04/10/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
04.10.2003
Türk doktor, ırkçı kadın savcının son kurbanı mı?
 

Şermin SARIBAŞ

Geçtiğimiz temmuz ayında gazetelere yansıyan bir habere göre, New York'taki bir klinikte çalışan psikiyatr doktor Selim Can Alkoç (33), 23 yaşındaki iki İsveçli kızı ilaçla bayıltarak tecavüz etmiş ve tecavüzden sonra Türkiye'ye kaçmıştı. New York seks suçları başsavcısı ise bunun üzerine Alkoç'un dosyasını Adalet Bakanlığı'na göndermiş ve mahkeme açılmasını istemişti.

25 yıl ceza istemiyle tutuklu yargılanan Alkoç, geçtiğimiz nisan ayından beri Bayrampaşa Cezaevi'nde yatıyor ve mahkemesi halen devam ediyor. Haberin detayını merak edip biraz kurcalayınca, bir gayya kuyusu çıktı. New York seks suçları savcısı, polisiye romanlarıyla da ünlü Linda Fairstein'dı ve Fairstein ABD'deki feminist hareketin sıkı bir militanıydı. Daha da önemlisi savcılığı sırasında, üç seks davasında delilleri çarpıttığı, suçsuz insanları tutuklattığı için görevden el çektirilmişti. Ve Selim Can Alkoç'un davası da, Fairstein'ın görevden el çektirilmeden önceki en son işiydi. Can Alkoç, gerçekten bir mütecaviz miydi, yoksa New York Times gazetesinde bile ‘‘işgüzar ve ırkçı’’ diye tanımlanan Fairstein'ın son kurbanı mıydı?

BU SORULARIN CEVAPLARI NİYE YOK?

4 Vajinasında kızarıklık olan Jessica, zaten bütün gece tamponunu çıkarmadığını söylüyor. Tampon kızarıklığa sebep olabilir. Bu bulgular, iç cinsel organlarda bulunması gerekirken, dış cinsel organlarda görülüyor. Ayrıca bu tür kızarıklıklar, kaşıntı, alerji ya da kabızlıktan olabiliyor.

4 Adli tıp kuralları gereği muayenenin fotoğraflanması gerekiyor. Bu fotoğrafları isteyen Türkiye'deki mahkemeye neden olumsuz yanıt geldi? Bu fotoğraflar yok mu?

4 Sperm kadının vücudunda 48 saat canlı kalırken, tecavüze uğradığını iddia eden kızlarda sperme rastlanmadı. Prezervatifle tecavüz edildiği düşünülüyorsa, prezervatif yan maddeleri izlerine, yani prezervatif kullanıldığını gösterir bulguya rastlanmadı. Bu iki bulgu olmadan tecavüz nasıl gerçekleşebilir?

4 Doktorun evinde bulunduğu söylenen ilaçların dökümü, dava dosyasında yok. Evinde Xanax bulunmamış. Çalıştığı hastanede çalıntı ilaç kaydı yok. Öyleyse niye bu ilaçları hastaneden temin ettiği düşünülüyor da, kızların ilaç bağımlısı olduğu düşünülmüyor?

4 Xanax'ı hiçbirşey hatırlamayacak dozda almış olsalardı kızların tıbben en erken 15-20 saat sonra uyanmaları gerekiyordu. Halbuki gece 01'de yatıp, sabah 07'de uyanmışlar.

4 Kızlara niye sadece idrar tahlili yapıldı, adli tıpça esas kriter sayılan kan tahlili yapılmadı?

Can Alkoç, 1999'da Çapa Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra, New York'taki St. Luke Roosevelt Hastanesi'ne psikiyatri asistanı olarak kabul edilmişti. 2000 yılının mayıs ayında, aynı hastaneden Belçikalı bir doktor arkadaşıyla Kanada'nın Montreal şehrine tatile gittiğinde, iki İsveçli kızla tanıştı. Barda tanıştıkları Jessica Herzman (23) ve Mariah Veronica Brohede (23), İsveç'te öğrenci olduklarını, Kanada'da 4-5 aylığına bir ailenin yanında kaldıklarını söylüyorlardı. Bir haftalık tatil boyunca Can ve Jessica arasında bir yakınlaşma oldu, ama herhangi bir birlikteliğe dönüşmeden Can ve Belçikalı doktor arkadaşı New York'a döndüler.

