|
Metin YÜKSEL
Dede Efendi neden diskotekte dinlenmesin? Bu sorudan yola çıkan İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu solisti Mehmet Akça, bestecinin eserlerini modern sazlarla yüksek tempoda kaydetmek için kollarını sıvadı.
Dede Efendi'nin tüm eserlerini külliyat halinde yayımlama projesini Kültür Bakanlığı'na kabul ettiren Akça yeni yayımlanan Bestegül albümünde ilk iki modernizasyon denemesine yer verdi. Ney, kanun, ut gibi geleneksel çalgıların yanısıra synthesizer, elektro bas ve bateri eşliğinde seslendirilen eserler Klasik Türk Müziği çevrelerinde soğuk duş etkisi yaptı.
Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu solistlerinden Mehmet Akça'nın yeni çıkan ‘‘Bestegül’’ adlı albümü, Türk Sanat Müziği camiasında yeni bir tartışma açacak. Çünkü Akça, klasik yorumcuların karşı çıktıklarını denedi, Dede Efendi ve Hacı Arif Bey gibi ünlü bestekarların eserlerini synthesizer, elektro bas, bateri gibi modern sazlarla yorumladı.
Akça on beş yıldır Klasik Türk Müziği ile uğraşıyor. Uzun yıllar Kültür Bakanlığı Elazığ Türk Müziği Korosu'nda çalıştı. Altı ay önce bakanlığın İstanbul'daki korosuna atandı. Akça'nın İstanbul'a atanmasının nedeni ise sanatçının Kültür Bakanlığı'na sunduğu proje.
ÖZEL PROJEYE TAYİN ÖDÜLÜ
Müziğe başladığı günden bu yana Dede Efendi'nin eserleri üzerinde yoğunlaşan Akça, Kültür Bakanlığı'na ‘‘Dede Efendi'nin tüm eserlerini solo okuyup, bir koleksiyonda toplama’’ önerisi götürdü. Öneri ana hatlarıyla bakanlık tarafından kabul edildi. 10 yılda tamamlanması beklenen projenin 1 milyon dolarlık bütçesi inceleme aşamasında.
Mehmet Akça, bakanlıktan aldığı desteği Türk Sanat Müziği camiasından alamadı. Geleneksel müziğin modernizasyonu konusundaki görüşleri eleştirildi. Yine de Dede Efendi koleksiyonu için hazırlıklara başlayan Akça, bestecinin dillerden düşmeyen ‘‘Ey Büt-i Nev Eda’’ adlı eserini modern sazlar eşliğinde yorumlayarak ilk albümüne aldı.
Akça'nın ilk albümü ‘‘Bestegül’’, geçen hafta Moral Prodüksiyon etiketiyle yayımlandı. Albümde Dede Efendi'ye ait iki, Hacı Arif Bey'in de bir eseri bulunuyor. Sanatçı, Yunus Emre, Aziz Mahmud Hüdai, Abdülmacid Şeyhi'ye ait güftelere yazdığı müziklerin yanısıra kendi şarkılarını da seslendirdi. Bestegül'deki eserlerin birçoğu Kutlu Doğum Haftası nedeniyle Hz. Muhammed'e ithaf edilmiş ilahilerden oluşuyor.
HALK NEDEN MAHRUM OLSUN?
Bu tür çalışmaların Klasik Türk Müziği'nde kaliteyi düşüreceği yolundaki iddialara Akça şu cevabı veriyor:
‘‘Dede Efendi'nin 283 bestesi var. Klasik yorumlardan taviz vermeyelim, diyenler bunların sadece 50'sini dinliyor. Diğerleri ne olacak? Halkımız bu eserlerden niye mahrum olsun? Dede Efendi sadece Fatih'te dinlenmesin, Etiler'de, Ortaköy'de de dinlensin. Bu çalışmalar yapıldığında kalitenin düştüğüne kim karar verecek? Belli bir kesim mi? Bu tutum devam ederse Dede Efendi'nin parçaları arşivlerin tozlu raflarında kaybolup gidecek.’’
