|
Ayşe ARMAN
Mazhar'ın nazara inanması boşuna değil. Gerçekten de hayatta tuhaf tesadüfler oluyor. Bir tanesini size ben anlatayım: Biricik Suden'in daha yeni evlendiği kocası Mazhar, aslında onun 16 yaşındayken áşık olduğu ve birlikte olduğu ilk sevgilisiydi.
Zannetmeyin ki, kız adama kafayı taktı bunca yıldır peşinde. Öyle bir durum yok. Bir başka tuhaf tesadüf sonucu yıllaaaar sonra, biri 1, diğeri 2 evlilik geçirdikten sonra, köprünün altından onca sular aktıktan sonra, bir gün yine bir yerde karşılaştılar. Ve yeni bir maceraya doğru yelken açtılar. Onu da anlatayım: Biricik Suden Denver'den Türkiye’ye gelirken, Amsterdam'da aktarma yapacağı uçağı kaçırıyor. Onun hatası değil ve yapacağı bir şey yok. Canı sıkılmış bir şekilde 16 saat boyunca havaalanında yeni uçağı beklerken, karşısında Mazhar'ı buluyor. O da kimbilir nereden geliyor. Kader onları Amsterdam havaalanında yeniden buluşturuyor. Film olsaydı çarpışırlardı ama değil. Çarpışma başka bir tuhaf tesadüf sonucu başka bir yerde oluyor. Ama bu defa iki insan değil iki araba çarpıyor. Kız yan camdan fırlıyor. Alnına 20 dikiş atılıyor. E ben anlatmayayım, sözü ona bırakayım...
Biricik'e çarpan çocuk: Çok özür dilerim abla!
Biricik Suden: Alnımdaki yara izi geçmezse, beni sen alacaksın ona göre! 2 sene içeride yatman bana bir şey kazandırmayacak.
Ben seni affettim.
Mazhar Alanson: İşte bu yüzden kadından kadı olmaz demişler! O senin ölümüne sebep olacaktı. Bedelini ödesin.
Ben affetmiyorum.
... İşte harika bir gece geçirdik. Arif Mardin'in daveti, ardından Emel'in doğum günü. Emel, benim en yakın iki arkadaşımdan biri. Laila'ya gittik. Oradan bizim eve geldik. Burada bir curcuna. Sonra herkes evlere dağıldı. Biz köpeğimiz Bom'u, Emel'in evine bırakmıştık. Hani çıkıyoruz ya gece, burada yalnız kalmasın, onun köpeğiyle arkadaşlık etsin diye. Herkes gittikten sonra Mazhar dedi ki, ‘‘Biz şimdi Bom'suz mu yatacağız?’’ ‘‘Aşkım, gider alırım Bom'u Beylerbeyi'nden, sen merak etme’’ dedim. Üstümü değiştirdim. Küt diye taksiyle Kuruçeşme'den Beylerbeyi'ne gittim. Köpişi aldım. Ben arkada sağda oturuyorum, Bom da ayağım dibinde yerde. Şoför bey, ‘‘Sağdan mı soldan mı?’’ dedi, ‘‘Köprüye nereden giriyoruz?’’ ‘‘Bilmiyorum’’ dedim. ‘‘İsterseniz sağda durun, Emel'i arayıp bir sorayım.’ Telefonu taksi şoförüne verdim...
O sahne bitti. Karanlık. Ne çarpma. Ne ses. Ne de bir acı. Orada kesiliyor. Sonra gözümü açıyorum. Bir ameliyathane. 8, 10 tane yuvarlak spot ışık. Gözlerimin içine giriyor. Kocaman bir iğne alnıma doğru yaklaşıyor. ‘‘Ne oluyor?’’ Ve Nazım Durak'ın suratı görüntüye giriyor. Estetik cerrahmış. ‘‘Alkol almışsınız. Sizi bayıltamayacağım, dikiş atmam gerekiyor, sakin olun.’’ Kollarımı ve bacaklarımı tuttular. Ve beni bağırtarak dikmeye başladılar. Mümkün değil o acıya dayanamayacağım. Birilerine ‘‘Lütfen kalçadan dormikum yapın’’ dedi. Cem Yılmaz geldi aklıma, şovunda hep askeri hastanede geçirdiği ameliyatı anlatırken dormikum'la ilgili espri yapar. ‘‘Dormikum'u yediniz mi ne yapsalar ruhunuz duymaz. Yalaka birine dönüşürsünüz’’ der. Neyse işte o dormikum'dan yaptılar. Alnıma 20 dikiş atıldı. Sonra tekrar uyku. Ayıldığımda her şey bitmişti. Bir hastane odası, Mazhar başımda...
