Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, insan hakları alanında mevzuattaki eksiklikleri gidermeye hükümetçe kararlı olduklarını söyledi.
Gül, Liberal Düşünce Topluluğu'nun düzenlediği, düşünce ve ifade özgürlüğü konulu 2. Ulusal Sempozyum'da yaptığı konuşmada, insan hakları ve demokrasi normlarına ulaşma hedefi kapsamında gerekli anayasal değişiklikleri yapacaklarını, tüm çalışmalarının bu doğrultuda olduğunu belirtti.
Katılımcı demokrasi için, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra siyasi partiler olarak da gereken her şeyi yapacaklarını kaydeden Gül,''Türkiye'yi özlediğimiz noktaya getireceğiz'' dedi.
Dışişleri Bakanı Gül, Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesiyle ilgili olarak da, bu maddenin şiddeti teşvik etmeyen düşünceyi de suç sayan unsurlar barındırdığını, bu nedenle değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.
AB YOLUNDA KRİTİK DÖNEM
Türkiye'nin AB yolunda kritik bir döneme girdiğini belirten Gül, Avrupa Parlamentosu'nda gelecek yılın ortalarında milletvekilliği seçimleri yapılacağına, parlamentonun tamamen değişeceğine ve Türkiye'yi iyi bilen kişilerin değişerek yeni isimlerin geleceğine dikkati çekti. Gül, bu nedenle gelecek yılın sonunda müzakerelere başlamak için, bu yıl vakit geçirmeden mevzuat değişikliklerini tamamlamaları gerektiğini ifade etti.
Mevzuatta sadece değişiklik yapmanın yetmeyeceğini, bunların uygulanmasının çok daha önemli olduğunu vurgulayan Gül, 2004 yılının, değişikliklerin, yeni mevzuatların uygulandığı yıl olacağını söyledi.
Gül, hükümet olarak hedeflerinin, gelecek 1-2 ayı en iyi şekilde değerlendirmek, çıkartılması gereken kanunları çıkartmak ve gelecek yıl bunların en iyi şekilde uygulandığını tüm dünyaya göstermek olduğunu belirtti.
İNSAN HAKLARI BELİRLEYİCİ
Gül, günümüzde bir devlet düzeninin ve rejiminin değerlendirilmesinde, insan hakları konusunda takınılan tavrın belirleyici rol oynadığını söyledi. Gül, insan haklarının insanın doğuştan sahip olduğu, vazgeçilemez ve devredilemez, insanı insan yapan haklar olduğuna dikkati çekerek, bu hakların toplumsal ve siyasal yapıya meşruluk kazandırdığını belirtti.
İnsan haklarına saygı göstermeyen bir rejimin, insanın değerini, kişinin insan olma niteliğini de reddettiğini vurgulayan Gül, ''Hükümetimiz politikası da bu doğrultudadır, dolayısıyla icraatlarımızda esas alacağımız nok bu olacaktır'' diye konuştu.
Gül, anayasal düzeni uluslararası normlara, özellikle de Avrupa insan hakları ve demokrasi normlarına uyarlama ihtiyacının farkında olduklarını kaydederek, çalışmalarını bu yönde sürdürdüklerini, Anayasa'daki eksiklikleri çağdaş insan hakları normlarına ulaştırmak için gereken her şeyi yapacaklarını vurguladı.
''KATILIMCI DEMOKRASİ İÇİN NE GEREKİYORSA YAPACAĞIZ''
Bu bağlamda tüm sivil toplum kuruluşlarıyla iletişimi güçlendirmeye özen gösterdiklerini söyleyen Gül, sadece temsili demokrasi değil, katılımcı demokrasiyi gerçekleştirmek için de ne gerekiyorsa yapacaklarını ifade etti.
Gül, ''Türkiye'yi hep beraber yöneteceğiz. Kararları alırken şeffaflık içerisinde, herkesin katılımını alarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz'' ifadesini kullandı.
