23/05/2003 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
23.05.2003
Sedat ERGİN
Değişim gardırobun içinde mi?
  
seergin@hurriyet.com.tr
 

BAŞBAKAN ve AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin geçen hafta Antalya'da düzenlediği toplantıda yaptığı konuşma, AKP'nin siyasi kimliği ile ilgili tartışmayı bir kez daha alevlendirdi.

Erdoğan'ın AKP'yi ‘‘merkez sağ’’ ya da ‘‘merkez’’ bir parti olarak tanımlaması aslında yeni değil.

AKP liderinin son çıkışının daha çok yankılanmasının nedeni, merkez vurgusunu üç önemli unsur üzerinden daha ayrıntılı bir şekilde temellendirmesi oldu.

AKP, DP'NİN DEVAMI MI?

Bunlardan birincisi, Erdoğan'ın AKP'nin Demokrat Parti'nin devamı olduğunu belirtmesiydi.

Bu sahiplenmeye en önemli itiraz, Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin 53. yıldönümü dolayısıyla geçen cumartesi günü Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın İstanbul'daki evinde toplanan DP kurucularının ailelerinden geldi.

Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy'un imzasıyla yaklaşık 70 aileyi temsilen yayınlanan bildiride, ‘‘Atatürk'ün misyonunu devam ettirmek için kurulan Demokrat Parti'nin, laikliği bir şaibe gibi taşıyan bir siyasi kuruluş ile aynı kefeye konması asla kabul edilemez’’ denildi.

MİLLİ GÖRÜŞ ELBİSESİ

Erdoğan'
ın konuşmasındaki ikinci önemli unsur, din, ırk ve bölgecilik olmak üzere üç kırmızı çizgi çizerek, AKP'lilerin bu yasak alanlarda siyaset yapmaktan kaçınmalarını istemesiydi.

AKP liderinin en çok tartışılan sözleri üçüncü saptamasında ortaya çıktı. Erdoğan, ‘‘İçimizde mutlak geçmişte bazı siyasi partilerle bağı olanlar vardır. Ama biz o elbiseyi dışarıda bıraktık’’ dedi.

Burada kastedilen, Milli Görüş elbisesidir.

Erdoğan'ın bu sözleri, içinde yetiştiği ocak olan Milli Görüş ile bağlarını tümüyle reddetmesi anlamındaki en kuvvetli beyanıdır.

ERDOĞAN'IN SERÜVENİNDE KOPMA

Erdoğan'
ın ısrarla kendisini merkezde tarif etmesi ve Milli Görüş'ü kategorik olarak reddetmesi, siyasi İslam'ın Türkiye'deki en önemli okulundan yetişmiş bir siyasetçinin serüveninde önemli bir kopmayı gösteriyor.

Çok değil, bundan 7-8 yıl önce Erdoğan'ın günün birinde bu çıkışları yapabileceği kimsenin tahayyül edebileceği bir şey değildi.

Bu kırılmanın 28 Şubat'ın tetiklediği ya da hızlandırdığı bir sürecin uzantısı olduğu ortadadır.

Belki çok daha geniş bir zamana yayılabilecek olan bir kopma, 28 Şubat'la birlikte hızlanmış, Erdoğan'ı önce demir parmaklıklar arkasına gönderirken, bir yandan da siyasi geleceğinin önünü açmış, ülkenin en önemli siyasi lideri yapmıştır.

PARTİ DÖNÜŞÜME AYAK UYDURABİLİR Mİ?

Erdoğan,
ilginçtir ki, merkezi AKP çizgisinde tanımlamak yerine, merkezi AKP dışındaki bir alan olarak görüp, partiyi bu sosyolojik ve hukuksal alana çekmeye çalışıyor.

Erdoğan açısından güçlük, kendisinin bu çabasında samimi olduğu kabul edilse de, hükümetini, Meclis grubunu ve parti örgütünü ne ölçüde bu merkez alana eklemleyebileceği sorusunda çıkıyor.

AKP liderinin şahsen özlü bir evrimden geçtiğini varsaydığımızda bile, bütün parti kadrolarının bu dönüşümü kendisiyle aynı süratte gerçekleştirebileceğini düşünmek aşırı iyimserlik olur.

GARDIROPTAKİ ELBİSELER

AKP'nin Meclis grubu yaklaşık yüzde 75 oranında Milli Görüş'ün rahle-i tedrisinden geçmiş insanlardan oluşuyor. Bakanlar Kurulu, yine Milli Görüş ağırlığı yansıtıyor.

Üstelik, gerek kabinede gerek parti grubunda Milli Görüş elbisesini gardırobunda saklayan ve zaman zaman giymekte tereddüt etmeyen isimlerle de sıkça karşılaşıyoruz.

Dahası bu elbiseyi dışarıda bıraktığını söyleyen bir parti, nasıl oluyor da, bürokrasideki görevlendirmeler söz konusu olduğunda, çoğunluk bu kumaştan çıkmış isimleri ödüllendiriyor?

Erdoğan'ın bu yöndeki çıkışları her şeye rağmen iyi niyetle karşılanmalıdır.

Ancak elbise, son tahlilde insanların yalnızca görüntüsünü tanımlayan bir örtüden ibarettir.

Bütün mesele, zihinsel değişimin ne kadar zaman alacağıdır.


Sedat ERGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Böyle mi dost olacağız?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Tarihi manipülasyon
 
    Ali Atıf BİR
  Ölmeden Amasra’yı mutlaka görün!
 
    Doğan HIZLAN
  Beethoven'ın elyazması 5 trilyona satıldı
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Sağlık'ta ‘‘acil’’ ihale
 
    Ercan KUMCU
  Mali sistemdeki gelişmeler
 
    Fatih ALTAYLI
  Türk-Amerikan dostluğu Kongre sınavında
 
    Ferai TINÇ
  Uyum paketi bizim için
 
    Gila BENMAYOR
  Polisan'ın ‘doğudan batıya’ formülü tuttu
 
    Kanat ATKAYA
  ABD'nin gizli silahı: Wesley Wills şarkıları
 
    Tufan TÜRENÇ
  Aydınlar merak etmesin CHP sağa mağa kaymaz
 
    Yalçın BAYER
  AKP gittikçe moral bozuyor
 
    Yalçın DOĞAN
  CHP'nin AB sınavı
 
    Özdemir İNCE
  Yalanın Süryanicesi (11)
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  CHP, kendine yakışanı yapacak mı?
 
    Vahap MUNYAR
  Ziraat Bankası da üç kağıt mı yaptı
 
    Engin KRATZER
  ITF sınıflandırıyor
 
    Mehmet Nuri YILMAZ
  Toplumu ve gençliği tehdit eden illet
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com