|
BASINDA haberler çıkıyor. İsmi açıklanmayan (bugün açıklanması beklenen) çok ünlü bir köşe yazarı-televizyoncunun Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla al takke ver külah görüşmeler yaptığı, kendisinin AB süreci sonrasında hapisten kurtulacağını söylediği belirtiliyor.
Haberlere göre ünlü gazeteci-televizyoncu, Öcalan'ın avukatlarıyla ayrıntılı bir görüşme yapıyor. Avukatlar bu görüşmenin tutanağını DEHAP'ın Avrupa'daki bürolarına birkaç gün önce gönderiyor.
Biliyorsunuz, PKK mutlaka bir genel af istiyor. Öcalan ve bütün teröristlerin kayıtsız şartsız serbest bırakılmasını talep ediyor. Gazeteci şöyle diyor:
‘‘Genel af 2004'te AB'den tarih aldıktan sonra gündeme gelecek, işler yoluna girecek. Tarih aldıktan sonra AB elinde sopa, reform yapmayanlara yapın diyecek.’’
Sonra devam ediyor ve avukatlara ‘‘ricasını’’ iletiyor:
‘‘O zaman Öcalan'ın durumu (affı da) gündeme gelecek. Hem de çok kısa sürede bunu söyleyecekler. O zaman ben de bırakın, bırakın (affedin, tahliye edin) diyebileceğim. Siz kendisine selamlarımı söyleyin. Deyin ki, çıktığınızda ilk ropörtajı o (ünlü gazeteci) yapmak istiyor. Çok güzel bir şey olur, eminim. O günler olacak, ben çok umutluyum.’’
***
Kim bu gazeteci! Kim olduğunu bugün öğrenmiş olacağız.
Bir gazeteci, ülkesinde 35 bin insanın canına kıymış bir katil için bunları söyleyebilir mi?
AB Türkiye'yi zorlayacakmış, genel af çıkacakmış, Abdullah Öcalan tahliye olacakmış, bizim ünlü gazeteci-televizyoncu da katille ilk ropörtajı yapacakmış.
‘‘O günler olacak, ben çok umutluyum’’ diyor.
***
Burada sürekli yazıyorum. Türkiye'de bazı çevrelerin AB umudunun altında karanlık işler yatıyor.
Asker devre dışı kalacak, bölücülük propagandası serbest olacak, meydan şeriatçılarla Kürtçülere kalacak, her türlü rezalet ‘‘fikir ve ifade özgürlüğü’’ kılıfına gizlenerek sergilenecek...
Bunlardan biri de, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması.
Hiç kuşkunuz olmasın, günü gelince AB bu konuda bastıracak. Şimdi sesleri çıkmıyor çünkü zamanı henüz gelmedi. Ağaçtaki meyvenin olgunlaşmasını bekliyorlar.
***
Şimdi bir soru sorayım: Gazeteci ülkesine ihanet eder mi?
Eğer isterse, ar damarı çatlamışsa, şu veya bu doğrultuda çıkarı varsa, bal gibi eder.
Bizim meslekte bedelli-bedelsiz hain olmak kolaydır. Bedelli hain, ihaneti köşesinden veya ekrandan sergiler ve karşılığında çıkar elde eder. Bunun ille de para olması şart değildir.
Gazetecilikte çıkar elde etmek kolaydır. Bunu kafaya koyan kişi için her yol açıktır.
Gazeteci, -hele köşe yazarı ve televizyon yorumcusu ise- ahlaklı, güvenilir, ülke çıkarlarını koruyan ve satılık olmayan kimse olmak zorunda.
Ama gelin görün ki, son yıllarda bizim medyamızda işler değişti. Bunun tam tersi olanlar rağbete bindi.
Ve şimdi Abdullah Öcalan için avukatlarına övgüler düzüp af umudu veren ‘‘ünlü gazeteci’’ onlardan bir söz istemiş:
‘‘Tahliye olduğunda, ilk ropörtajı benimle yapsın.’’
Emrin olur be abicim!
Şu tabloya bakınca diyorum ki, biz PKK mücadelesinde binlerce şehidi boşuna mı vermişiz?
Binlerce ana babayı, evladı, eşi boşuna mı ağlatmışız? Terörle mücadeleye 100 milyar doları boşuna mı harcamışız?
Bir ‘‘ilk ropörtaj’’ için mi?
Ey şehitlerimiz, ey sakat kalan gazilerimiz... İçimizden böyleleri de çıktı ama kabahat hepimizindir. Bizi lütfen affedin. |