23/08/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yaşam
23.08.2003
Dağıldığımızı kim söyledi?
 

Şermin SARIBAŞ

Gran Turismo albümüyle 1998'e damgasını vuran İsveçli The Cardigans beşlisi dünya turnesinin ardından ortadan kaybolmuştu. Üyeleri kendi albümlerini yayınlamaya başladı.

‘‘Dağıldılar’’ söylentileri çıktı. 2001'de tekrar toplanıp kozlarını paylaşan beşli stüdyoya girdi. 2.5 yılda 3 ülke dolaşarak tamamladıkları beşinci albümleri Long Gone Before Daylight mayıs ayında piyasaya çıktı. Şimdi yine konserden konsere koşuyorlar. 7 Eylül'de Rock'n Coke Festivali kapsamında İstanbul'da konser verecekler. Beşliyi geçen hafta İngiltere'de, Stafford'daki V2003 Festivali'ndeki konserinde, sahne arkasında bulduk. Aralarına nifak tohumları saçıp, siz dağılmamış mıydınız, diye sorduk...

Türkiye'deki dinleyicilerinizin beklentileri konusunda fikriniz var mı?

Nina:
Avrupa'daki fan'lerimiz ve dinleyiciler birbirinden pek farklı değil. Haliyle o kadar şok olacağımızı sanmıyorum. Neyin çok farklı olabileceği konusunda pek fikrim yok. Daha önce oraya gitmemiştik ve bu nedenle enteresan olacak sanırım.

Neden Cardigans (kalın ceket) ismini seçtiniz? İsveç'te hava soğuk olduğu için mi? Bununla bir ilgisi var mı? Nereden geliyor?

Peter:
Neden olmasın? Hava İsveç'te soğuk.

Nina: Bu ismi daha önce kullanan olmadı.

Bengt: Orda duruyordu, biz de aldık.

Albüm hazırlarken birlikte çok zaman geçiriyorsunuz. İş dışında da birliktesiniz. Birbirinizle anlaşabiliyor musunuz?

Nina:
Birlikte bu kadar çok zaman geçiriyorsak iyi de anlaşıyoruz demektir herhalde. Ama bunun farkında olmamız da önemli. Bu konuda hassas olup birbirimize saygı duymalıyız tabii.

Magnus: Ama bazı günler yalnız kalmak istediğiniz oluyor. Kapıyı kapatıp bir kitap okumak, kendi kendine biraz daha yoğunlaşmak. Ama bu herhangi bir ailede nasılsa bizde de öyle. Ara sıra yalnız kalıp kendi başına enerji toplamalı insan. Hayatla daha iyi başa çıkabilmek için.

HER SABAH ONU DÜŞÜNÜYORUZ

1999'da neden dağıldınız? Artık birbirinizi pek fazla görmek istemediğinizi söylemişsiniz. Şimdi ne değişti peki?

Nina:
Öncelikle belirteyim ki o zaman dağılmamıştık. Hatta gelecekte ne olacağını düşündüğümüzü bile söyleyemem. O sıralar yaptığımız tur bitti ve biraz ara vermek zorunda hissettik. Birbirimizi sıkça görmeye de devam ettik. Yedi yıldır birlikteyiz ve birlikte çalışmaya alışığız. Arada geçen uzun zaman boyunca özlediğimiz tatili yaptık. Sanırım, çalışmaktan fazlaca yorulmuştuk.

Uzun bir tatil oldu o halde...

Nina:
Evet gerçekten de öyle oldu.

Bazılarınızın geçmişinde caz ve hard-rock var. Bu deneyimleriniz pop ile nasıl buluşuyor?

Peter:
Aslında çok çeşitli müzikler dinliyoruz ve sanırım geçmişteki deneyimlerimiz de çıkardığımız işleri farklı kılıyor. Çünkü müziğimizde çok farklı türlerin etkileri var. Ve bu etkilerin hiçbiri de doğrudan etki değil. Yani belirli türlerin bize ait versiyonları oluyor.

Bir grup kurulduğunda akla gelen sorulardan biri de ne zaman dağılacağıdır. Siz bunu kendinize soruyor musunuz?

Laste:
Neredeyse her sabah... Sanırım bunu en ciddi olarak, ara verdiğimiz dönemde düşünmüşüzdür. Bir gün ayrılmak zorunda kalırsak bunun doğru karar olduğundan emin oluruz. Ara verdiğimiz dönemde ise durum sadece bir tatildi. Öyle bir dinlenme dönemine ihtiyacımız olduğuna karar vermiştik. Aslında grupların dağılmalarına pek gerek yok. Asıl sorun şu ki bazen gruplar çok fazla birlikte olmak zorunda kalıyorlar ve hatta buna zorlanıyorlar, başka gruplarla... Korkular var, başka gruplarla çalmak filan.

Son soru Nina'ya.. Son albümde sözlerde imzan var. Sadece vokalist olmakta sizi tatmin etmeyen bir şey mi var?

Nina:
Aşamalı bir şekilde her albümde daha fazla söz yazmaya başladım. Yavaş yavaş başladı ve zamanla arttı. Bu son plağı yaparken üretkenliğim üstümdeydi ve her şeyi başkalarının yapmasını istemedim. Böyle bir dürtü ve ihtiyaç doğdu yani bende. Sadece vokalistlik yapmaktan tatmin olmama meselesi değil. Turnelerde, konserlerde çalıp söyledikçe, içimden gelen sözleri dillendirmenin benim için daha önemli olduğu düşüncesi edindim. Tüm olan bitenle daha fazla temasta olmak meselesi.

Gelecekte neler yapacaksınız? Böyle mi devam edeceksiniz? Planlarınız var mı?

Nina:
Ara vermeyi ve kendi hızımızı ölçmeyi öğrendik. Bu iş ancak böyle olur. Daha önce yıllarca bunu neden yapmadığımızı düşündüm. İşleri kendimiz için daha kolay hale getirmeyi öğrendik.

HENÜZ ELTON JOHN KADAR OLMADIK AMA BİZ DE BİRAZ ŞIMARIYORUZ

Bazıları ünlü ve zengin olunca şımarırlar. Siz şu anki konumunuza yükseldikten sonra hisleriniz nasıl değişti?

Magnus:
Sanırım biz de diğer gruplar da bir şekilde şımarıyoruz ve değişiyoruz. Bir kitapta şunu okumuştum: Elton John bir gün bir otel odasında uyanır. Dışarısı bulutlu ve kasvetlidir. Ve birini arayıp havayı değiştirmesini ister. Biz henüz bu şımarma düzeyine ulaşmadık. Eğer bu durumun ve gerçeklerin farkındaysanız, bazen kendinizle dalga geçtiğinizi görür ve anlarsınız. Hani şımarmaya ihtiyacınız olduğunu düşünürsünüz filan. Ancak neticede ayaklarınızın yerde olması daha serinkanlı bir davranış; boktan biri gibi davranacak kadar şımarık bir zengin olmazsınız o zaman. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com