''Ülkelerimizin ilerlemesine engel olan konuları ve noksanları belirlemeye gayret etmeliyiz'' diyen Gül, barış, uyum, hoşgörü ve şefkate dayanan bir manevi mirasa sahip olunduğunu, çok sayıda stratejik avantaja ve potansiyele karşın, stratejik risklerle de karşıkarşıya kalındığını söyledi.
Gül, şöyle devam etti:
''Geçmişte kaderlerimize sıkça bu riskler egemen olmuştur. Artık bundan kaçınmanın zamanı gelmiştir. Sorun, bunun nasıl yapılacağıdır. Taze ve yeni bir vizyonla hareket etmeliyiz. Bu vizyon iyi yönetimin, saydamlığın ve hesap sorulabilirliğin hüküm süreceği, temel haklar ve özgürlüklerle kadın-erkek eşitliğinin üstün tutulacağı ve kaba, retorik ve sloganların yerinin olmayacağı bir vizyon olmalıdır. Kısacası önce kendi içişlerimize çekidüzen vermeliyiz.''
Cehaleti, yolsuzluğu, insani doğal ve maddi kaynakları heba etmeyisona erdirmekle işe başlanması gerektiğini ifade eden Gül, şiddetin temelinde yatan nedenlere eğilinmesi, herkes için daha yüksek yaşam standardının sağlanmaya çalışılması, gelir dağılımı adaletsizliğini vekentsel-kırsal bölgeler arasındaki uçurumların azaltılmasını önemli konular olarak değerlendirdi.
''SİYASİ İSTİKRARSIZLIK KAYNAKLARIN
TAM OLARAK KULLANILMASINA ENGEL''
Gül, toplumlardaki ekonomik ve rasyonellik yoksunluğunun ve süregelen siyasi istikrarsızlıkların, kaynakların ve yeteneklerin tam olarak kullanılmasına engel olduğunu belirterek şöyle konuştu:
''En aşırı durumlarda ise kendimizi tahripkar savaşların içinde bulmaktayız. Çatışmalarla dolu coğrafyamız ekonomik olarak gelişme yeteneğimizi önemli olarak zaafa uğratmıştır. Petrol gelirleri de dahil olmak üzere, doğal zenginlikler heba edilmiş ve dikkatlerimiz insani gelişme yerine, başka yönlere odaklanmıştır. Irak tecrübesi bu başarısızlığın en önemli örneğidir.
Yolumuzu tanımlamaktan çekinmemeliyiz. Sistemlerimizi siyasal katılıma teşvik etmeliyiz. Bu hususta toplumlarımızda reform ve siyasikaplayıcılık yönünde artan ölçüde bilinçlenme olduğunu ve bu yönde harekete geçildiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu husus halkların yaşadıkları sistemlere sahip çıkma duygusunun gelişmesi için anahtar olacaktır.''
Ülkeler arasındaki siyasi sorunları çözmede yöntemler geliştirerek, bunların daha geniş bunalımlara dönüşmeden engellenmesi gerektiğinin de altını çizen Gül, konuşmasında belirttiği noktalarda anlamlı adımlar atılması halinde uygarlıklar çatışmasından söz edenlere en anlamlı ve kapsamlı cevabın verilmiş olacağını kaydetti.
Gül, ''İslam milletleri topluluğunun çağdaş ve barışçı mesajı böyle egemen olabilecektir'' dedi.
İslam Konferansı'nın barışçı ve ileriye dönük mesajlarını İKÖ coğrafyasının ötesine taşıma konusunda etkili olabileceğini belirten Gül, uygarlıkların birbiriyle ilişkiye geçmekten kazanacakları çok şeyolduğunu söyledi.