01/07/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Avrupa Birliği Son Güncelleme 17:46
01.07.2003
Gül: Ulusal Program siyasi taahhüttür

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Ulusal Program'ın 2004 yılı sonunda AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasını hedefleyen siyasi bir taahhüt niteliği taşıyacağını söyledi. TBMM Başkanvekili İsmail Alptekin başkanlığında çalışmalarını başlayan Genel Kurul'da Dışişleri Bakanı Gül, Ulusal Program konusunda bilgi verdi.

Milletvekillerine bir özeti gönderilen ulusal programın 877 sayfadan oluştuğunu bildiren Gül, programda siyasi ve ekonomik konuların bütün detaylarıyla yer aldığını belirtti. 
   
Ulusal programın, asker sivil ayırımı yapmadan bütün kamu kurum vekuruluşların katkıları ile sivil toplum örgütlerinin görüşlerinden de azami ölçüde yararlanarak hazırladıklarını anlatan Gül, siyasi partilerin görüşlerinin de alınmasından sonra programa son şeklinin verileceğini bildirdi.
   
Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin, 70 milyonluk büyük bir toplumun,büyük bir topluluğa entegrasyonu ve Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yanaen büyük proje olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Gül, 1999 Helsinki Zirvesinde adaylığı kabul edilen Türkiye'nin, 2001'de AB katılım ortaklığı belgesinde istenen kriterleri nasıl yerine getireceğini gösteren bir ulusal program hazırladığını anımsattı. 
   
Bu program doğrultusunda kendilerinden önceki hükümet döneminde  anayasa değişikliklerinin yapıldığını, 3 tane uyum paketi çıkarıldığını kaydeden Gül, kendilerinin hazırladığı 3 uyum paketini yasalaştırdıklarını belirterek, reformların mesnedinin 2001 yılındaki ulusal program olduğunu anımsattı.
    
''BU BİR SÜREÇTİR''
    
Şimdi hazırlanan, gözden geçirilmiş ulusal programın da 2003, 2004 ve 2005 yıllarında yapılacak düzenlemeleri içerdiğini belirten Gül, ulusal programın AB'ye tam üyelik sürecinde bir yol haritası olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
   
''Sözkonusu reform çalışmaları daimi bir süreç olduğu cihetle, katılım müzakereleri sırasında da devam edilecektir, yani reformların, 'biz şunu yaptık, bitti' anlayışı içinde olmaması gerekir. Bu bir süreçtir: Kısa süre içinde yapacaklarımız var, orta süreç içinde, uzun vadede yapacaklarımız var. AB ile yaklaşımımız, 'bize bazı şeyler empoze ediliyor, biz bunları yaparız ve burada kalırız' anlayışı içerisinde olursa bu mentalite AB mentalitesine uygun bir anlayış değildir.
   
Biz, defalarca söylediğimiz gibi kendi halkımız, kendi milletimiz, kendi ülkemiz daha demokratik, daha özgür, daha kalkınmış, ekonomik ilişkileri, mali ilişkileri daha şeffaf, hesap verilebilirliğin olduğu bir ülke olsun diye uğraşıyoruz.
   
Bütün bunlar AB kriterleri ile de paralellik arz etmektedir. Dolayısıyla biz zorlama ile baskı ile reformları yapıyor değiliz. Biz bunları gönüllü olarak, arzu ederek, kendi halkımız hak ettiği için yapıyoruz. Bu anlayış içinde hareket eden bir hükümet, bir Meclis muhakkak ki, Türkiye'yi hak ettiği yere getirecektir. Bunun sonunda AB sözkonusu olsun olmasın bunların hepsinden Türkiye, Türk halkı kazanacaktır.''
   
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Helsinki Zirvesi'nden sonra Türkiye-AB ilişkilerindeki en önemli aşamanın Kopenhag Zirvesi'nde oluştuğuna dikkati çekerek, bu zirvede kriterler yerine getirildiğinde 2004 yılı sonunda ortaklık müzakerelerinin başlaması ve bu doğrultuda katılım ortaklığı belgesi ve ulusal programın gözden geçirilmesi kararının çıktığını vurguladı.
    
''BUNLAR AB STANDARTLARI''
    
AB'nin katılım ortaklığı belgesinin gözden geçirmesinin ardından Türkiye'nin ulusal programı değişen koşullara göre yeniden ele aldığını belirten Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
   
''Bunun aslı, 2001 yılındaki ulusal programdır. Biz, değişen şartlara göre bunu yeniden gözden geçiriruz. Yeni bir şey yoktur bunun içerisinde, en genişi 2001 yılındaki ulusal programdır ama bu süre içinde Türkiye'nin yaptığı, çözdüğü birçok problemler vardır. 
   
