23/08/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
23.08.2003
Ertuğrul ÖZKÖK
Şimdi neredeyim
  
 

BANA göre, bu yılın en önemli sözleri, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, 28 Şubat'la ilgili analiziydi.

Başbakan, 28 Şubat sonrasında Milli Görüş'le yollarını ayırdıklarını çok açık sözlerle ifade etti.

Herkesin siyasetle ilgilenmeye başladığı bir miladı vardır.

Benimki, 27 Mayıs 1960'ta gerçekleştirilen askeri darbeydi.

KÖTÜLÜĞÜN BAŞI

Aklımda kalan ilk gerçek siyasi slogan da, ‘‘Ordu-millet el ele’’ solganıydı.

O tarihten bugüne kadar geçen süreyle ilgili görüşüm, bana göre tutarlı, başkalarına göre ise zikzaklar çizen bir çizgidir.

Ben 43 yıllık bu tarihi sürece, kendimce şöyle bakıyorum.

27 Mayıs darbesi, Türkiye'de siyasi alandaki kan davalarının ve kötülüklerin miladıdır.

Çünkü 27 Mayıs, haklı hiçbir gerekçeye dayanmayan, arkasında halk bulunmayan, kendine aydın diyen dar bir darbeci zümrenin, ordunun hiyerarşik düzenini bozarak gerçekleştirdiği bir darbeydi.

Ne yazık ki Türkiye, bu darbe ile ciddi bir hesaplaşmayı yapamadı.

Bunun da çok acısını çekti.

Yakın tarihimizin ikinci büyük hatası 12 Mart ve onu izleyen dönemde üç gencin asılmasıdır.

Bu olay, 27 Mayıs'ta başlayan kan davasını, toplumun öteki kesimine de yaymış ve 12 Eylül'e giden yolun taşları, bu kanlı duygularla döşenmiştir.

Buna karşılık, 12 Eylül 1980'de askerlerin yaptığı müdahaleyi sonuna kadar haklı görürüm.

Benim de aralarında bulunduğum çok sayıda insanın hayatı bu müdahale sayesinde kurtulmuştur.

Ama bundan önemlisi, 12 Eylül müdahalesinin arkasında çok ciddi bir halk desteğinin bulunmasıdır.

Bu müdahalenin lideri Evren Paşa bugün halk arasında göğsünü gere gere geziyorsa, gittiği her yerde hálá büyük ilgi görüyorsa, bunun nedeni, işte bu haklılıktır.

BALANS AYARI

Ama 12 Eylül'ün Türk siyasetine en büyük katkısı, aşırı sol ve aşırı milliyetçi marjinal hareketlerin, iktidarı ele geçirme umutlarını bir daha canlanmamacasına söndürmesidir.

Bu bakımdan, Türkiye'nin demokrasi yürüyüşünde ilk ciddi ‘‘balans ayarı’’ 12 Eylül'de olmuştur.

Yine bana göre, Cumhuriyet tarihimizin ve demokrasi yürüyüşümüzün ikinci büyük ‘‘balans ayarı’’ 28 Şubat'tır.

Çünkü 28 Şubat süreci, Türkiye'de aşırı dinci kesimin laik düzeni yıkarak, kendine uygun bir rejim kurma umudunu söndürmüştür.

ŞİMDİ NEREDEYİM

Böylece aşırı sol ve aşırı sağın anti-demokrat ruhundan sonra, aşırı dinci ve anti-laik ruha da dur demiştir.

Bu nedenle 28 Şubat sürecini bütün kalbimle destekledim. Ve hayatımın sonuna kadar bunu gururla savunacağım.

Çünkü şöyle düşünüyorum.

Türkiye'de gerçek demokrasinin yolu, bu iki askeri müdahalenin yaptığı balans ayarı ile açılmıştır.

Azınlık istibdatlarına yol açacak sivil darbelerin yolu bu sayede kesilmiş ve bugün yaşadığımız uzlaşmaya doğru gelebilmişizdir.

