Bakan Babacan, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu ile yapılan görüşmeler ve son ekonomik gelişmelere ilişkin düzenlediği basın toplantısında, Nisan ayında 4. gözden geçirmenin tamamlanması, Irak'taki savaşın kısa sürede sonuçlanması ve ekonomik programın kararlılıkla sürdürülmesi ile birlikte, makro ekonomik ve finansal göstergelerde de önemli iyileşmeler kaydedilmeye başlandığını belirtti.
Irak savaşında Mart ayının ortalarında yüzde 70'lere kadar yükselen, özellikle 1 yıllık vadede olanların faiz oranlarının geçtiğimiz Cuma günü itibarıyla yüzde 50'nin 2-3 puan kadar altına indiğini ifade eden Bakan Babacan, şunları kaydetti: ''Uluslararası piyasalarda işlem gören tahvillerimize yönelik talep de son haftalarda önemli ölçüde arttı ve bu önemli gelişme ile borçlanma maliyetlerimizin özellikle dış borçlanma maliyetlerimizin önemli bir göstergesi olan euro bondların ikincil piyasadaki faiz oranları da önemli ölçüde düştü.
Mayıs ayında 10 yıllık bir euro bond ihracı yapıldı ve buna 2.2 milyar dolarlık talep geldi. 750 milyon dolarlık bir satış yapıldı ve uzun süreden sonra ilk defa 10 yıllık bir dış borçlanma gerçekleştirmiş oldu Hazine. Yine son hafta itibarıyla, 30 yıllık eurobondlarımızda faiz oranları da yüzde 11'e kadar düşmüş durumda.''
Bakan Babacan, makro ekonomik politikalara ve geleceğe yönelik güven artışının temel göstergesi olarak Türk Lirası cinsinden yatırım araçlarına da yine son haftalarda talebin önemli ölçüde arttığını kaydetti. Savaş ortamının da etkisi ile Şubat ayı sonunda 58.8 katrilyon lira olan Türk Lirası mevduat toplamının Mayıs ayı ortasında 62.3 katrilyonliraya kadar yükseldiğini, aynı dönemde, yurt içinde yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin elinde tutulan devlet iç borçlanma senetleri tutarının da 9 katrilyon lira artarak, 53.3 katrilyon liraya ulaştığını bildiren Bakan Babacan, ''Yapılan son anketlerde hem büyüme hem de enflasyona ilişkin beklentilerin belirgin bir şekilde iyileştiğini gösteriyor. Özellikle makro ekonomik ve finansal göstergelerin program hedeflerimizle uyumlu hareket ettiğini gözlemlediğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz'' şeklinde konuştu.
IMF İLE 5. GÖZDEN GEÇİRME
Bakan Babacan, Uluslararası Para Fonu ile 5. Gözden geçirme kapsamında, 20 Mayıs'ta başlayan görüşmelerin geçen hafta sonu tamamlandığını vurguladı.
5. gözden geçirme ile ilgili niyet mektubu taslağı üzerinde önemli gelişmeler kaydedildiğini bildiren Bakan Babacan, şöyle devam etti: ''Bu mektup büyük ölçüde tamamlanmış durumda, önümüzde 1 hafta-10 günlük süre içinde diğer detayları tamamlanacak ve Haziran ortası gibi niyet mektubu IMF'ye gönderilecek.
Bu yapılan görüşmelerde makro ekonomik hedefler, maliye ve para politikası, mali sektör reformu ile diğer yapısal reformlarda sağlanan gelişmeler değerlendirildi ve geleceğe ilişkin hedefler ele alındı. Makro ekonomik çerçeveye ilişkin yapılan değerlendirmelerde, yüzde 5'lik yıl sonu büyüme hedefine ulaşılabileceği, yüzde 20'lik tüketici fiyat endeksi enflasyon hedefinin erişilebilir olduğu tespit edildi. Ancak cari işlemler açığının öngörülen seviyenin üzerinde gerçekleşeceği de belirlenmiş oldu.''
BÜYÜMENİN TEMEL KAYNAĞI
Bakan Babacan, 2003 yılında büyümenin temel kaynağının, ''özel tüketim ve sabit yatırımlardaki artış'' olmasını beklediklerini söyledi.
