvesi oldu.
Türbanlı diye insanları mahkeme salonuna sokmadık.
Türkiye şimdi bu iki ‘‘inadına’’ zihniyetin esiri olarak oradan oraya sürükleniyor.
Söyleyin bu ülkeye bundan daha büyük kötülük yapılabilir mi?
Bundan daha kötü bir egoizm olabilir mi?
Sevgili okurlar, ülkemizi bu noktaya getirenler inanın bir avuç fanatikten ibarettir.
Bizler, onların bu egoist duyguları tatmin olsun diye bu saçma sapan gerginlikleri yaşıyoruz.
Hayatımız bu bir avuç türban taciri ile ona aynı egoizmle cevap veren karşıtları tarafından karartılıyor.
MAÇI KAZANAN
Sonunda bu ‘‘maçı’’ taraflardan hangisi kazanırsa kazansın, mutlaka bir mağlubu olacaktır.
Bu defa onun rövanş duyguları hayatımızı karartmaya başlayacaktır.
Yani kaybeden bu ülkenin ana gövdesi olacaktır. |