Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM), DGM yargılamaları nedeniyle Türkiye aleyhine açılan beş dava daha bu hafta ele alınacak. Davaların dördünde davacılar, askeri hakimler nedeniyle DGM kararlarının tarafsız ve bağımsız olmadığını öne sürüyor.
Türkiye'nin, Kıbrıs Rum Kesimi vatandaşı Titina Loizidou'ya 1998'deki AİHM kararı gereğince tazminat ödemeyi kabul ettiğini açıklaması sonrasında dikkatler bir kez daha AİHM üzerinde toplandı. Türkiye aleyhine açılan beş ayrı dava daha 24 Haziran Salı günü AİHM'de görüşülmeyi bekliyor.
Dava sahiplerinden, PKK ile ilişkisi olduğu şüphesiyle tutuklanan 1967 doğumlu Mikail Barut, 16 Ağustos 1995'te gözaltına alındı ve beş gün sonra serbest bırakıldı. Barut, Konvansiyon'un "özgürlük ve güvenlik hakkı"na atıf yapan 5'inci maddesine dayanarak, polis sorgulamasında geçirdiği sürenin uzunluğu ve bu uygulamaya karşı Türk yasalarında bir çözüm bulunmadığı gerekçeleriyle AİHM'ye başvurdu.
Bir başka davada ise, Emrah Dertli, Mahir Karadayı ve Hasan Atar adlı Türk vatandaşlarının şikayeti ele alınacak. Yasadışı silahlı örgüt TDP üyesi oldukları gerekçesiyle İzmir DGM tarafından çeşitli sürelerde hapis cezasına çarptırılan üç davacı, kendilerini yargılayan DGM'deki hakimlerden birisinin askeri yargıç olması nedeniyle bağımsız ve tarafsız yargılanmadıkları gerekçesiyle AİHM'ye dava açtı.
Dava açtığı sırada hapiste olan 1966 doğumlu gazeteci Halit Yalçın ise, PKK ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle Ağustos 1992'de gözaltına alındı. Diyarbakır DGM tarafından 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Yalçın da DGM'deki yargılamanın adil olmadığı ve Mahkeme'nin bir üyesi askeri hakim olduğu için bağımsız ve tarafsız yargılama yapılmadığı gerekçeleriyle AİHM'ye başvurdu.
Yasadışı DHKP/C üyesi oldukları gerekçesiyle farklı sürelerde hapis cezalarına çarptırılan Mustafa Yüksel ve Özgür Işık ise Türkiye'ye karşı iki ayrı dava açtı. İzmir DGM tarafından cezaya çarptırılan Yüksel ve İstanbul DGM'nin hapis cezası verdiği Işık, kendilerini mahkum eden DGM'lerin yargıçlarının askeri hakim olmaları nedeniyle tarafsız ve bağımsız yargılanmadıkları gerekçeleriyle AİHM'ye gittiler.