|
Sedat ERGİN
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün bugünlerde en çok dertli olduğu konuların başında ‘‘yanlış anlaşılmak’’ geliyor. Orgeneral Özkök'e göre, sorun olayları açıklarken sıkça teşbihte bulunmasından, benzetmelere başvurmasından kaynaklanıyor.
Sıkıntısını şöyle anlatıyor Genelkurmay Başkanı:
‘‘Sebep-sonuç ilişkisini anlatırken örnekler veriyorsunuz. Ama bazen böyle yanlış anlamalara yol açıyor bu örneklerim. Bir keresinde sebep-sonuç ilişkisini anlatırken doğadan örnek verdim; bir türlü anlayamadılar.’’
ANLATIM TARZIMI DEĞİŞTİRMEM GEREKİYOR
Bu kez başını derde sokan olay, karar alma mekanizmasının etkin bir şekilde çalışması gereğini anlatmak için ‘‘sözcüklerin uyum içinde olmasının şiir, uygun tarzda çalan enstrümanların orkestra oluşturması’’ benzetmesine başvurması.
Orgeneral Özkök'e bakılırsa, bir de ‘‘açık sözlülüğü’’ bu örnekleme merakına eklendiğinde, sıkıntı daha da büyüyor.
Genelkurmay Başkanı, bu noktada sözü TBMM Milli Savunma Komisyonu üyeleriyle yaptığı toplantıya getirerek, şöyle diyor:
‘‘Ben çok içten bir insanım. Beni yakından tanıyanlar bilirler. Bir sohbet toplantısıydı. Bu sözleri aynen sizlerle konuştuğum gibi büyük bir rahatlıkla söyledim. Ama döndü dolaştı, ‘Hükümetle şiir gibiyiz' noktasına kadar geldi.’’
Orgeneral Özkök, ardından pişmanlığını şu sözlerle ifade etti:
‘‘Benim anlatım tarzım böyle. Bu benim anlatış mantığım. Ama anlatım tarzımı herhalde düzeltmem gerekecek. Kelimelerimi çok dikkatli seçmem gerekiyor.’’
BENİM İÇİN ÖYLE ŞEYLER SÖYLENDİ Kİ
Özkök’ün bir yakınması daha var: Yaptığı açıklamaların sıkça kategorik değerlendirmelere tabi tutulması...
Bu bölümde verdiği şu örnek oldukça ilginçti:
‘‘Şimdi benim için bazı şeyler söyleniyor. 'Efendim bunu A kişi veya başbakan veya falanca basın beğendi. Öyleyse bu onlardandır.' Böyle şey olur mu? Hepimiz bir hareket yaparız, beğenilir, beğenilmez. Benim bir lafım beğenilir, bir lafım beğenilmez. Bu bir kompleks durumdur.’’
İlginçtir ki, basının bu tür kategorik yargılara varmasına da bir itirazı yok komutanın. Onun tepkisine yol açan, bu tür yakıştırmaların sıkça yanlış bilgilere dayanılarak yapılması.
Bu noktada alışagelmedik ölçüde tahammüllü bir Genelkurmay Başkanı profili çizdiğini belirtmek için şu sözlerinden alıntı yapabiliriz:
‘‘Ben her zaman tenkide açığım, açıkça söylüyorum. Mesela öyle yazarlar olmuştur ve benim için öyle şeyler söylenmiştir ki, hiç üzülmem. Kendi kişisel yargısını söylemiştir. Ama iş yanlış bilgi olunca, o zaman üzüntü duyarız tabii... Yanlış bilgiye dayanmadığı sürece istediğinizi söylemek, istediğiniz yargıya varmak hakkınızdır. Bundan mutluluk duyuyorum. Ben kendimi düzeltirim.’’
NATO TECRÜBESİNİN İZLERİ
Orgeneral Özkök'ün hoşgörü anlayışının gerisinde NATO tecrübesinin izlerini görmek mümkün:
‘‘Bizi tenkit eden şeylerden her zaman ders çıkarırız, öğreniriz, kafa yorarız. Bu benim biraz da NATO'dan öğrendiğim bir şeydir.’’
Tam bu bölümde ‘‘Yine kızacaksınız bana ama...’’ diye bir dipnot düşüyor Orgeneral Özkök ve NATO Konseyi toplantılarında diplomatlardan nasıl ekilendiğini şu sözlerle anlatıyor:
‘‘Biz dinleyici olarak arkada durup dinliyoruz. Kalkar bir büyükelçi konuşur, ötekinin gırtlağına çökecek. Öbürü öyle yapmıyor, dinliyor. Diyor ki: 'Teşekkür ederim, büyük bir içerik var söylediğinde. Hakikaten şu konularda hakkınız var.' Ama sonra görüşlerini kararlı bir şekilde söylüyor. Ama söylemi mantıklı, akıllı ve meselelerini hallediyorlar.’’
NATO’NUN EĞİTİCİLİĞİNDEN AB TAM ÜYELİĞİNE
Orgeneral Özkök, NATO'nun TSK üzerinde de büyük bir eğitici etki yaptığına inanıyor.
Bu görüşünü şu şekilde açıklıyor:
‘‘NATO'ya 50 küsur sene önce girmekle beraber, biz AB'ye girdik. Avrupa'nın en güzide silahlı kuvvetleriyle çalıştık. Batı değerlerini öğrendik. NATO Batı'ya açılan bir pencere gibiydi. Herkes nasıl düşünüyor onu gördük. Seçeneklerimizi çoklar arasından seçip, daha doğruya ulaşma kabiliyetini bulduk. Bu, Batı hayranlığı ya da bağımlılığı gibi alınmamalı. Oradaki değerleri beğenmek, onları uygulamak, onları ülkemizde de görmek istemek hepimizin milli politikası değil miydi?
NATO'nun işlevselliği üzerindeki bu gözlemlerinin, Orgeneral Özkök'ün Türkiye'nin AB tam üyeliğine bakışı konusunda da önemli bir referans oluşturduğunu kuşkusuz söyleyebiliriz. |