Hrebejk, ''Hep geçmişte yaşadığımız şeylere özlem duyarız, bu benim annem ve babamların dönemiydi, ama ben bu dönemde büyüdüm'' dedi.
Geçmişte yaşananların bir daha yaşanmasının istenmediğini, ancak bunlara gülündüğünü söyleyen Hrebejk, komünist rejimin devrilmesinden 13 yıl sonra geçmişteki komik olaylarla, örneğin televizyon haberlerindeki propagandalarla dalga geçildiğini belirterek, ''Öyle çok saçmalık, acaip ya da komik olaylar yaşandı ki, komünizmin tamamenözgün bir mizah biçimi olduğu söylenebilir'' diyor.
Komünizme övgüde bulunduğuna yönelik eleştiriler aldığını söyleyen Hrebejk, ''Bakın, ben bu rejim altında ezildim. Nostalji, yaşananların bir daha yaşanmasını istediğim anlamına gelmiyor'' diyerek kendini savunuyor.
Yapılan espriler rejim döneminde yaşamayanlar tarafından pek anlaşılmasa da, filmlerdeki mizah sınırları aşıp Batılıları da güldürüyor. Wolfgang Becker imzalı ''Güle Güle Lenin'' filminin oynadığı Almanya'nın yanı sıra Avusturya, İsviçre ve İtalya'da sinemalar doluyor. Aslında mizaha başvurulsa da, bu filmlerde bir toplumun profili çiziliyor.
Almanya'da 70'li yılların Demokratik Almanya'sını hicveden LeanderHaussmann'ın ''Sonnenallee'' adlı filmi, 3 yıl önce 2.5 milyon kişi tarafından izlenmişti.
Macaristan'da Peter Timar'ın 60'lı yıllları anlatan 1997 yapımı ''Csinibaba'' adlı komedi filmi de halk ve eleştirmenlerce beğeni kazanmıştı.