Araba, bana sağ arkadan çarpmış. Ben sol camı kafamla patlatarak, omuzlarıma kadar çıkmışım. Kapılar bloke olmuş, beni dışarı çıkaramamışlar. Bir aletle kapı kesilmiş, bütün camlar patlatılmış. Sonunda beni çıkarmışlar. Başka bir taksinin arkasına yatırıp Numune'ye yollamışlar. Tam o sırada Emel gelmiş kocasıyla. Eşi Ali, Bom'u almış, Kuruçeşme'ye Mazhar'a haber vermeye gitmiş. Emel ise benim peşimden hastaneye gelmiş. Beni sedyeyle Acil'e aldıklarında elimde bir toz beziyle yaramı kapatmaya çalışıyormuşum. Karnıyarık gibi açılmış iki parmak genişliğindeki yaramdan kafatasım görünüyormuş. Öyle anlatıyorlar yani. Gözlerime cam dolmuş, göbek çukurumdan cam çıkmış. Hálá bugün bile saç diplerimden cam çıkıyor...
Çarpan çocuk, maksimum 20 yaşında. 160 promil alkollü çıktı. Gerçi, çok düzgün, efendi, iyi bir aile çocuğu. 2 sene hapsi isteniyor, ben çok üzüldüm. Beni annesiyle ziyarete geldi, yüzüme bile bakamadı. Gazeteye onun adını vermediğimiz için teşekkür etti. ‘‘Ben düşman değilim ki’’ dedim. ‘‘Büyük hata içkili araba kullanmak. Ama böyle bir şey oldu diye senin 2 sene yatman da bana bir şey kazandırmayacak. Benim de böyle bir şeyi yaşamam gerekiyormuş. Yazılıymış.’’ Ben abuk sabuk koca karı şeylerine inanırım. ‘‘Kaderimde varmış’’ diyorum, çocuğa moral vermeye çalışıyorum. Hatta ‘‘Bak’’ dedim ‘Yeni evlendim. Alnımda bir iz kalır da, Mazhar beni istemezse, artık sen alacaksın beni mecburen.’’ Biz böyle şakalaşırken Mazhar geldi. Hiç de kibar davranmadı. ‘‘Karıma bunu yaşatan insana geçmiş olsun diyemeyeceğim. Düşüncesiz hareketin bir bedeli olması gerekiyor’’ dedi. Sonra da bana kızdı: ‘‘Zaten bu yüzden eskiden kadınlardan kadı olmaz denirdi. Siz fazla vicdanlısınız...’’ Avukatlarımız görüşecek, onlar halledecek, ne yapacaklar, ne edecekler ben bilmiyorum ama o çocuğun 2 sene hayatından alma taraftarı değilim. Ölümden döndüm ya, ben ona şükrediyorum. Tek sorun boyun fıtığım bu kazayla açığa çıktı. Boyunluk takmam gerekecek. Bir süre de çift göreceğim. Oysa bir an evvel düzelip yeni evlenmiş olduğumu anlamak istiyorum. Mazhar diyor ki, ‘‘Tekneyi kırık göstermek lazım. Nazar değmesin diye. Valla hepiniz gördünüz. Tekne kırıldı. Artık bir süre rahat etmek istiyorum...’’
