08/11/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
08.11.2003
Ertuğrul ÖZKÖK
Resepsiyon çıkışında bir sohbet
  
 

29 Ekim akşamı Çankaya'daki resepsiyon çıkışında AKP'li bir milletvekili ile karşılaştım.

Kendisini ve eşini iyi tanıyorum.

Eşi, başı açık, son derece çağdaş bir kadın.

CAZ KONSERİ

İki yıl önce İstanbul'un moda bir gece kulübünde karşılaşmış, Saint Germain isimli Fransız caz topluluğunun konserini izlemiştik.

Dikkat ettim, eşi yanında değildi.

‘‘Sezer'e tepkiden dolayı mı gelmedi?’’ diye sordum.

‘‘Kendi kararı’’ cevabını verdi ve bana ‘‘Şimdi içerdeki tamamen başı açık kadınlardan oluşan manzara Türkiye'yi yansıtıyor mu’’ diye sordu.

Ben ‘‘Hayır yansıtmıyor’’ cevabını verdim ve sordum:

‘‘Hükümet üyelerinin ve iktidar partisinin üçte ikisinin eşlerinin türbanlı kadınlardan oluştuğu bir fotoğraf Türkiye'yi yansıtıyor mu?’’

Bu defa o ‘‘Haklısın, değil’’ cevabını verdi.

Evet konuştuğum kişi AKP'nin önde gelen bir milletvekiliydi.

Mantıklı iki insan konuştuğu zaman ulaşılan nokta aynı oluyor.

Bana göre Türkiye'nin içine düştüğü zavallı tartışma ortamının gerçek nedeni de bu sohbette saklı.

Artık bu saçma sapan kargaşaya gerçekçi bir teşhis koyma zamanı geldi.

Tartıştığımız bu acendayı bize, kendinden başka kimseyi düşünmeyen egoist bir azınlık empoze ediyor.

Çünkü bu azınlığın tek gıdası düşmanca kamplara ayrılmış bir Türkiye.

Bu Türkiye'yi sömürerek yaşayabiliyorlar.

Bizler de toplumu geren bütün olaylara bu azınlığın empoze ettiği psikolojiyle giriyoruz.

Yani bu iklimi yaratan bir avuç azgının kölesi olarak yaşamaya devam ediyoruz.

Şu geldiğimiz noktaya bakın.

Bu ülkede bundan 15-20 yıl önce türbanlı kızlar üniversiteye girebiliyordu.

Bugün giremiyor.

AZINLIĞIN ACENDASI

Geçen yıla kadar türbanlı kadınlar Çankaya'daki resepsiyona davet ediliyordu.

Bugün edilmiyor.

Ve son nokta.

Düne kadar türbanlı kadınlar mahkemelere girebilirken, şimdi bu kapı da kapatılmak isteniyor:

Üstelik insana iyice mantıksız gelen bir gerekçe ile kapanıyor:

‘‘Mahkeme kamusal alandır.’’

15-20 yıl önce bu toplumun gündeminde türban diye bir şey yoktu.

Halkın yüzde 98'inin gündeminde hálá böyle bir sorun yok.

‘İNADINA’ İDEOLOJİSİ

Ama bir avuç insan ve bunları pompalayan medya mensubu bu olayı her gün burnumuzun üstüne yumruk gibi indiriyor.

Öyleyse dün yapmadığımız birçok saçmalığı bugün niye yapıyoruz?

Çünkü dini sembollerin bir avuç fanatik tarafından yıllar boyunca sömürülmesine karşı bir şey yapamadık.

‘‘İmam Hatipler arka bahçemizdir’’ diyen siyasi zihniyet, bu okullara giden birçok masum çocuğunun geleceğini kararttı.

Gençler üzerinden siyaset yaparak, bindirilmiş türbanlı kıtaları üniversite kapısına dayayanlar, gerçek inanç sahibi genç kızların eğitim imkánını yok etmekten başka bir şey başaramadılar.

Sonuçta, ‘‘inadına’’ zihniyetini Meclis kürsülerine taşıyanlar, kendileri gibi ‘‘inadına’’ davranan karşıtlarını yarattılar.

Geldiğimiz son nokta ise saçmalığın da zirvesi oldu.

Türbanlı diye insanları mahkeme salonuna sokmadık.

Türkiye şimdi bu iki ‘‘inadına’’ zihniyetin esiri olarak oradan oraya sürükleniyor.

Söyleyin bu ülkeye bundan daha büyük kötülük yapılabilir mi?

Bundan daha kötü bir egoizm olabilir mi?

Sevgili okurlar, ülkemizi bu noktaya getirenler inanın bir avuç fanatikten ibarettir.

Bizler, onların bu egoist duyguları tatmin olsun diye bu saçma sapan gerginlikleri yaşıyoruz.

Hayatımız bu bir avuç türban taciri ile ona aynı egoizmle cevap veren karşıtları tarafından karartılıyor.

MAÇI KAZANAN

Sonunda bu ‘‘maçı’’ taraflardan hangisi kazanırsa kazansın, mutlaka bir mağlubu olacaktır.

Bu defa onun rövanş duyguları hayatımızı karartmaya başlayacaktır.

Yani kaybeden bu ülkenin ana gövdesi olacaktır.


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Bir gereksiz mesela daha...
 
    Ayşe ARMAN
  Ayça ve John'un aşkı İngiliz bürokrasisine karşı
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Kadınların siyasete ortak olması için ille soykırım mı gerekiyor
 
    Bekir COŞKUN
  AB yolu türbelerden geçer...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Teftiş kurulları
 
    Ege CANSEN
  Yüksek faiz düşük kur
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Sanığın türbanlısı
 
    Erdal SAĞLAM
  BDDK’da ‘hem hakim hem savcı’ dönemi
 
    Fatih ALTAYLI
  Uçtu uçtu Fly uçtu
 
    Hadi ULUENGİN
  AB ve Kıbrıs
 
    İlter TÜRKMEN
  Aralık ayında KKTC
 
    Kanat ATKAYA
  Güzel de onun adı Ebru değil ki
 
    Tufan TÜRENÇ
  Ulusal davada kırılma noktası
 
    Yalçın BAYER
  Bizi satmaya hakkınız yoktur
 
    Yalçın DOĞAN
  İsrail'den bir yár gelemez bizlere
 
    Güzin  Abla
  Bu kadar şanssızlık karşısında isyan ediyorum
 
    Özdemir İNCE
  Osmanlı’dan bu yana
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  AB hem ağlıyor, hem hayır diyemiyor...
 
    Şükrü KIZILOT
  Oruç tutma vergisi!
 
    Pako'nun Sayfası
  Aşk yazım
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Müslüman Avrupa
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com