01/06/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar Son Güncelleme 12:12
01.06.2003
32 yıl önce Bingöl’de okul enkazından çıkmıştı

Şermin SARIBAŞ

Yahya Uzdiyen (45), Bingöl'de meydana gelen depremi duyduğunda herkesten biraz daha farklı üzüldü ve 32 yıl önceyi hatırladı. Zira 22 Mayıs 1971'de Bingöl yine akşam saatlerinde 6.3 şiddetindeki bir depremle sarsılmış, onun da okuduğu okul yıkılmış ve kaldıkları öğrenci yurdu hasar görmüştü.

Bingöl, bundan 32 yıl önce, bu kez 6.3 şiddetinde bir depremle sarsıldığında 13 yaşında olan Yahya Uzdiyen, bir cumartesi günü okuldaki arkadaşlarıyla beraber masa tenisi oynamak için okulun spor salonuna gitti. İki arkadaş masa tenisi oynarken, diğer ikisi de onları seyrediyordu. Sarsıntı olduğunda Uzdiyen ve arkadaşı kaçmak için kapıya doğru yöneldi: ‘‘Kapıya doğru koşarken sıvaların döküldüğünü gördüm, sonrası karanlıktı. Öldüğümü sandım ama kafamı çevirip baktığımda küçük bir ışık gördüm.’’

O sırada yeni bir sarsıntı oldu ve Uzdiyen'in gördüğü küçük ışık, onu dışarıya çıkarabilecek bir koridora dönüştü. Sürünerek dışarı çıkmaya çalışırken, oyun oynadığı diğer arkadaşını göremiyor ama sesini duyabiliyordu, arkadaşı yardım istiyordu. Masa tenisi oynarken onları seyreden iki arkadaşından ise bir daha hiçbir ses alamadılar.

Yahya Uzdiyen ve birkaç kişi daha okulun karşısındaki Karayolları binasına gitti ve sesini duydukları arkadaşları Fevzi'yi kurtarmak için Karoyalları'ndan malzeme istedi. Ama karşılığında, ‘‘Devlete zimmetli, veremeyiz’’ cevabı aldılar. Saat iyice gece yarısına yaklaştığı için artık bir şey yapamıyorlardı. Ertesi sabah erkenden gelen askerler kurtardılar Fevzi'yi sıkıştığı yerden. Bir askeri kamyona bindirerek hastaneye yolladılar. Ama kamyon 15 dakika sonra geri döndü, çünkü Fevzi ani oksijenden hayatını kaybetmişti. Yıkılan okulun 500 metre ilerisinde bir hemşirelik okulu vardı ve okulun yatılı binası yıkılmıştı. Tam 80 öğrenci orada öldü. Resmi olarak 700-800 kişinin öldüğü söylenen depremde aslında 1500 kişi hayatını kaybetmişti ve yıkılan bütün binalar tıpkı bugün gibi yine kamu binalarıydı.

HANGİ ZİHNİYET VE VİCDAN

O gün o depremden kurtulan ve şu anda Doğan Holding Strateji Grup Başkanı olan Yahya Uzdiyen'in anlattıkları o günden bugüne zihniyetin hiç değişmediğini gösteriyor: ‘‘1 Mayıs 2003'te Bingöl'de yıkılan yatılı okul, 32 yıl önce yıkılan benim okuluma sadece 10 kilometre mesafede. O zaman o bölgede bir metrelik yarıklar oluşmuştu. Hangi zihniyet ve vicdan oralara tekrar okul yaptırılmasına razı oldu? Razı olmalarını bir tarafa bırakın, üstelik yine kötü inşa edilmiş okullar yaptılar. Aynı olayın aynı yerde tekerrürü vicdanlara saplanması gereken bir olay’’ diyor.

NEDEN SEFERBER OLDULAR

Depremi yaşadı, oyunlaştırdı, oyunun gelirini kampanyaya bağışlayacak

O da bir deprem mağduru. 1999 depreminde Gölcük'te enkazdan kurtarıldı. Ancak Vural Akıncı, farklı bir şey yaptı ve yaşadıklarını kaleme aldı. Önceleri içindekileri dışarı vurmak amacıyla yazılanlar, şimdi bir oyuna dönüştü ve ‘‘Okullarımız Yıkılmasın’’ kampanyasına destek vermeye hazırlanıyor. Eğer bir destek bulabilirse, tek kişilik oyununu 20 ilde sahneye koyacak ve tüm gelirini Okullarımız Yıkılmasın kampanyasına bağışlayacak.

