Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, Korkmaz Yiğit'in de aralarında bulunduğu tutuksuz yargılanan 39 sanıktan katılan olmadı.
Sanıkları avukatlarının temsil ettiği duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı Yavuz Özeren, sanıklardan Korkmaz Yiğit'in Bankekspres'in ağırlıklı hissedarı olduğunu, bankada yönetim kurulu üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcısı olarak görev yapan bazı sanıkların da, bankanın diğer sahipleri arasında yer aldıklarını bildirdi.
Korkmaz Yiğit'in kardeşleri, kayınbiraderi, eniştesi, akrabaları; sekreter, aşçı, sucu, bahçe düzenleyicisi ve işi olmayan kişiler tarafından 500 milyon lira ile 30 milyar lira arasında değişen sermayeyle 20 şirket kurulduğunu belirten Savcı Özeren, bu şirketlerin, bankadan, öz sermayeleri ve mal varlıklarının çok üzerinde krediler kullandıklarını ve kullanılan kredilerin trilyonlaraulaştığını ifade etti.
Bu durumun suç olabilmesi için ''kasıt, sonuç doğuran eylem ve yasaya aykırılık'' unsurlarının bir arada olması gerektiğini belirten Savcı Özeren, ancak bu dava kapsamında söz konusu unsurların yer almadığını bildirdi.
Sanıkların eylemleri incelendiğinde, ''cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak'' suçuna ait unsurların da gerçekleşmediğini kaydeden Savcı Yavuz Özeren, sanıkların, kendilerine karşı dolandırıcılık eylemi yapamayacaklarını söyledi.
BERAAT VE ERTELEME İSTEMLERİ
Bu nedenle, sanık Korkmaz Yiğit'in ''cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak'', ''özel belgede sahtecilik'' ve ''nitelikli dolandırıcılık'' suçlarından beraatını isteyen Savcı Özeren; Yiğit hakkındaki ''inancı kötüye kullanmak'' suçlamasının da 4616 sayılı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun kapsamında ertelenmesini talep etti.
Savcı Özeren, bankanın eski yönetim kurulu üyeleri olan Altan Ayanoğlu, Yılmaz Yiğit, Cafer Sait Okray, Savaş Özcan, Metin Kemal Özal ve Kenan Kamil Kenanoğlu'nun da ''nitelikli dolandırıcılık'' suçundan yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatlarını istedi.
Tüm sanıkların ''cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, bu teşekküle üye olmak ve yardım ile yataklık etmek'' suçlarından ayrı ayrı beraatlarını talep eden Savcı Yavuz Özeren; sanıklar hakkındaki ''nitelikli dolandırıcılık'' suçlamasının, ancak TCK'nın 510. maddesinde düzenlenen ''inancı kötüye kullanmak'' olarak düşünülebileceğini kaydederek, bu suçun da 4616 sayılı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun kapsamında kaldığı için ertelenmesini öngördü.
Duruşma, dosyanın incelenerek kararın açıklanması amacıyla ertelendi.