Nitekim sanayi üretiminin ilk 4 ayda güçlü bir performans gösterdiğini ve dayanıklı tüketim malları ile ara mallarına olan talebin son aylarda oldukça güçlü bir şekilde gerçekleştiğini bildiren Babacan, programın sıkı şekilde uygulanması suretiyle, tüketici ve yatırımcı güveninin artırılması, büyüme hedefine ulaşılmasını mutlaka daha da kolaylaştıracağını ifade etti.
Babacan şöyle dedi: ''Yılın ilk aylarında gıda ve petrol ürünlerinde görülen artışın belli bir ölçüde yansıması olarak, tüketici fiyat endeksi enflasyonu tahminlerin bir miktar üzerinde gerçekleşti. Özellikle ilk 3 ay bunu gözlemledik.
Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde petrol fiyatları ile döviz kurunda gelişmeler ve mevcut atıl kapasitenin yıl sonu hedefinin tutturulmasına önemli ölçüde katkıda bulunacağına inanıyoruz. Nisan ayı enflasyonu sonuçlarıda bu tahminimizi oldukça güçlü bir şekilde destekliyor.''
"CARİ İŞLEM AÇIĞINI REVİZE ETTİK"
Babacan, ekonomik program yılbaşında ilk yapıldığı tarihlerde 3.7 milyar dolar olarak tahmin edilen cari işlemler açığının, 6.1 milyar dolar olarak revize edildiğini de belirtti.
Babacan, bu değişikliğin, Hazine, DPT ve IMF heyetinin yetkilileri ile yapılan ortak çalışmalar neticesinde, ''Türk Lirasının reel olarak değer kazanması, özel sektör talebini beklenenden daha güçlü olması ve Irak savaşının turizm gelirleri üzerinde olumsuz etkileri'' nedeniyle oluştuğunu vurguladı.
Yılın 3 ayındaki ödemeler dengesi gerçekleşmelerinin de, bu beklentileri doğruladığını belirten Babacan, bunun bir hedef değil tamamen bir tahmin niteliğinde olduğunu söyledi.
Babacan, ''ilk çalışmalarda 3.7 milyar dolar olan bu tahmin, 2 hafta süren çalışmalar sonucunda şu anda 6.1 milyar dolara revize edilmiş durumda'' dedi.
KAMU MALİYESİ
Kamu maliyesi alanında mevcut verilerin, Nisan sonu için öngörülen toplam kamu sektörü faiz dışı fazla hedefinin tutturulduğunu gösterdiğini de bildiren Babacan, konsolide kamu sektörü için belirlenen gayrisafi milli hasılanın yüzde 6.5'i seviyesindeki faiz dışı fazla hedefi ile kamu maliyesi programının planladığı gibi sürdürüldüğünü belirtti.
Bu çerçevede çok önemli tedbirler alındığını, belirlendiğini ifade eden Babakan Babacan, belirlenipde henüz alınmayan, uygulamaya başlanmayan bazı tedbirlerih olduğunu, bunların önümüzdeki dönem içersinde uygulanmaya başlanacağını kaydetti.
"YAPISAL REFORMLARDA SAPMALAR MEYDANA GELDİ"
Yapısal reform alanında, programda öngörülen tarihlerden bazı sapmaların meydana geldiğini anlatan Bakan Babacan, yapısal reformlar ile ilgili yasal düzenlemelerin kısa sürede tamamlanmasını beklediğini söyledi.
Babacan, şöyle dedi: ''Yapısal reform programı çerçevesinde, sosyal güvenlik reformu ile ilgili yasalar özellikle SSK, Bağkur, İşkur yasa tasarılarının çok kısa zamanda kanunlaşması büyük önem arzediyor. İş ortamını geliştirecek düzenlemeleri kapsayan doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin kanun da, bu hafta TBMM'nin gündemine alınmış durumda.