BM'nin iki insan hakları sözleşmesi, medeni ve siyasi haklar ile ekonomik, sosyal ve kültürel haklar sözleşmelerinin önceki gün TBMM'de onaylandığını hatırlatan ve bunun önemini vurgulayan Gül, ''Bugün yapmak istediklerimizin hiçbiri yeni değil aslında. 6. uyum paketi de bunun içerisinde. Bunlar aslında imzaladığımız sözleşmelerin gereğidir. Dolayısıyla çekinecek, korkulacak bir şey yoktur'' dedi.
''TÜRKİYE HALA İZLENEN BİR ÜLKE''
Türkiye'de son yıllarda kapsamlı anayasal ve yasal düzenlemelere karşın, ifade özgürlüğü konusunda çağdaş normlara tam uyumun sağlanabildiğini söylemenin mümkün olmadığını da belirten Gül, Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nin en eski ülkelerinden olmasına rağmen, hala ''izlenen'' bir ülke olduğuna dikkati çekti.
Gül, Türk toplumunun, geçmişiyle, bugünkü insan haklarına yatkın ve yüzyıllarca, beraber yaşamayı, düşüncelere saygı göstermeyi ve farklı dinlerden insanlarla beraber olmayı başarmış bir toplum olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanı Gül, ''İfade özgürlüğü alanında da halkımızın hakettiği biçimde, mevzuatımızı ve uygulamalarımızı çağdaş normlara uygunbiçimde düzenleme çabalarını sürdüreceğimiz gerçektir'' diye konuştu.
SORULAR
Sempozyumdaki konuşmasının ardından çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, ''6. uyum paketinde yer alan, apartmanda ibadethane ve seçimlerde başka dilde propaganda yapılması konularında değişiklik yapılacak mı'' şeklindeki bir soruyu şöyle yanıtladı:
''Söylediğiniz şeylerden ikincisi zaten paketin içerisinde yok, hazırlık safhasında çıkartılmıştı. Yani seçimlerde propagandanın başkadillerde olması hususu, zaten genel paketin içerisinde yok. Bakarsanızgöreceksiniz, ama ne yazık ki, bazı gazeteler sayfa sayfa yazdılar. Ama bakarsanız böyle bir şey yok.
Dışişleri Bakanlığı olarak, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği olarak ibadet yeri yapılabilmesi değişikliğini getirmiştik, ama bazı zorunluluklar gereği olarak, Antalya civarında apartman katı şeklinde de İçişleri Bakanlığı tarafından böyle bir şey konmuştu. Ona gerek görmüyoruz biz. Dolayısıyla kamuoyunda gereksiz tartışmalara yol açan bu tip hususlar, AB için çok önemli değil bence.''
Dışişleri Bakanı Gül, önemli olanın düşünce hürriyeti, şiddeti teşvik etmeyen düşüncelerin serbest olabilmesi ve AB kriterlerinin Türkiye'de uygulanması olduğunu ifade etti. Bakan Gül, ''AB meselesinin iç politikaya alet edildiği'' şeklindeki kaygılarla ilgilibir soruyu ise, ''AB meselesiyle iç politikanın ne alakası var anlamıyorum'' diye yanıtladı.
AB söz konusu olduğunda, gerekli değişiklikleri, kanunları iktidar-muhalefet hep beraber çıkarttıklarını vurgulayan Gül, sözlerini şöyle tamamladı:
''Şimdi hep beraber el birliği içerisinde iktidar, muhalefet, sivil toplum kuruluşları, Türkiye'nin yapması gereken değişiklikleri toplu olarak yapması gerekir. Bu bir süreçtir. Kanunlar tek tek gelmiyor, paket paket geliyor. Önümüzdeki günlerde de başka paketler söz konusu olacaktır.''
Ankara'da Dedeman Oteli'nde bugün başlayan ve yarın sona erecek sempozyumun açılışında, Dışişleri Bakanı Gül'ün yanı sıra Liberal Düşünce Topluluğu adına Prof. Atilla Yayla ve AB Komisyonu Türkiye temsilciliği Siyasi İşler Müsteşarı Luigi Narbone da konuştu.