10/10/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
10.10.2003
Özdemir İNCE
Türkçe sözlü Arapça şarkılı
  
oince@hurriyet.com.tr
 

1950’lerde özellikle açık hava sinemalarında Yusuf Vehbi, Abdülavab, Behiyye Şıkşık, Tahiyye Karyoka gibi oyuncu-şarkıcı ve dansçıların başröllerini oynadığı Mısır filmleri gösterilirdi. Filmin afişleriyle bezeli kocaman bir panoyu sırtında taşıyan tellâl sokaklar boyunca bağırırdı: “Aşkın Gözyaşları, Türkçe sözlü Arapça şarkılı...”

***

Türkiyeli tanımlaması damdan düşmeden önce edebiyat dünyasında Türkçe Şiir, Türkçe Edebiyat gibi kavramları kullananlar, genelleşmesi için çaba gösterenler vardı. Bu zorlamalarla edebiyat dünyası güya demokratikleştiriliyordu. Bunların dışında Türkiye Şiiri, Türkiye Edebiyatı deyişlerine de rastladığımız oldu. Böylece, Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak Türkiye’nin çok kültürlülüğü vurgulanmış oluyor(du). Vurgulanan ne şu, ne bu! Türkçeyi yazınsal ifade aracı olarak kullanan her yazarın Türk kökenli olmadığına ya da kendini Türk saymadığına dikkat çekilmek isteniyor(du).
Ebediyat ortamı toplumun başka ortamlarına benzemez. Bir devletin vatandaşı olmanın belgesi kimlik ve pasaporttur. Ama bu kimlik belgesi ve pasaport edebiyat ortamında geçmez. Bu ortamda yapıtınızda kullandığınız dil (lisan) geçerlidir; tanımlayan, belirleyen bu dildir.

***

“Türk” sözcüğünü “ırk” göstereni olduğu kaygısıyla ad ve sıfat olarak kullanmak istemeyenlerin içtenliğe inanmıyorum. Tam aksine, üst kimliği reddetmek için seçilen Türkiyeli, Türkiye Şiiri, Türkiye Edebiyatı gibi zorlamalar, etnisite gösterenini aşıp alt kimlikle örtüşen ırkçı bir göstergeye dönüşmekte.
Kulaktan dolma yöntemiyle kendilerine örnek aldıkları francophone (fransızca konuşan) sözcüğünün ne anlama geldiğine dikkat etmeliyiz: Fransız olmayan, (belki) Fransa’da oturmayan ama Fransızca konuşan kimselere frankofon denir. Anadili Fransızca olmayıp Fransızcayı yazınsal dil olarak kullanan yazarların edebiyatı da Fransa’da “Littérature francophone” olarak tanımlanıyor. Bu sınıfa giren yazarlar, genellikle Cezayir, Tunus, Fas gibi eski Fransız sömürgesi çıkışlı ya da Denizötesi Fransız Toprakları’ndan gelen ve anadillerini değil de Fransızcayı edebiyat dili olarak kullanan yazarlar. Bunlara Lübnan ve Vietnam kökenli yazarlar eklenebileceği gibi (varsa) Fransızca yazan Türkler de eklenebilir. Ama Fransa’da doğup büyümüş, bütün eğitimini Fransızca yapmış ve yazın dili olarak Fransız dilini kullanan Bröton, Katalan, Bask, Korsika kökenli yazarlara frankofon yazarlar denmez, “Fransız yazar” denir.

***

Nereden bakarsak bakalım: Fransa ve Frankofon örneğini Türkiye ve Türkofona çevirmemiz son derece güç. Ancak, bir başka devletin vatandaşı olup Türkiye sınırları dışında yaşayan ve Türkçeyi edebiyat dili olarak kullanan Türk kökenli yazarların edebiyatına Türkofon edebiyat diyebiliriz.
Ama bu sözcüğü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve Türkçeyi yazın dili olarak kullanan ve kendini bir alt kimlikle (Kürt, Rum, Ermeni, Gürcü, Boşnak, Laz, Çerkez, Roman,vb.) de tanımlayan yazarlar için kullanamayız.
Canları isterse kendilerini alt kimlikleriyle tanımlayabilirler ama yapıtlarını yazdıkları dilin edebiyatı ve o edebiyatın adı (Türk Edebiyatı) kendileri istemese de onları da kapsar. Eğer alt kimlikleri kendileri için çok önemliyse o zaman o alt kimliğin diliyle yazarlar.
Örneğin Ermeni dilinin yaşayan en büyük şairlerinden olan değerli dostum Zahrad (Zareh Yaldızcıyan) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak İstanbul’da yaşamakta, şiirlerini Ermenice yazmakta ve bütün dünyada Ermeni şair olarak tanınmaktadır. Zahrad’ın Ermeniliği etnisitesinden değil kullandığı dilden kaynaklanmaktadır. Türkçe yazsaydı Ermeni kökenine karşın Türk edebiyatının içinde yer alırdı.

***

Bir başka çarpıcı örnek: William Saroyan kimdir, Amerikan yazarı mıdır yoksa Ermeni yazar mıdır, yoksa Ermeni asıllı Amerikan yazarı mıdır? Saroyan’a sonuncu tanım uyar.
Dikkat! Türkiye Edebiyatı, Türkçe Edebiyat, Türkçe Şiir gibi tanımlamalar kullanmak edebiyatın dille ilişkisinin reddi anlamına gelir. Kimsenin paşa gönlü için ne dilin doğası ne de uluslar arası kural ve töreler zorlanır. Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlık numarasına sahip birini Türkiyeli olarak tanımlamak hem dil bilincinden hem de ulusal bilinçten yoksunluğun göstergesidir.


Özdemir İNCE
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Derviş, CHP'yi anlatıyor
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  10 bin asker yetmez
 
    Ali Atıf BİR
  Emniyet Genel Müdürü’nden çıt yok
 
    Bekir COŞKUN
  Enayi olmayı nasıl unuttum?..
 
    Doğan HIZLAN
  Türkiye standında gene başbaşayız
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Irak rezaleti
 
    Enis BERBEROĞLU
  70 yılda 77 ilk imza yaratan yayıncı Varlık
 
    Ercan KUMCU
  Çin ekonomisi yeniden gündemde
 
    Fatih ALTAYLI
  Maliye Bakanı, ek vergiyi yatırdı mı?
 
    Ferai TINÇ
  Irak'ta sivil-asker dengesi
 
    Gila BENMAYOR
  Futurallia gerçekleşirse KOBİ'lere gün doğar
 
    Kanat ATKAYA
  İngiltere'yi yeneriz de ben, Ayşe'ye ofsaytı anlatabilecek miyim?
 
    Sedat ERGİN
  AKP'ye ne oldu böyle?
 
    Tufan TÜRENÇ
  Takkeler düştükçe...
 
    Yalçın BAYER
  Musluğumuz akmazsa
 
    Yalçın DOĞAN
  Bir kere olsun şaşırtın bizi!..
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  İngiliz kampındaki ayaklanmayı yaşadım…
 
    Vahap MUNYAR
  Altıncı fabrikada Rusça konuşurum
 
    Engin KRATZER
  Yeter ki istesinler
 
    Mehmet Nuri YILMAZ
  İslam'da sihir ve büyü
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com