Şimdi biz gözden geçirilmiş olan ulusal programı sizin de tenkitlerinizi, önerilerinizi siyasi partilerimizin önerilerini, siviltoplum örgütlerinin önerilerini dikkate alarak tam olgunlaştıracağız ve daha sonra Bakanlar Kurulu kararı haline getirilip Resmi Gazete'de yayınlanacak ve komisyona vereceğiz.
   
Bu program aynı zamanda 2004 yılı sonunda üyelik müzakerelerinin başlamasını hedefleyen bir siyasi taahhüt niteliği de taşıyacaktır. Programın bizi tam üyelik hedefine götürebilmesi için katılım ortaklğıbelgesindeki beklentileri karşılayacak ve bunları tamamlayacak bir nitelikte olması gerekmektedir. Bunlar AB standartlarıdır.

Biz 2004 yılı sonunda bu programla göstermek istiyoruz ki, 'Türkiye, herhangi bir AB ülkesindeki siyasi kriterleri tamamlamıştır. Türkiye'nin bundan sonraki yapacağı şeyler müzakere süreci içinde yapılacak konulardır ama temel bütün prensipleri yerine getirmiştir' demek istiyoruz. Bu beklentilerin karşılanmasında göstereceğimiz performans, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakerelerine 2004 yılı sonunda başlayıp başlamamasını tayin edecektir.''
   
Dışişleri Bakanı Gül, tam üyelik müzakerelerinin başlayabilmesi için siyasi kriterlerin mutlaka karşılanması gerektiğini de işaret etti.

YASAL VE İDARİ DÜZENLEMELER

Gül, AB'ye uyum konusunda her alanda yoğun çalışmalar yapılacağını belirterek, 93 yeni kanun çıkarılacağını, 61 kanunda değişikliğe gideleceğini, 391 idari düzenleme yapılacağını ve 84 idari düzenlemedede değişikliğe gidileceğini bildirdi.

Mevzuatı AB'ye uyumlu hale getirmek için yoğun çaba gösterileceğini ifade eden Gül, bunun AB'ın da ötesinde, ülkeyi dünya platformunda etkin ve saygın konuma getirmenin hedeflendiğini kaydetti. Gül, ''Sonunda AB olmasa bile Türkiye büyük şeyler kazanacaktır, en iyi yere gelecektir'' dedi. 
   
AB'yi, ''Türkiye'nin çağdaşlaşma ve kalkınmadaki son büyük adımı''olarak tanımlayan Gül, AB'ye giden yolun zorlukları kadar bunun için atılacak adımların da açık olduğunu vurguladı.

Bunu yapan Türkiye'nin dünyanın en iyi ülkeleriyle rekabet edeceğini ve küreselleşme olgusunda da hak ettiği yere kavuşacağını ifade eden Gül, Ulusal Porgram'ın ortaya konulması kadar uygulamanın da önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye'de gerçekleştirilen ''devrim'' niteliğindeki Anayasal ve yasal düzenlemelerin, uluslararası platformda takdirle karşılanmakla birlikte bunların günlük hayata tam olarak yansıtılmamasının da eleştiri konusu olduğunu anlatan Gül, ancak dışardaki eleştirilerden çok iç eleştirilerin önemli olduğunu söyledi.
   
TBMM'nın çıkardığı kanunların kesinlikle uygulanacağını belirten  Gül, ''Bunların uygulanmasında alışkanlıkların etkisi olabilir. Ancak bilinçli bir direniş sözkonusu olursa o zaman kanunların yaptırım gücü devreye girer. Biz, 2003 yılında çıkarmamız gereken tüm kanunları çıkarmayı hedefliyoruz, 2004 yılında da bunların uygulandığını göstereceğiz'' dedi. 
   
Hükümet'in TBMM ile işbirliği içinde gerekli uyum paketlerini Meclis tatile girmeden çıkarması zorunluluğuna işaret eden Gül, bu konuda Hükümet ve TBMM iradesinin açık olduğunu söyledi. Gül, ''büyük projenin farkında olduğu için'' TBMM'nin 1 Temmuz'da değil, 1 Ağustos'ta tatile gireceğine dikkati çekti.
   
Gül, daha uzun vadede çıkarılması gereken temel yasalar arasında TCK, CMUK, Basın Kanunu, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, RTÜK, Askeri Ceza Kanunu, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'nün teşkilat yasası bulunduğunu söyledi.
    
''TEREDDÜTE GEREK YOKTUR''
    
Gül, Ulusal Program'ın ''siyasi kriterler'' bölümünde yapılacak tüm reformların eşzamanlı olarak uygulamasının 2004'e kadar görüleceğikonusunda Hükümet'in iradesinin  tam olduğunu vurguladı.
   
Siyasi kriterler bölümündeki taahhütleri sayan Gül, Türkiye'nin uzun yıllardan beri imzaladığı bazı BM sözleşmelerinin hükümetler tarafından onaylanmasına karşılık TBMM'ye getirilip onaylatmadığını, ancak geçen hafta önemli bazı sözleşmelerin Genel Kurul'da onaylandığını hatırlattı. 
   