Ayrıca bankacılık sisteminin daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasına ve yine iş ortamını gelişmesine katkıda bulunacak icra iflas kanunu da, program çerçevesinde bir öncelik taşıyor. Doğrudan vergi reformunun ikinci paketi ve kamu maliye yönetimi ve kontrol kanuna ilişkin çalışmalar da, kısa süre içersinde sonuçlandırılarak. Maliye Bakanlığı tarafından TBMM'nin gündemine getirilecek. Kamu istihdamının rasyonelleştirilmesi ile ilgili çalışmalarımız kararlılıkla sürdürülüyor.''
LİNN'İN TEMASLARI
Babacan, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn'in temasları hakkında da bilgi verdi.
Linn başkanlığındaki DB heyetiyle, mevcut krediler ve önümüzdeki 3 yıllık dönemde DB'nin Türkiye'ye kullandıracağı kredi programının genel çerçevesi üzerinde görüşmeler yapıldığını açıklayan Babacan, önümüzdeki 3 yıllık dönemde Dünya Bankası'nın, Türkiye'ye yaklaşık 4,5 milyar dolar tutarında bir kredi paketini kullandırması konusunda mutabakat sağlandığını açıkladı.
Dünya Bankası'ndan sağlanacak kaynakların yaklaşık yarısının ''program kredilerinden'' oluştuğunu ve kamu kesimi sosyal güvenlik, finans sektörü ile yerel yönetimler reformunun desteklenmesinde kullanılacağını anlatan Bakan Babacan, ''proje kredilerinin'' ise tarım sektörü, ihracat, kobi'lerin desteklenmesi ve depremlerden kaynaklanacak kayıpların azaltılması gibi alanlarda kullanılacağını söyledi.
EKONOMİK VERİLERDE REVİZYON
Devlet Bakanı Ali Babacan, cari işlemler açığı hedefindeki değişikliğe bağlı, ihracat, ithalat ve turizm gelirlerinde revizeler yapıldığını belirtti.
Cari işlemler dengesi açığı tahmininin, 3.7 milyar dolardan 6.1 milyar dolara yükseltildiğine işaret eden Babacan, ''bu çerçevede ihracat 39.4 milyar dolardan 40.6 milyar dolara, ithalat 53.8'den 55.4 milyar dolara yükseltilirken, turizm gelirleri hedefi, 8.5 milyar dolardan 7.9 milyar dolara düşürüldü'' dedi.
Bakan Babacan, sosyal güvenlikle ilgili yasaların, 5. gözden geçirmenin tamamlanması için ön şart olmasının söz konusu olduğunu da kaydetti.
MERKEZ BANKASI'NIN ROLÜ
Babacan bu arada, Merkez Bankası'nın bağımsız olduğunu, ancak izole edilmiş şekilde çalışmalarını yürütmemesi gerektiğini söyledi.
Babacan, Merkez Bankası'nın hükümet tarafından belirlenen hedeflere uyumlu olarak çalışması gerektiğini ifade etti.
"TAVİZ VERMEMİZ SÖZ KONUSU DEĞİL"
Babacan, ''5. gözden geçirmenin tamamlanması ve yapısal reformların yasalaşması için bir taviz söz konusu mu?'' şeklindeki soruya, şu yanıtı verdi:
''Yasalarla ilgili taahhüt vermemiz söz konusu değil. Bunlar TBMM'nin doğal sürecinde gerçekleşecek. Öncelik sırası belirlersek, sosyal güvenlik konusundaki yasalar birinci önceliklidir. Sosyal güvenlik konusunda tasarıların yasalaşmasının 5. gözden geçirmenin ön şartı olması gündemde. Ayrıca, bu yasalar yüzde 6.5 faiz dışı fazlanın tutturulması için önem taşıyor.''
Bir gazetecinin program üzerinde mali baskıların başladığı şeklindeki ifadesi üzerine Babacan, şunları söyledi: ''İlk dört ayda faiz dışı fazlada hedef tutturuldu. Bundan sonrasının düşünülmesi gerekiyor ve aynı kararlılıkla programın sürdürülmesi gerekiyor. Yüzde 6.5'luk faiz dışı fazla hedefi oldukça agresif ve yüksek bir hedef. Ancak borç stoğunun düşürülmesi için de gerekli. Faiz dışı fazla hedefi hiçbir şekilde taviz verilmeden uygulanacak. Bu zor bir hedef.''