Vural Akıncı'nın oyunu, fiziksel engelli bir gencin Yalova'da ailesiyle birlikte geçirdiği yaz tatili sırasında başlıyor. Deprem anı ve enkaz altındaki saatleri ve kurtuluşuyla devam ediyor. Sonuç acı: Yan odadaki anne ve babasını kaybediyor. O dönemde yaşadıkları da yansıyor oyuna. Ama yine de her şeye rağmen hayata dört elle sarılışının öyküsü bu. 1 Mayıs'ta Bingöl depremi ve orada yaşanan acıları görünce ‘‘Ne yapabilirim?’’ diye düşünen Akıncı, yazdıklarını oyunlaştırıp sahnelemeye karar vermiş. ‘‘Gözyaşında Umut Olsun’’ adlı oyunun öncelikli amacının şu olduğunu söylüyor: ‘‘Depremle yaşamak zorunda olduğumuz ülkemizde konunun önemine dikkat çekebilmek, konuyla ilgili kurumlara ulaşmak ve harekete geçmelerini sağlamak, oyunun oynanacağı illerde halkın ve kurumların ilgisini çekmek.’’

Enkaz altında kalmadan önce Türkiye'de yaşanan depremlere üzüldüğünü ancak sonra günlük hayata devam ettiğini belirten Akıncı, depreme tanıklık edince hayatı değişmiş: ‘‘Depremi yaşadıktan sonra depremle ilgili konularda duyarsız kalamıyorsunuz. 12 Kasım depreminde çok kötü olduğum halde gidip bir hafta kaldım. O anları yaşadıktan sonra Türkiye'nin neresinde deprem olsa ‘Acaba nasıl yardımcı olabilirim?' hissi doğuyor. Bingöl depremi aslında birebir içinde yaşadığımız ama bir türlü kabullenmek istemediğimiz çok önemli bir gerçeği tekrar ortaya çıkardı. Öğrencilerin yatılı okulda enkaz altında kalması beni derinden etkiledi ve Hürriyet'in Okullarımız Yıkılmasın kampanyası çok anlamlı geldi. Toplum olarak biz olayın başında çok duyarlıyız ama ondan sonra her şey unutuluyor. Ben burada kendime düşen bir şey olduğunu hissettim. Eğer bu tiyatro oyununu bu kampanyayla beraber sahneye koyarsam ekonomik olarak çok ciddi katkı sağlayamasam da imgesel anlamda bu kampanyaya destek veririm diye düşündüm.’’

Benim de üçüncü sınıfta bir kızım var

Hürriyet ve Kanal D'nin ‘‘Okullarımız Yıkılmasın’’ kampanyasına Adana'dan 10 milyar lira bağışla katkıda bulunan Namık Kemal Biçer 39 yaşında bir organizatör.

Adana depreminden bir gün önce ağabeyini trafik kazasında kaybetmesine karşın, depremin ertesi günü ekibiyle birlikte enkaz bölgesine koşup yardım çalışmalarına katılmış. ‘‘O acılara bizzat tanık olunca, duyarsız kalma şansımız yok’’ diyor. Ayrıca kendisinin de dokuz yaşında, üçüncü sınıf öğrencisi bir kızı var. Kendi çocuğu gibi, tüm çocukların da okullarında güven içinde eğitim görmesini diliyor. Çevresinde her türlü yardım çalışmasına katılan biri olarak tanınıyor.

Kampanyayı duyunca, elinde bir torbaya doldurduğu 10 milyar Türk Lirası'yla Hürriyet Adana Temsilcisi Sinan Tanyıldız'ın kapısını çalan Biçer, aslında adından bahsedilmesini pek istemiyor. ‘‘Zaten parayı da eğitimden kazanmıştım’’ diyor. ‘‘Çukurova Üniversitesi'nin festivalini düzenledik. Bu bağış oradan kazandığımız parayla yapıldı. Yani eğitimden kazandığımızı yine eğitime yatırmış olduk’’ diyor, içi rahat... 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com