08/07/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Türkiye
Piyasanet
Yeni-ekonomi
Dünya
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Ekonomi Son Güncelleme 18:56
08.07.2003
TİM, programın revize edilmesini istedi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı imzasıyla IMF heyetine verilen mektupta, dalgalı kur rejiminden beklenen sağlıklı sonuçların alınamadığı savunularak, programın revize edilmesi istendi.

IMF heyetine, Satıcı'nın imzasını taşıyan bir mektup sunuldu.
Satıcı mektubunda, bu yıl artış ivmesi göz önüne alındığında 45-46 milyar dolarlık bir ihracat hacmine ulaşarak GSMH'ya önemli bir katkıda bulunacaklarını umduklarını, ancak aşırı değerli Türk Lirası karşısında, kurun bugünkü durumunu devam ettirmesi halinde bu hedefe ulaşılmasının imkansız göründüğünü belirtti.
   
Satıcı, ''Dolayısıyla Türkiye ekonomisine yapacağımız reel katkı azalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Mevcut para politikasının yol açtığı sonuçlar itibariyle dalgalı kur rejiminden beklenen sağlıklı sonuçlar alınamamaktadır'' dedi.

DALGALI KUR OLUMSUZ
 
Satıcı, fiyat istikrarına ve enflasyona odaklanmış Merkez Bankası'nın uyguladığı para politikası nedeniyle dalgalı kur rejiminin, kur çıpası politikasının yarattığı tüm tahrip edici sonuçları yaratacak gibi gözüktüğünü bildirdi.

Hazinenin borçlanma ihtiyaçları ve bu alanda ürettiği yüksek Türk Lirası talebinin, reel kamu açıklarıyla birleştiğinde faizin düşmesini engellediğini ve üretimden değil faizden kazanç elde etmek eğilimini güçlendirdiğini ifade eden Satıcı, ''Bu durum sonuçta yatırım, üretim ve istihdam alanında caydırıcı bir faktör haline gelmektedir'' dedi.
   
Satıcı, şu görüşleri dile getirdi: "Biz bu güne kadar IMF ile ilişkilerimiz boyunca 17 kez stand-by anlaşması imzaladık. Bunlardan bazıları başarılı, bazıları başarısız oldu. Bir programın başarısının o ülkenin  sürdürülebilir ve dengeli bir büyümeye kavuşması olduğunu hep beraber kabul ettiğimizi düşünüyoruz.

Kamu açıklarının küçültülmesi, kamu bütçesinin disipline edilmesi bu yolla devletin borçlanma ve borç ödeme yeteneğinin artırılması, yalnızca IMF'in talepleri değil aynı zamanda bizim de taleplerimizdir. Bu nedenle biz hedefleri açısından genel olarak stand-by'ları doğru bulup destekledik. Ancak iki dönemdir uyguladığımız programın teknik düzeyde uygulanışı açısından bir hata olması gerektiğini düşünüyoruz. Bir denklem düzenli bir şekilde yanlış sonuçlar üretiyorsa, denklemin kuruluşunda bir hata var demektir. Bu nedenle denkleme geri dönüp bakmak gerekirse revize etmek şarttır.''
    
AŞIRI DEĞERLİ TL'NIN YARATACAĞI OLUMSUZLUKLARDAN ÜRKÜYORUZ
 
2001'deki büyük krizin üzerinden henüz 2 yıl geçmişken, 2001 krizine yol açan en önemli faktörü cari açığın yükselişini tetikleyen aşırı değerli TL'nin yarattığı pozisyona yeniden varılmış durumda olunduğuna dikkat çeken Satıcı, devamla şunları kaydetti:

''Dalgalı kur rejiminde, piyasanın bu meseleyi artan cari açık karşısında göstereceği refleksle aşacağını iddia etmek, büyük risk almaktır. Ekonomik programlar sonuç itibariyle yalnızca kar ve sermaye hareketlerinin düzenlenmesi üzerine değil, insanlığın mutluluğu ve refahının sağlanması üzerine de kurulurlar. Biz şiddetli bir daralma ve istihdam kaybına neden olabilecek yeni şartlardan tedirginiz. Biz bugün itibariyle aşırı değerli TL nedeniyle ihracat kaybının oluşturacağı iktisadi ve sosyal olumsuzluklardan ciddi bir biçimde ürküyoruz. Türkiye'nin bunu hak etmediğine inanıyoruz.''
   