TARIM ÜRÜNLERİNE VERİLEN FİYATLAR
Babacan, bazı tarım ürünlerinde yapılan fiyat artışlarına ilişkin soru üzerine de, her tarım ürününün ayrı ayrı piyasası ve özel durumları bulunduğunu, fiyatların o ürünün piyasası neyi gerektiriyorsa, o çerçevede belirlendiğini belirtti.
Devlet Bakanı Babacan, ana stratejinin dışına çıkılmamasının önemli olduğunu, bütçeye getirilecek yük açısından ele alındığında, genel bütçe hedefleri çerçevesinde, fiyatların şekillendiğini kaydetti.
Kamuda çalışan işçilerin toplu sözleşmelerine ilişkin bir soru üzerine de Babacan, bu toplu sözleşme görüşmelerinin önümüzdeki dönem başlayacağını belirterek, ''Biz istiyoruz ki çalışanlarımız ülkenin ekonomik durumu düzeldikçe, bu kesimdekilerin de refahının bir ölçüde artmasıdır''
Babacan, bir gazetecinin yapısal reformlardaki gecikmelere ilişkin bir sorusu üzerine, şöyle devam etti: ''IMF ve Dünya Bankası ile sürdürdüğümüz anlaşmalar öncelikle, Türkiye için doğru olduğuna inandığımız programlardır. IMF'den 2004 yılına kadar alacağımız kredi 4 milyar dolardır. 2003 yılında ödeyeceğimiz borç toplam 90 milyar doların üzerindedir. Hem IMF hem Dünya Bankası ile program yürütmemiz uluslararası para kuruluşlarının güveni ve desteği açısından önemlidir. Ayrıca, buralardan gelecek finansman da uygundur.''
Babacan, yapısal reformlarla ilgili sorunun yinelenmesi üzerine, eskisi gibi 15 günde 15 yasa çıkarılmasından yana olmadıklarını ifade ederek, ''Meclis'in doğal çalışma sürecine müdahale etmemeyi uygun buluyoruz'' dedi.
Merkez Bankası ve kura ilişkin bir soru üzerine Babacan, Merkez Bankası'nın öncelikle özerk bir kuruluş olduğunu, enflasyonla mücadelede başarılı olan ülkelerde bu özerkliğin önemli olduğunu söyledi ve şunları kaydetti:
''Merkez Bankası'nın önceliği fiyat istikrarıdır. Bunda da önemli araçlarından biri gecelik faiz oranlarıdır. Savaşın bitmesiyle Nisan ve Mayıs aylarında sisteme önemli bir mevduat girdi. Bu rakamın önemli bir kısmı dövizdi. Halk hızla TL'ye yöneldi. Bu durum aslında uzun vadeli olarak sevindirici ama kısa zamanda ve hızlı bir şekilde düştü.İhracatçı açısından zor bir durum. Fiyat istikrarı önemli ancak fiyat istikrarının yanı sıra diğer hedeflerin de gözönünde bulundurulması son derece doğal.''
Bakan Babacan, hükümetin önünde iki önemli konu olduğunu, bunlardan birisinin uygulanan program, diğerinin de Avrupa Birliği için gereken reformlar olduğunu söyledi.
''DALGALI KUR İÇ VE DIŞ ŞOKLARI EMER''
Bir gazetecinin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun ''ne zaman kur düşse, faiz yüksek olsa, krize giriyoruz'' şeklindeki sözlerini hatırlatması üzerine, şunları söyledi:
''Dalgalı kuru piyasalar belirler. Dalgalı kur iç ve dış şokları emen bir sistem. Sabit bir kur uygulandığı zaman durum öyle değil. Sabit kurda, devlet müdahalesi var. Devlet belli bir noktadan sonra (ben bu işi bırakıyorum) dediğinde büyük bir dalgalanma olur. Şu anda suni bir sıkıntı söz konusu. Cari işlemler dengesi açığı herkes tarafından belirtilen bir noktaya ulaştığında ister istemez kurlarda yukarıya doğru bir hareket olur. Biraz sabretmek gerekir. Kırk yıllık sorunları bir anda çözmek güç.''