Bazıları soruyor, 28 Şubat’ı destekleyen bugün demokrasiyi nasıl savunur? Asıl ben onlara soruyorum, dün 28 Şubat’ın bertaraf ettiği tehlikeyi görmeyenler bugün demokrasiyi nasıl savunur?

Şimdi geldiğimiz bu noktada neyin arkasında duruyorum.

Yıllardır olduğu gibi, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin tam üyesi olmasını savunuyorum.

Müreffeh ve çağdaş bir demokratik ülke olmayı hak ettiğimize inanıyorum.

Türk halkının isteğinin de bu doğrultuda olduğuna inanıyorum.

Çünkü o halk, ‘‘Ben Milli Görüşçüyüm’’ diyen Erbakan'ı seçim sandığında silerken, ‘‘28 Şubat'la birlikte Milli Görüş'le yolumuzu ayırdık’’ diyen Erdoğan'ı tek başına iktidar yaptı.

Anketlerin hemen hepsi, Türk halkının yüzde 70 gibi ezici çoğunluğunun AB üyeliğini desteklediğini gösteriyor.

Çalıştığım gazete Hürriyet, işte bu hedeflere kilitlenmiş bir gazetedir.

Her türlü görüş yan yana ve uygar biçimde ifade özgürlüğüne sahiptir.

Bu gazete, ülkenin bütünlüğü tehlike altında olduğu zaman, gözünü kırpmadan devletinin saflarında yer almıştır.

HÜRRİYET'İN ÇİZGİSİ

Laikliğe karşı siyasi akımlar güçlendiği zaman, üzerine düşen görevi fazlasıyla yapmıştır.

Bugün de Avrupa'ya giden yolda yürüyen medeniyet cephesinde yerini almıştır.

Çizgimiz budur...


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Üniversiteler kenetlendi
 
    Ayşe ARMAN
  Aşçıbaşı Güney’in pirzoladan tabloları
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Manavlar meyveleri Kepler Formülü’ne göre diziyor
 
    Doğan HIZLAN
  Yeniden ‘Karadut’ mevsimi
 
    Ege CANSEN
  Erdoğan'ın hakkını teslim etmek
 
    Erdal SAĞLAM
  Mali disiplinin kaybolması sorunları tetikler
 
    Fatih ALTAYLI
  Ergun Babahan bunları da yazar mısın?
 
    Hadi ULUENGİN
  Yıldızlara bakmak
 
    İlter TÜRKMEN
  Irak'ta trajedi
 
    Kanat ATKAYA
  Durum kasetleri
 
    Pakize SUDA
  Kumru, gevrek, boyoz
 
    Tufan TÜRENÇ
  Türkiye, Çeşme’yi nihayet keşfetti
 
    Tolga AKYILDIZ
  Yaz bitmeden Sezen
 
    Tolga AKYILDIZ
  Yaz bitmeden Sezen
 
    Yalçın BAYER
  Hukukta anlayış birliği yok
 
    Yalçın DOĞAN
  ABD: Ya gönder ya çekil!..
 
    Güzin  Abla
  Bu sevginin bittiğine inanmak istemiyorum
 
    Özdemir İNCE
  Sezer'i eleştirmek
 
    Vedat OKYAR
  Luca iddiaya var mısın?
 
    Şükrü KIZILOT
  10 milyarlık alışveriş gözaltısında son durum
 
    Figen BATUR
  Esma Paçal Turam'ın ahırdan bozma harika atölyesinde sangria içtik
 
    Nora ROMİ
  Sinan’a 10 saniye kıpırdamadan dur dedim ancak 2 saniye dayanabildi
 
    Pako'nun Sayfası
  Cunda'nın kedileri
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Bana hayvanat bahçeni söyle
 
    Ebru ÇAPA
  Mustafa Sandal Olayı'nın olaylı klibi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com