Akça, Dede Efendi'nin eserlerinin klasik gibi görünmekle birlikte modern yorumlara en açık eserler olduğunu savunuyor. Zülfü Livaneli'nin, ‘‘Yangın Yeri’’ albümünde Dede Efendi'nin klasik eserlerinden ‘‘Ey Büt-i Nev Eda’’sına yer verdiğini hatırlatıyor: ‘‘Bunun eleştirilecek bir yanı yok. Büyük besteciyi kitlelerle buluşturma adına güzel bir çalışma. İlk albümümde ben de okudum bu eseri. Müslüm Gürses de Dede Efendi'nin bestelerini okuyabilir. Bazı kişilerin Dede Efendi'yi tekellerine almalarına anlam veremiyorum.’’
SIRADA MEVLEVİ AYİNİ VAR
Akça'ya göre Dede Efendi elit kesimden değildi, halk adamıydı. Hüzzam Mevlevi Ayini'nden Köçekçeler'e kadar tüm bestelerini halkın içinde yapmıştı. ‘‘Proje kapsamında Hüzzam Mevlevi Ayini'ni daha zengin bir müzikal altyapıyla yorumlamayı düşünüyorum. Diğer ayinlerini, köçekçelerini belki de yeniden aranje ederek yorumlayacağız.’’
Büyük bestecinin küçük ve elit bir kitle tarafından dinlendiğine dikkat çeken Akça, şunları söylüyor:‘‘Dede Efendi'nin çağdaşları olan Beethoven, Bach gibi Batılı besteciler tüm dünya tarafından dinleniyor. Hepsinin eserleri bir koleksiyon halinde satışa sunuluyor. Ancak Dede Efendi'nin tüm eserlerinin yer aldığı bir çalışma yok. Oysa Dede Efendi'nin besteleri içinde toplumun tamamını kucaklayacak parçalar var. Köçekçelerin içinde remiks yapılacak eserler var. Bunlar niye temposu yüksek, modern sazlarla çalınan eserler haline gelmesin? Dede Efendi'nin eserleri neden diskoteklerde dinlenmesin?’’
EN DETONE SES DEVLET TÜRK MÜZİĞİ KOROSUNDA
Dede Efendi'nin eserlerini farklı tarzda yorumlayarak klasik yorumcuların şimşeklerini üstüne çeken Mehmet Akça, özellikle gençler arasında ‘‘Türk Sanat Müziği adamı uyutur’’ algılamasının yaygın olduğuna dikkat çekiyor: ‘‘Yüz kişilik koroya ritim koymazsanız dinleyenler elbette uyur!’’ Akça, Devlet Türk Müziği Korosu'nu da eleştiriyor: ‘‘En detone ses Devlet Türk Müziği Korosu'nda. Bu yapılan bir araştırma sonucunda ortaya çıktı. Arkadaşlarımı bazen konserlerimize davet ediyorum. 'Yastık getirelim mi?' diyorlar. Bu algılamanın değişmesi lazım.’’
ENDER ERGÜN
İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Şefi
Münir Nurettin'e bile nasip olmadı
Dede Efendi çapında bir zatın eserlerinin solosu Münir Nurettin Bey çapında bir kişi tarafından yapılabilirdi. Ancak ona bile nasip olmadı. Dede Efendi'nin eserlerinin modern sazlarla yorumlanması müzik otoritelerinin geniş çapta konuşacağı bir husus. Yeniliklere açık olmak lazım ancak bu konu enine boyuna tartışılmalı.
AVNİ ANIL
Besteci
Bu işin bir ölçüsü olmalı
Keman ve çello da Batılı saz. Ama kullanıyoruz. Dede Efendi'yi yorumlarken klasik sazların dışındaki sazlar elbette kullanılabilir. Ancak bir ölçüsünün olması lazım. Mesela piyanoyu kullanamazsınız. Yaylı sazlar niye olmasın? Dede Efendi'nin çok dar bir kesim tarafından dinlendiği doğrudur. Rahmetli Münir Nurettin Selçuk bir gün bana ‘‘Avni, biz bu müziği İzmit'ten öteye geçiremedik’’ dedi. Dede Efendi'nin geniş kitlelerle buluşması lazım.
ARİF ERDEBİL
İstanbul Türk Müziği Topluluğu Genel Sanat Yönetmeni
Otantiği bozmamak lazım
Bu tür çabalar dün olduğu gibi bugün de oluyor. İşin otantiğini bozmamak lazım. Şahsen bu tür çalışmalara sıcak bakmıyorum ancak toplumun Klasik Türk Müziği ile ilgili yeni ve farklı beklentilerinin olduğu da bir gerçek. Bestelerin özünü bozmadan, titiz davranılarak eski eserlere yeni yorumlar yapılabilir. |