EMEL ERBAHAR
Telefonda şoför yol soruyor, ben de tarif ediyorum. Bir anda bir hışırtı oldu. Şöyle sesler duymaya başladım: ‘‘Abla, kendine gel. Ne oldu sana? Allahım... Ambulans...’’ Telefonda bir şeyleri naklen duyuyorum ama ‘‘Alo... Alo’’ diyorum, kimse bana cevap vermiyor. Kaza olabileceği aklıma bile gelmiyor. Eşim Ali'yle birlikte hemen yola çıktım. Yoldan şoför beyi yine aradık, ‘‘Kaza oldu, abla çok fena’’ dedi. Aşağıya indiğimizde, zor olmuş, ama Biricik'i çıkarmışlar, bir başka taksiye koymuşlar, hastaneye gidiyor. Ben de peşinden gittim. Ali de Mazhar'ı almaya gitti. Hastanede gördüğüm manzara feciydi, üzerinde yeşil bir bluz, kan içinde ve kafasında bir toz bezi. O an doktor geldi, toz bezini kaldırdı. Ben çığlık attım. İnanılmaz bir yarık, kemik görünüyordu. Şişerek içe kıvrılmış. Bu arada 2 tüp kan almışlar. Dediler ki, ‘‘Röntgen ve tahlil yapacağız... Ve onu dikeceğiz...’’ Baktım, gencecik bir nöbetçi doktor. Nedense o an, Biricik'i Amerikan Hastanesi’ne götürmek daha mantıklı geldi, içimden şöyle geçti: ‘‘Bu adam yorgan gibi diker bu kızı!’’ ‘‘Ama hanımefendi bu bir sorumluluk’’ dediler, ‘‘Alıyorum üzerime’’ dedim. 2 defter imzalattılar. Ambulans geldi. Kafamda Amerikan'da bir estetik cerrah bulmak var. Fakat yolda titremeye başladı. Beni aldı mı bir korku? Bir de kulağına, alnından akan kan dolmaya başlamasın mı? Allah korusun beyin kanaması olmasın derken, geldik Amerikan'a. Beyin tomogrofisi çekildi, ben de bir taraftan estetisyen arıyorum. Sonunda Nazım Durak'ı buldum, sağolsun sabahın 5'inde geldi...
PROF. NAZIM DURAK
Saat sabahın beşi. Emel Hanım aradı. Ne tür bir yaralanma tablosuyla karşılaşacağımı bilmiyordum. Atlayıp Amerikan Hastanesi’ne geldim. Bu arada birtakım tetkikler yapılmış. Beyin tomografisi ve boyun zedelenmesi için boyun MR'ı çekilmiş. Sol kaşın dış köşesinden saçlı deriye kadar uzanan bir yara kesiti vardı. Kemiğe kadar uzanıyordu. Derinin bütün katlarını içermekteydi. Kemik zarı ve alın kası da kesilmişti. Acil Cerrahi'de lokal anestezi altında onarmak üzere hazırlık yaptık. Kalçasından onu sakinleştirecek bir ilaç yaptık: Dormikum. Enteresan bir ilaçtır, hastayı rahatlattığı gibi, hastada geçici bir unutkanlık da yapıyor. Hasta o evreyi hatırlamıyor. Geçmişte bu ilacı CIA kullanıyordu, suçluları konuşturmak için. Sonra insan haklarına aykırı olduğu için kullanılmaz oldu. Biricik Hanım'ın alnındaki kesitte dikkat edilmesi gereken şuydu: Alttaki tabakaları düzgün bir şekilde karşılıklı dikmezseniz, bir süre sonra üstteki tabakalarda bir düzensizlik meydana gelebilir, tabii ki estetik cerrahinin esasları içerisinde özenle diktik. İz kalmayacak. Şanslı ki başına daha fena bir şey gelmemiş, kaza bir kent merkezinde yaşanmış ve müdahale eden ben de ya da başka biri fark etmez bir estetik cerrah. Şu anda yaşadığı travmadan dolayı bir çift görme tablosu söz konusu. Alnında ve göz çevresinde ödem var. Ama genel durumu iyi, yakında hiçbir şeyi kalmayacak... |