Can'ın doktor arkadaşı yolda dönerken, ‘‘Sence bu kızlarda tuhaflık yok muydu?’’ diye sordu. Zira kızlar durmadan, ‘‘Alanya'da neredeyse tecavüze uğruyorduk, Atina'da da tecavüze uğruyorduk ama polislik olduk’’ diye anlatıyorlar ve aralarında sürekli İsveççe kavga ediyorlardı. Can, Kanada seyahatinden döndükten 15 gün sonra Jessica'dan bir e-mail aldı. Mail'de, ‘‘New York'a gelmeyi düşünüyoruz, gelirsek sende kalabilir miyiz’’ diyordu. Can'ın cevabı ‘‘Evim çok küçük ve tek odalı rahat edebilirseniz kalabilirsiniz’’ olmuştu.

20 Mayıs Cumartesi günü Jessica ve Mariah sabah erkenden Can'ın evindeydiler. Can'ın izin günü olduğundan bütün günü New York'u gezerek geçirdiler. Aynı gece, Can ve Jessica daha önce aralarında bir yakınlık doğduğundan beraber oldular. Ertesi gün Can, sabah 6'da uyandı ve anahtarı kızlara bırakarak hastaneye gitti. O gün kızlar tek başlarına gezmeye devam etti.

O gecenin sabahı yani 22 Mayıs günü, Can yine erkenden evden çıktı ve nöbetçi olduğundan 23 Mayıs sabahına kadar eve dönmedi. Eve gelince de kızlara, ‘‘Biraz uyuyacağım’’ dedi. Kızlar da o uyuyabilsin diye dışarı çıktılar, akşam saat 17.00 sıralarında ellerinde hediye oyuncak bir ayı ve bir şişe viskiyle geri döndüler. Akşam hep beraber bir müzikale gideceklerdi. Evden çıkmadan biraz viski içtiler. O gece kızlar aralarında sürekli İsveççe kavga ederken Can, ne zaman gideceklerini sordu, ertesi gün dediler. Saat 23.00'ü gösterirken eve döndüler, biraz daha viski içip sohbet ettiler ve saat 01.00'de yattılar.

Jessica'nın periyod dönemi olduğundan, Can'la birlikte olmamıştı. Can sabah 06.00'da hastaneye gittiğinde, kızlar hálá uykudaydı. Akşam 17.00'de eve döndüğünde, kızların bir teşekkür mektubu bırakarak ayrıldıklarını gördü. Mektupta, ‘‘Her şey için teşekkür. Çarşaflar kirliydi, yanımıza alıyoruz. Geri getiririz söz’’ yazıyordu.

TECAVÜZLE SUÇLANIYOR

Can eve girdikten birkaç saat sonra kapısını polisler çaldı ve kızların adını söyleyip, tanışıp tanışmadıklarını sordu. Tanıyorum deyince polis, her iki kıza da tecavüz etmekle suçlandığını söyledi ve Can'ın ifadesini aldı. Soruşturma sonucunun üç gün içinde kendisine bildirileceğini söyleyip, gitti. Can, ertesi gün hastaneye gittiğinde, soruşturma sonucuna kadar işten el çektirildiğini öğrendi ve durumu İstanbul'da yaşayan ailesine bildirdi. Ailesi Türkiye'ye dönmesi telkininde bulunduysa da, Can soruşturma sonucunu beklemeyi tercih etti. Fakat, üç gün içinde geleceği söylenen cevap 15 gün geçtiği halde gelmedi. Beklemek ve boşluk canını sıkıyordu. ‘Türkiye’ye gidip 28 gün askerliğimi yapayım aradan çıksın'' dedi. İstanbul'a doğru yola çıkmadan önce, üst katındaki yine bir doktor olan Türk arkadaşına, haber gelirse diye posta kutusunun anahtarını, arayanı olur diye çağrı cihazını, video kamerasını, fotoğraf albümlerini ve 80 tane video kasedini emanet etti.

