|
SEDAT Ergin son yılların en büyük gazetecilik olayını patlattı. Bizim medyada kıskançlık egemendir. Böyle gazetecilik olaylarını yaratanların ismi yayın organlarında görmezden gelinir, gazetecinin ismi verilmez. Sedat'ı kutluyorum. Eğer ülkemizde ödül yozlaşması olmasaydı, en büyük ödül neyse onu hak ederdi.
Şimdi gelelim Irak'ta Türk subay ve astsubaylarının ABD baskınıyla esir alınması olayına. Ellerine kelepçe takılıyor, kafalarına torba geçiriliyor ve Bağdat'a götürülüp içeri atılıyorlar.
Onlar orada gizli bir iş yapmıyordu. Anlaşmalar uyarınca açıktan çalışan görevlilerdi.
Gözü dönmüş ABD yönetimi bu iğrenç davranışıyla Türkiye'ye güya gözdağı veriyor:
‘‘Seni Kuzey Irak'ta tutmayacağım...’’
Çünkü bizim hükümetin acemiliği, basiretsizliği ve sorumsuzluğu nedeniyle, Kuzey Irak'ta biz artık yokuz. Orada ABD-Kürt ittifakı kuruldu. Türkiye istenmiyor, Türkmen kardeşlerimize de gözdağı veriliyor.
Baskında ABD sadece askerlerimizi esir almıyor. Hemen yan binadaki Türkmen Cephesi binası ile Türkmen Televizyonu da talan ediliyor.
Hareket hem Türkiye'ye, hem de Türkmenlere karşı. Bilinçli küstahlık.
Türk askeri Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir terbiyesizliğe, hem de ‘‘NATO müttefiki’’ tarafından muhatap kılınıyor.
ABD bu davranışıyla, şimdi el ele kol kola olduğu Kuzey Irak Kürtlerini ödüllendirmiş oluyor.
Bekleyin, hemen dibimizde Kürt devletini çok yakında, resmen kuracaklar.
***
Rezalet patlamış. Askerlerimiz esir. Peki sonrasında hükümet ne yapıyor? Recep Tayyip Samsun'da nutuk atıyor, Abdullah Gül Kayseri'de mantı yiyor! Başbakan ve Dışişleri Bakanı'nın birbirinden haberi yok.
Tayyip bazı esirlerin salındığını söylerken, öteki ‘‘Yok öyle şey’’ diyor!
Bunların sorumsuzluğu nedeniyle Kuzey Irak'tan tümüyle dışlandık. Orada birkaç yüz askerimiz dışında hiçbir varlığımız ve ağırlığımız kalmadı.
Son olaydan sonra o kozu da yitirmek üzereyiz.
ABD, bölgedeki müttefikini seçti: Kürtler!
ABD bizden tezkere acemiliğinin, ihanete uğramışlığının intikamını böyle bilinçli bir terbiyesizlikle alıyor.
Şu dakikaya kadar ABD'ye karşılık veremedik.
ABD şu dakikaya kadar bizden özür dilemedi. Bu terbiyesizliği yapanlarla yaptıranları görevden almadı. Biz yine alttan alacağız. Yine nutuklar atacağız ama göstermelik birkaç çıkış dışında hiçbir şey yapmayacağız. Tam tersine, Abdullah Gül şu kritik ortamda ABD'ye gidecek, nasihat alıp dönecek.
Çağrı ABD'den gelmedi. Kendi kendini davet ettirdi!
Evet, yine alttan alacağız... ‘‘Aman abicim, adamlarla iyi geçinmek gerek’’ diyeceğiz.
Aynen AB'ye yaptığımız gibi!
Anımsayınız, Irak savaşından hemen önce Avrupa Birliği resmi bir açıklama yapmış ve ‘‘Kuzey Irak'a Türk askeri girerse, AB üyeliğini unutun’’ demişti. Bizim aslan hükümetimiz bunu bile sineye çekmişti.
Şimdi Türkiye Cumhuriyeti'nin onuru zedelenmiş, subay ve astsubayları kelepçeyle götürülmüş, hangi hükümetin umurunda?
***
Son birkaç gün içerisinde yaşadıklarımız, aslında bir hükümetin istifasını gerektiren çok ciddi ve onur kırıcı olaylardır.
Ya istifa edersin, ya da karşılığını verirsin.
Biz hiçbirini yapmadık, yapmayacağız. Bu küstahlığı da afiyetle yutacağız. Yediğimiz yanımıza kár kalacak! Nitekim Bay Abdullah Gül, bugün bizim gazetede okuyacağınız sözleriyle alttan almaya başladı bile! Yazıklar olsun.
Ortada acemi bir hükümet var. Askerlerimiz yaka paça götürülüp esir edilmişken biri Samsun'da nutuk atıyor, öbürü Kayseri'de mantı yiyor. Amerika'yı telefonla arıyorlar, karşılarına 48 saat sonra lütfen çıkanlar bizimkileri dinledikten sonra, olay hakkında bilgi sahibi olmadıklarını söylüyor!
Türkiye Cumhuriyeti bu durumlara hiç düşmemiş, böylesini hiç görmemişti. Allah beterinden korusun.
Amiiin! |