|
SAĞLIK Bakanlığı Irak Savaşı nedeniyle Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Güneydoğu'da kurulacak sahra hastanesi için 24 Mart günü ‘‘acil’’ ihale açıyor.
107 kalem tıbbi cihaz ve malzeme alınacak. İhaleye 54 firma giriyor. İş o kadar ‘‘acil’’ ki, malzeme 10 gün içerisinde teslim edilecek. Katılım çok, iş acil, organizasyon bozuk. İhale bu nedenle geceli gündüzlü 3 gün sürüyor. Kazananlar, ithal mallarını dışarıdan uçakla getirtiyor. Malzemeler zamanında teslim ediliyor, kesin kabulü yapılıyor, faturalar kesiliyor.
Fakat gelin görün ki, aradan bir ay geçmesine karşın Sağlık Bakanlığı firmalara ödeme yapmıyor.
Aranıyor taranıyor ve sonunda durum anlaşılıyor. Bu ihale için Sağlık Bakanlığı bütçesinde ödenek yoktur!
Devlet, acil alım yaptığı firmalara yüz milyarlarca liralık borç takıyor. Oysa İhale Yasası hükümleri açık: Bütçede ödeneği olmayan bir ihale yapılamaz.
Bu nasıl bir devlet yönetimidir, nasıl bir devlet ciddiyetidir?
SSK'LININ ÇİLESİ
İzmir'den okuyucum Levent Aşkay yazıyor:
‘‘3 haftadan beni işyeri doktorumuzun yazdığı ilaçları SSK'dan alamıyoruz. Bir tek sağlığımızla oynamadıkları kalmıştı, onu da başardılar. Bronşial astım hastasıyım. İhtiyaç hissettiğim anda Salbutol, Salbulin sprey kullanarak rahatlarım. Ama 3 haftadır İzmir Buca ve Yenişehir SSK hastaneleri ilaç yok diyor. Paramla eczaneden almak zorunda kalıyorum. Başka hastalığı olan arkadaşlarım da ilaçları kendi ceplerinden almak zorunda kalıyor. Herhalde SSK'yı bizim aldığımız ilaçlar batırıyor! Emekli Sandığı üyelerine özel hastaneleri açan, ama bizim birkaç milyonluk ilacımızı veremeyen zihniyeti kınıyorum, onları Allah'a havale ediyorum. Bu kadar bozulmuş bir ülkede geleceğin olmadığına inanıyorum.
Ne olur SSK'lıların bu çilesini gündeme getirin. 24 yıldır çalışıyorum, 7.600 gün prim ödemem var. Rahatsız olmayan ilaç almaz. Yazıklar olsun.’’
Bunlar niçin oluyor?.. Çünkü SSK batık durumda. Yıllarca soyulmuş, çeteler tarafından vantuz gibi emilmiş. Şimdi sigortalılara ilaç bile sağlaması mümkün değil. Neşter operasyonu, sağlıktaki büyük soygunun sadece bir tek somut örneği.
RAPOR PEŞİNDE
İstanbul'dan isminin gizli kalmasını isteyen okuyucum yazıyor. Bu konuyu haftalar önce gündeme getirmiştim. Mektubu, hiçbir yorum yapmadan size iletiyorum:
‘‘Lise son sınıfta çocuğum var. Harıl harıl ona üniversite sınavı için rapor verecek doktor arıyorum. Bütün çocuklar aldı, alamayan birkaç kişi kaldık. Ben şu anda evimde beceriksiz baba durumundayım. Herkes para veya hatırla çocuğuna rapor aldı, sen ne biçim babasın sitemleri devamlı üzerimde. Hangisine yanayım! Pırıl pırıl çocuğumu alet edip düzmece rapor almaya mı? Vereceğim paraya mı? Yalvar yakar olduğum insanlara mı? Bunları lütfen yazın. Birilerinin bu inanılmaz sahtekárlığa artık dur demesi gerekiyor. Milli Eğitim Bakanı işin farkında olduğunu söyledi ama tabii ki hiçbir şey yapamadı.
Hiç olmazsa rapor alamayan çocukları son ay okuldan muaf tutsunlar ki, onlar mağdur olmasın. Gelecek yıllar için şimdiden kalıcı bir çözüm üretsinler. Hiçbir lisenin son sınıfında zaten ders yapılmıyor. Çocuklarım bugün, rapor alamayan öteki öğrencilerle birlikte okul tarafından müze gezisine götürüldü.’’
***
İşte size ‘‘sağlığımızdan’’ birkaç basit, fakat acı örnek. Aslında sağlık alanında yaşanan rezilliğin, sorumsuzluğun, umursamazlığın milyonda biri bile değil.
Ödeneksiz ihale açıp aldığı malın parasını ödemeyen Sağlık Bakanlığı, sigortalısına ilaç veremeyen SSK ve on binlerce lise son sınıf öğrencisine para veya hatır karşılığında düzmece rapor vermek zorunda kalan doktorlar, hastaneler... Ve buna bağlı olarak okullara değil, dershane tüccarlığına endekslenmiş utanç verici eğitim sistemi.
Biz böyle bir ülkede yaşıyoruz ve şu halimizle AB'ye girmeyi umuyoruz! Eğer AB, aklını peynir ekmekle yemediyse!
Sağlıkta şu tabloyu yaratanlara yazıklar olsun, gerçekten yazıklar olsun. |