ARKADAŞI CEZAEVİNDE

Can, İstanbul'a döndükten sonra, New York'tan gelecek haberi uzun süre bekledi ama hiç haber çıkmadı. Bu arada Muğla'da bir hastanede çalışmaya başladı ve orada tanıştığı bir kızla arkadaşlık etmeye başladı. Aradan 7-8 ay geçtikten sonra başından geçenleri ona anlattı ve 2001 yılının haziran ayında evlendi.

Kendisinin haberi yoktu ama o sırada New York'ta eşyalarını emanet ettiği üst kat komşusu doktor T., tecavüzle ilgili delilleri yok ettiği gerekçesiyle yargılanıyordu. Başsavcı Fairstein'ın iddiasına göre, Can kızlara tecavüzü filme almış ve bu kasedi diğer kasetlerle birlikte komşusuna emanet etmişti. Ama komşusu T., Can'ı korumak için bu kasedi çöpe atmıştı. T.'nin ifadesine göre, Fairstein bu suçlamayı kabul etmesi için T.'ye baskı yapmış ve T. ‘‘Olmayan bir şeyi itiraf edemem’’ demişti. T. ne yaptıysa Fairstein'ı ikna edemedi ve 2 yıl New York'taki bir cezaevinde tutuklu olarak yargılandı. İki yılın sonunda Fairstein, T. hakkında hiçbir somut delil sunamadığı için T. beraat etti ama T.'nin New York'taki hayatı da bitti.

TÜRKİYE'DE TUTUKLANIYOR

Geçtiğimiz nisan ayına kadar, davayla ilgili Can'a hiçbir haber gelmedi. Bir cuma akşamı polis zili çalıp da Can'ı sorduğunda evde değildi ama ertesi gün çağrıldığı karakola gittiğinde, bir daha eve dönemeyeceğini bilmiyordu. Polisler Can'ın ifadesini aldılar, savcılığa çıkardılar ve hakkında gıyabi tutuklama kararı olduğu için doğruca Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderdiler. Fairstein, Can'ın dosyasını Adalet Bakanlığı'na göndermiş ve İstanbul'da dava açılmasını istemişti. Can'ın bütün adresleri dava dosyasında olmasına rağmen, polis kapıya dayanana kadar, Can'a dava açıldığına dair hiçbir bildirimde bulunulmamıştı.

Can'ın gıyabında neler olmuştu da, işin ucu cezaevine kadar uzanmıştı? 2000 yılının mayıs ayına, İsveçli kızların Can'ın evinden ayrıldığı güne dönelim. Jessica ve Mariah, Can'ın evden ayrılmasından bir saat sonra sabah 07.00 sıralarında uyanmıştı. Uyandıklarında Jessica, arkadaşına ‘‘Ben gece nasıl uykuya daldığımı hatırlamıyorum. Sen hatırlıyor musun? diye sordu. Mariah, ‘‘Ben de hatırlamıyorum’’ diye cevap verince, ikisinde de ‘‘acaba Can, içkimize ilaç atıp, bize tecavüz etmiş olabilir mi’’ şüphesi uyandı. Bunun üzerine çarşafları, Can'ın databank'ını aldılar ve bir teşekkür mektubu bırakarak polise gittiler.

Jessica, Can'la birkaç kez kendi isteğiyle birlikte olduğunu ama dün gece arkadaşının da nasıl uykuya daldığını hatırlamadığı için, Can'ın ilaç vererek onları uyutup, tecavüz etmiş olabileceğini söyledi. Polis, ifadelerden sonra kızları doktora götürdü. Adli Tıp'la ilgili sadece 3 gün kurs almış asistan bir doktorun muayene bulgularına göre, her ikisinin de anüsünde hafif çizikler gözüküyordu ve Jessica'nın vajinasında tırnak ucu kadar bir çizik vardı. İdrar tahlillerinde de sakinleştirici özelliği olan Xanax ilacı bulundu. Ama her ikisinde de sperm bulunmadı. Bunun üzerine savcı, prezervatifle tecavüz etmiş olabileceğini düşündü, araştırıldı, prezervatifin talk maddesine rastlanmadı.

