02/06/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Politika
02.06.2003
Cinnah fısıltıları
 

'Kadeh'le barıştı

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan'
ın resmi davetlerde şarap ya da şampanya içen konuklarına içinde su bulunan kadehini kaldırması, renkli tartışmalara kapı araladı. Bu tartışmalardan ilki, basında ve televizyonlarda Erdoğan'ın içinde su bulunan ‘‘kadeh’’ kaldırdığı haberlerinin yayınlanması ile ortaya çıktı. Tartışma Erdoğan'ın ‘‘kadeh’’ine, aslında ne denileceği ile ilgiliydi.

Kadeh ile ilgili tek sohbet bu değil. Geçen hafta Çankaya Köşkü'nde Arnavutluk Cumhurbaşkanı Alfred Moisiu onuruna verilen yemeğe Erdoğan da katıldı. Başbakan Erdoğan yemekte ‘‘ayaklı su bardağı’’nı, Arnavutluk Cumhurbaşkanı'nın kızı Mirelo Moisiu'nun ‘‘şampanya kadehi’’ ile tokuşturdu. Mumlar eşliğinde iki ülkenin dostluğunu simgeleyen bu fotoğraf, aynı zamanda bir ‘‘barış’’ın da belgesiydi.

ARŞİVE BAKINCA...

Beş yıl önce Kasım 1998'de Erdoğan'ın ‘‘kadehle kavgası’’ yansımıştı, Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve yazarı Tufan Türenç'in köşesine. Türenç, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan ile Bahçelievler Belediye Başkanı Saffet Bulut arasında geçen ilginç ‘‘kadeh diyaloğunu’’ aktarmıştı.

1996 Avrupa Basketbol Şampiyonası'na katılan Efes Pilsen, şampiyon olarak Koraç Kupası'nı ülkemize getirmişti. Bulut da ‘‘Kupayı getirin, başarınızın heykelini dikeceğim’’ sözünü tutarak, Bahçelievler'e Koraç Kupası'nın heykelini dikmek için çalışmalara başlamıştı. Ancak yapılan kaideyi Büyükşehir ekipleri söküp götürdü.

KADEH ALERJİSİ

Gerekçe ilginçti. Erdoğan ‘‘Neden kaldırdınız?’’ diyen meslektaşı Bulut'a ‘‘O Efes Pilsen'in reklamı olmuş, bira kadehi yapmışsın’’ demişti. Erdoğan, Koraç Kupası'nda eller arasındaki yarıdan kesilmiş basket topu simgesini kadehe benzetmiş ve heykelin kaidesini söktürmüştü. Durum ortaya çıkınca, Bulut heykeli yeniden diktirdi.

Artık fotoğraflar, Erdoğan'ın ‘‘ayaklı su bardağı’’nı kaldırarak, tokuşturarak, kadehle barıştığını simgeliyor.


Ayaklı su bardağı


HÜRRİYET Gazetesi Yayın Danışmanı Doğan Hızlan, içinde su bulunan bir ‘kadeh’e, kadeh değil ancak ‘ayaklı su bardağı’ denilebileceği görüşünde. Çünkü Türk Dil Kurumu sözlüğünde de yer aldığı gibi kadeh, ‘‘İçki içmeye yarayan küçük bardak’’ olarak tanımlanıyordu. Eğer içinde içki yoksa, geriye sadece ‘bardak’ kalıyordu. Çankaya Köşkü'ndeki bir protokol yetkilisi de, Hızlan ile tümüyle aynı görüşü dile getirdi. O da kadeh kelimesinin içki ile eş bir sözcük olduğunu vurgulayarak, ‘‘ayaklı su bardağı’’ kavramının daha doğru olacağını söyledi.


İngilizce konuşmaya başladı


TÜM
görüşmelerinde Siirt Milletvekili Egemen Bağış'ın tercümanlığına başvuran Başbakan Tayyip Erdoğan, TBMM albümüne göre İngilizce biliyor. Erdoğan'ın 3 Kasım'dan sonra yabancı dil alanındaki eksikliğini kapatmak için ciddi bir çaba sarf ettiği de biliniyor. Nitekim, Başbakanlık muhabirimiz Ateş Yalazan da, son dönemde yabancı konukları ile görüşmelerinde zaman zaman İngilizce cümleler ya da kelimeler kullanmaya başladığını bizzat izliyor.

Örneğin geçenlerde katıldığı Azerbaycan Milli Günü'nde Rusya Büyükelçisi'nin oğlu Antoni'ye ‘‘Where are you from?’’ (Nerelisiniz?) diye sordu. Antoni, ‘‘Ankara’’ yanıtını verdi.