Gül, ''Bu sözleşmelerde tereddüte gerek yoktur. Çekinceler sözkonusuyla bunlar zaten konmuştur. Ama şimdiye kadar bu sözleşmelerimeclislerinden geçirmeyen ülkeleri sayarsam, Türkiye'nin bu ülkeler arasında olmasını istemezsiniz. Bu nedenle yaptığınız şey doğru olmuştur. Tüm bunlar Türkiye'yi AB'ye götüren yolda mesafe aldırmıştır'' diye konuştu. 
    
EKONOMİK VE MALİ KRİTERLER
    
Gül, ekonomik ve mali kriterlerin Ulusal Program'da siyasi kriterlerden daha fazla yer tuttuğunu belirterek, bu bölümdeki taahhütler hakkında da bilgi verdi. Kısa vadede çıkarılması taahhüt edilen kapsamlı bir kamu reformunun çok yakında TBMM'ye sevkedileceğini anlatan Gül, düzenleyici kurulların bağımsızılıklarının uluslararası kurallara uygun biçimde korunarak, şeffaflık ve hesap verilebilirliğin sağlanması, doğrudan yabancı yatırımın özendirilmesinin de bu bölümde yer aldığını bildirdi. 
    
Merkez Bankası'nın tam bağımsızlığının üyeliğin hemen öncesinde sağlanacağı ve Avrupa merkez bankaları sistemi içinde yer almasının üyelikle birlikte hayata geçireleceğini, Türk İş Hukuku'nun gözden geçirileceğini anlatan Gül, bölgesel kalkınma programları hazırlanacağını kaydetti. Bu kriterler altında, yapılacak kanun değişikliklerinin belirtildiğine işaret eden Gül, şöyle konuştu:
   
''Bu süreç, aynı zamanda vatadaşlarımızın daha sağlıklı ve yüksek hayat standardına kavuşturulması ve bölgesel dengesizliklerin giderilmesini de içeriyor. Bu amaçla gerekli tüm uyum yasalarını süratle hayata geçirme aşamasındayız. Bizim istediğimiz; düzgün ve etkin işleyen yönetim ve güçlü bir devlet, kurum ve kurallarıyla yerleşmiş demokrasi, iyi işleyen, tüm bireylere açık ve hepsine fırsateşitliği sağlayan ekonomidir. Bizim istediğimiz çağdaş özgürlükler sistemidir.

ÖZGÜRLÜKLER

Cumhuriyet'i ayakta tutacak olan, Türk devletinin bir takım tehlike ve tehditlere karşı gerçek anlamıyla koruyacak olan, milletin hak ve hürriyetlerini esas alan demokratik hak ve hukuk devletinin en iyi şekilde yerleştirilmesidir. Demokrasi, özgürlükler ve ekonominin tüm alanlarında dünyanın en ileri ülkelerine ulaşmanın Türkiye'ye verecek hiçbir zararı yoktur. Tam tersi Türkiye'ye zarar verecek olan bu sürecin dışında kalmaktır. AB ile bütünleşmek Türkiye'yi kalkındıracak, geliştirecek ve zenginleştirecektir. Toplumun her kesimi bu iyiye gidişten faydalanacaktır.''
   
Gül, AB ile ilişkilerin geri dönülmez bir noktada bulunduğu bir dönemde Türkiye'nin tüm enerjisi, dikati ve dinamizmini geleceğe yönlendirmek zorunda olduğunu, bu bilinç içinde kısa sürede yapılacak çok şey olduğunu söyledi. Gül, TBMM tatile girmeden çıkarılacak yasaların Türkiye'nin siyasi kriterleri tamamladığını göstereceğini belirterek, gelecek yıl da bunların uygulandığının görüleceğini söyledi. 
   
2004 yılında Avrupa Parlamentosu'nda genel seçimlerin yapılacağını hatırlatan Gül, bu seçimlerde yeni kişilerin görevlere geleceğini söyledi. Bu nedenle 2003 yılında mevzuatı tamamlayıp 2004 yılı sonunda müzekerelere başlanmasını istediklerini belirten Gül, ''Bu sürecin ne kadar süreceği belli değil. Ama bunun 2010-2011 yılına uzaması muhtemeldir. Bu süreç, Türkiye'nin göstereceği performansa bağlıdır. Türkiye büyük bir engetrasyon projesiyle karşı karşıyadır. Buradeki enkritik süreç, önümüzdeki birkaç aydır. Hükümet ve TBMM, bunun bilincindedir'' diye konuştu.  
  
Gül'ün Ulusal Program hakkındaki sunuşu, yaklaşık 40 dakika sürdü. TBMM Başkanı Bülent Arınç ile bazı AB üyesi ülke büyükelçileri de görüşmeleri izledi.

 
(aa)


Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyetim
www.hurriyetkurumsal.com