Hazine'nin iç borçlanma ihtiyacının ve bu ihtiyacın yarattığı talebin reel faizi yükselttiğini, bu durumun tasarrufların büyük ölçüde yüksek faize yönelmesine neden olduğuna işaret eden Satıcı, mektubunda şu görüşlere yer verdi:

''Dolayısıyla Türkiye de iyimser ortam demek aşırı değerli TL demektir. Bu durumda dalgalı kur rejiminin sağlıklı bir piyasadakine benzer bir işleyişle sigorta görevi görmesi imkansızdır. Dalgalı kur rejimi ancak biraz evvel sözünü ettiğimiz faktör ortaya konduğunda ve buna uygun önlemler proaktif bir biçimde alındığında beklenen sonuçlarını verebilir. Türkiye para ikamesi ve ters para ikamesi arasında devalüasyon ve krizlere boğulmuş ve ziyan edilmiş bir ülke olmayı taşıdığı büyük potansiyel nedeni ile hak etmiyor. 

Mevcut IMF politikaları bu gerçeği hesap etmeden hedeflerine ulaşamaz. İç borcun çevrimi dış borcun çevrimi kadar önemli bir meseledir. İç borcun çevrilmesi enflasyon ve fiyat istikrarı meselesine tek taraflı odaklanmış para politikaları ile birleştiğinde yukarda bahsi geçen son derece olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. IMF programı, Merkez Bankası kısa vadeli para politikaları kapsamında iç borcun çevrilmesi meselesini de hesaba katan bir biçimde yeniden ele alınmalı ve revize edilmelidir.''
    
BORÇ DEVLETE, TAHSİLAT REEL SEKTÖRÜN ÜRETTİĞİ KAYNAKLARDAN

Program yapılırken zayıf bir koalisyon hükümetinin iş başında olduğunu ve program hükümet yapısının 10 yıl daha böyle devam edeceği varsayımı üzerine kurulduğunu öne süren Satıcı, ''Erken seçim gündemde yoktu ve biz bu programın destekçisi olduk. Bununla birlikte erken seçim ve bu seçimden çıkan yüzde 38'lik bir oy ve 365 milletvekili sahibi iktidar, parlamentoda içinde Kemal Derviş'in olduğu güçlü bir muhalefet piyasaları pozitif etkiledi ve dinamizm getirdi. Ama programın bu dinamizme ayak uyduramaması sonucunda, mevcut pozitif şartlar Türkiye'nin ve reel sektörünün kazançlı çıkmasına değil, paradan para kazanan kesimin piyasaları manipüle ettiği bir ortama dönüşmüştür'' dedi.
  
IMF'nin borcu devlete vermiş olabileceğini ancak tahsilatı reel sektörün ürettiği kaynaklardan yaptığına işaret eden Satıcı, ''Mevcut durumun böyle devam etmesi halinde  reel sektör yakaladığı büyüme trendini sürdüremeyecek ve borcun ödenmesi için gereken aktif kaynağı yaratamayacaktır'' dedi.

TİM Başkanı Satıcı mektubunda, dövizin Türkiye'de değer saklama aracı olarak TL'nin ise yüksek miktarda faiz kazancı elde etmek amacıyla kullanıldığını unutmayan, Hazinenin borçlanma dinamiğini yalnızca ürettiği faiz dışı fazla kriteri ile ölçmeyen diğer meseleleri de hesaba katan bir düzenlemenin bir an evvel yapılması için gereken diyalogun başlaması dileğinde bulundu.

POZİTİF ELEKTRİK ALDIK    

Görüşmenin ardından TİM Başkanvekili Orakçıoğlu, soruları cevapladı. Gazetecilerin Moghadam'ı önceki IMF şefine göre nasıl bulduğunu sorması üzerine Orakçıoğlu, ''Biraz daha içten, bunu hissedebiliyorsunuz. Pozitif elektrik aldık'' karşılığını verdi.
   
Yapısal reformların gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine de Orakçıoğlu, siyasi konulara girmediklerini söyledi. TİM Genel Sekreteri Emre Alkin de TİM, Merkez Bankası ve IMF üçlüsünün daha sıkı çalışması gerektiğini kaydetti.

Bir gazetecinin döviz kuruna müdahale önerisinde bulunup bulunmadıklarını sorması üzerine Alkin, ''Döviz kuru üzerinde direkt müdahale yok. Böyle birşey söylemedik'' dedi.

Alkin, Oğuz Satıcı tarafından kaleme alınan mektuba ilişkin olarakda ''Hazine olarak IMF'ye niyet mektubu veriyoruz. Bu da ihracatçının iyi niyet mektubu. Böyle değerlendiriyoruz'' dedi.

 
(aa)


Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyetim
www.hurriyetkurumsal.com