NEXT YEAR İNŞALLAH

Erdoğan
bir süre önce Bosna Hersek Büyükelçisi'ne de ‘‘Next year I am going to Bosna Hersek inşaallah’’ (Gelecek yıl Bosna Hersek'e gideceğim inşallah) demişti. Erdoğan, resmi ziyaret için Ankara'da

bulunan Kazakistan heyetini de ‘‘See you in Bishkek’’ (Bişkek'te görüşürüz) diyerek uğurlamıştı. Erdoğan yine Romanya Başbakanı'nın ziyareti sırasında Hilton Oteli'ndeki resepsiyonda kendisine tanıtımı yapılan traktörlerle ilgili bilgi veren yetkiliyi uzun uzun dinledikten sonra ‘‘Okey, okey’’ diye konuşmuştu. Başbakan Erdoğan'ı önümüzdeki dönemde daha çok İngilizce cümleler kurarken dinlemek pek sürpriz olmayacak gibi.


Helal selamlıktan danslı partiye


DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'ün geçenlerde eşi Hayrünisa Gül ile birlikte Devlet Opera ve Balesi salonunda ev sahipliğini yaptığı devlet halk dansları topluluğu gösterisi ile birlikte devlet protokolü yeni bir kavramla karşılaştı: Helal-selamlık...

Helal-selamlık uygulaması, kavramsal olarak harem-selamlık uygulamasından yola çıkmakla birlikte, bunun bir ölçüde yumuşatılmış bir versiyonunu ifade ediyor.

Buna göre, kadınlar ve erkekler ayrı bölümlerde oturmuyorlar. Ancak iki kadın-iki erkek yan yana diziliyorlar. Böylece bir erkeğin yanına karısı, onun sağına başka bir kadın, onun sağına da o kadının kocası, yanına yine bir erkek şeklinde gidiyor...

TEK İSTİSNA VARDI

Gül
çiftinin ev sahipliğini yaptığı Devlet Opera ve Balesi'ndeki davette de bu düzen, ‘‘katı bir kural’’ biçiminde değil, ‘‘tercihan’’ uygulandı. Nitekim protokolde AKP'li konukların çoğu ‘‘iki kadın-iki erkek’’ biçiminde yerini alırken, eşinin yanında oturan Hayrünisa Gül'ün diğer yanında Adalet Bakanı Cemil Çiçek yer aldı.

Ancak bu uygulamanın mucidi Dışişleri Bakanlığı Protokol Dairesi değil. Buluş AKP'lileri ait. Dışişleri protokolü, koltukları konuklara göre tahsis etmek yerine yalnızca ‘‘bakanlar, milletvekilleri, büyükelçiler’’ şeklinde bölümler ayırıp, oturma düzenini serbest bırakınca, AKP'liler helal-selamlık konseptini ‘‘tercihan’’ uygulamaya koyuverdiler.

DANS EDECEKLER Mİ?

Ancak protokol düzeninin Dışişleri Bakanı ve eşi Hüyrünisa Gül'ün 5 Haziran Perşembe günü Devlet Konukevi'nde ev sahipliği yapacakları ‘‘Danslı Yaza Merhaba Partisi’’nde uygulanması beklenmiyor.

Dışişleri Bakanlığı Çalışanları Yardımlaşma Vakfı ile işbirliği içinde düzenlenen danslı parti, bütün Dışişleri mensuplarına açık olacak.

Tabii bu partide, dans etmeyi bilmediklerini daha önce açıklamış olan Gül çiftinin, bu geleneği bozup bozmayacakları da merak konusu.


Kalemi bile sari lacivert


GENELKURMAY
İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, evde maçları sarı-lacivert formayla izleyecek kadar Fenerbahçe tutkunu. Ancak F. Bahçe camiasını ayağa kaldırmak pahasına ‘‘Ölünün arkasından konuşulmaz’’ diyecek kadar da gerçekçi bir Fenerbahçeli. Ancak Beşiktaş'ın şampiyonluğunu ne ölçüde kabullenebildiği tartışma götürür. Bu durum, geçen hafta ‘‘Küreselleşme ve Güvenlik’’ konferansına katılan konuklar için verdiği davete şampiyon havası basmak üzere siyah beyaz kravatlarıyla gelen Beşiktaşlı gazetecileri sınava çekmesinden de anlaşıldı. Büyükanıt sivil giyimliydi ve kravatı sarı lacivert renklerdeydi. İş, kravat renginin taraftarlık bağlarının kuvvetini gösteren bir gösterge olup olmayacağı tartışmasına kayınca, Orgeneral Büyükanıt karşısındaki gazeteciye ‘‘Bana kaleminizi gösterin lütfen’’ dedi. Gazetecinin kalemi bordo çıktı. ‘‘Taraftarlık öyle olmaz’’ dedi Org. Büyükanıt cebinden sarı lacivert dolmakalemini çıkardı. Ardından ‘‘Tarağınıza bir bakayım’’ dedi Paşa. Gazetecinin tarağı kırmızıydı. Büyükanıt, hemen arka cebine davrandı. Tarağı da sarı-lacivertti. Zaten iş dolmakalem ve tarağa kaldıysa, Fenerbahçe'nin hali daha da umutsuzdu. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com