|
ADALET ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarını önce kutlayalım. Türkiye'de bugüne kadar başarılamamış bir şeyi gerçekleştirdi:
Yanılmıyorsak en az 40 yıldır, üniversitelerimiz kendi sorunları başta olmak üzere en ufak bir meselede birbirlerine düşerlerdi.
Oysa AKP iktidarının üniversiteler sorununa yaklaşımındaki akıl almaz yanlışlar sayesinde ilk defa oybirliği ile görüş açıkladılar.
Örnek verelim:
12 Eylül müdahalesinden önce topu topu 10 kadar üniversite vardı. Ama aynı sorun yine gündemdeydi. Nitekim o tarihteki Milli Eğitim Bakanı Necdet Uğur uzun ve yoğun bir çalışmadan sonra genellikle beğenilen bir üniversiteler yasa tasarısı hazırladı. Ama üniversitelerden o kadar farklı ve uzlaşmaz tepkiler aldı ki, mecburen tasarı rafa kaldırıldı.
Ve üniversitelerimizin bu birbirinin gözünü oyarcasına uzlaşmaz tavrı, 12 Eylül'ün hálá yürürlükte olan 2547 sayılı yasasını doğurdu.
Şimdi 53'ü devlete ait -yanılmıyorsak- 79 üniversite var.
Tüm bu üniversitelerin temsil edildiği Üniversitelerarası Kurul AKP iktidarının hazırladığı son Yükseköğretim Yasa Taslağı'nı inceledi, dört saat süreyle tartıştı ve OYBİRLİĞİYLE bu taslağın:
1- Cumhuriyetin temel değerlerini koruyucu bir öze sahip olmadığı,
2- Üniversiteleri siyasi müdahaleye açık hale getireceği,
3- Çağdaş üniversite standartlarını gerçekleştiremeyeceği,
4- Üniversite hiyerarşisini bozacağı için KABUL EDİLEMEZ NİTELİKTE olduğuna karar verdi.
Ve ilk defa, kendi içinden 9 kişilik bir komisyon kurdu. Bu dokuz kişiyi, tüm üniversitelerin görüş ve eleştirilerinin sentezinden oluşan bir yasa taslağını üç ay gibi kısa bir süre içinde hazırlamakla görevlendirdi.
Bu yaklaşım siyasi iktidar tarafından iyi değerlendirilmeli... Çünkü üniversitelerin ortak sesi olan Üniversitelerarası Kurul, ‘‘kavga istemediğini’’ söylüyor. Nitekim Kurul Başkanı Prof. Dr. Ayhan Alkış, basına önceki gün yaptığı açıklamada, ‘‘Biz bir siyasi çekişme içinde olamayız. Bu bir hesaplaşma yasası yapılmamalıdır’’ diyerek, yapıcı bir tavır içinde olduklarının altını çiziyor.
Peki, neden hesaplaşma kavramı gündeme geliyor?
Sebep ortada... AKP iktidarı konuya ‘‘üniversitelerin sorunlarını çözmek’’ noktasından hareketle yaklaşmıyor. Şeklen ağzına almasa da üniversiteler yasasını aslında, türbanlı öğrencilere serbestlik sağlama ve imam hatiplilere tüm fakültelerin kapılarını sonuna kadar açma yasası gibi görüyor. Bunlar çözülürse ve bir de üniversitede AKP'nin istediği kadrolaşmanın yolu açılabilirse, mesele kalmayacak.
Bu amaca ulaşmanın tek yolu, üniversiteleri siyasi iktidarın müdahalesine açık hale getirmek. Çünkü o zaman AKP'nin istediklerine direnen olmayacak.
İyi de... Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı kalacağını söyleyen ve toplumu barışçı bir diyalog anlayışı içinde yönetmeyi vaat ederek oy isteyen parti, Adalet ve Kalkınma Partisi değil miydi? |