İsveçli kızlar, ‘‘Bize tecavüz etti’’ diye kesin bir iddiada bulunmamalarına karşılık savcı Fairstein, Can hakkında kamu davası açtı. Polisin yaptığı araştırma sırasında komşularına Can hakkında sorular soruluyordu. İşte üst kat komşusu T.'nin ifadesi de bu sırada alınmıştı ve Can'ın ona emanet ettiği özel eşyalar arasındaki kasetlerden birkaçı seks kasediydi.

Fairstein, Türkçe konuşmaların geçtiği bu kasetlerin deşifresini istemiş, gelen deşifrelerde kasetteki kızın, ‘‘Can, bana tecavüz etme’’ dediği belirtilmişti. Fairstein, tüm bunları Can'ın Türkiye'ye gönderilen dava dosyasına ekledi.

İstanbul'da Can hakkında iki dava açıldı. Biri kimliği belirsiz Türk kızına tecavüzden, diğeri de İsveçli kızlara tecavüzden. Türkiye'deki kıza tecavüzden açılan davada, Can ilk celsede beraat etti. Çünkü kasetteki görüntülerde yatakta çıplak yatarak konuşmalar vardı ama cinsel bir birleşme olmadığı gibi, Fairstein'ın iddia ettiği gibi ‘‘Can bana tecavüz etme’’ cümlesi yoktu.

Selim Can Alkoç davasının en can alıcı noktalarından biri, New York'taki hiçbir delilin Türk mahkemelerine ulaştırılmaması. Ulaştırılmadığı gibi Fairstein'ın, delilleri isteyen mahkemeye cevabında da üstü kapalı bir tehdit vardı: ‘‘İfadeleri delil kabul etmeyecek misiniz? Bu durumda aramızdaki İnterpol anlaşmasını iptal mi edelim?’’

Sonuçta davaya ifadelerle devam edildi. Genç bir doktorun 25 yılla yargılandığı ve bütün geleceğinin bağlı olduğu dava, sadece üç kişinin sözlü ifadesiyle görülüyor: İki İsveçli kızın, polisin ve adli tıpta uzman bile olmayan doktorun.

NEW YORK TIMES'IN İŞGÜZAR IRKÇI DEDİĞİ SAVCI LINDA FAIRSTEIN'I İŞİNDEN EDEN MARİFETLERİ

4 1996 yılında yine Can Alkoç'un görev yaptığı hastaneden gastroenterolog Patrick Griffin'in kolonoskopi sırasında baygın olan hastasına oral seks yaptırdığı iddiasıyla yürüttüğü davada doktoru mahkum ettirdi. 2000 yılında yinelenen davada, Fairstein'in bazı önemli delilleri sakladığı anlaşıldı ve Griffin beraat etti. Ama bu arada mesleğini kaybeden doktorun hayatı altüst oldu.

4 Fairstein, Colombia Üniversitesi'nde mikrobiyoloji doktorası yapan Oliver Jovonovich'i, bir öğrenciyi kaçırmak ve cinsel işkence etmekten 15 yıla mahkum ettirdi. Jovonovich'in hapiste yattığı sırada mahkeme temyize gitti ve yine Fairstein tarafından önemli delillerin saklandığı ve hikayenin fabrikasyon olduğu anlaşıldı. Dava düşürüldü ama sanık iki yıl boşu boşuna cezaevinde yatmış oldu.

4 1989 yılında Central Park'ta, bir kadına tecavüz ettiği iddiasıyla, yaşları 15-17 arasında değişen 5 zenci çocuğu 15 yıl hapse mahkum ettirdi. Aradan 12 yıl geçtikten sonra, gerçek suçlunun itirafı sonucu açılan temyiz mahkemesinde Fairstein'ın delilleri çarpıttığına karar verildi ve 12 yıl içerde yatan çocuklar beraat etti.

Bütün bu davalar görülürken, cinsel suç romanları yazan Fairstein'ın romanlarının satışı tavana vuruyordu. Davaların basında sansasyon oluşu ile kitapların bestseller oluşu birbiriyle yarışıyordu. Fairstein sadece iki kitaptan 2.5 milyon dolar kazanmıştı. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com