23/05/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Anasayfa
23.05.2003
SSK hortumlandı, İstanbul MR-EKG'de İngiltere'yi geçti
 

‘Neşter’ Savcısı Ömer Suha Aldan, iddianamesinde kamu hastanelerinin ‘cihazlar bozuk’ diyerek hastaları özel sağlık kuruluşlarına gönderdiğini açıkladı. Aldan, bu yüzden sadece İstanbul'da özel sektördeki EKG ve MR cihazının, İngiltere'den fazla olduğunu söyledi.

‘‘Neşter davası’’nı açan Ankara DGM Savcısı Ömer Suha Aldan, ana iddianamesinde Türkiye'de çöken sağlık sektörü ile sosyal güvenlik kurumlarına da ‘‘neşter’’ attı. İddianame sadece İstanbul'daki özel sağlık şirketlerine ait son derece pahalı olan EKG veya MR cihazlarının sayısının İngiltere'deki toplam cihaz sayısından fazla olduğunu da ortaya çıkardı. Yine kamu hastanelerindeki cihazların ‘‘bozuk ya da yetersiz’’ olduğu gerekçesi ile hastaların özel sağlık kuruluşlarına sevk edildiği de belgelendi. İddianamede, ‘‘Hastane dışındaki EKO, MR ve EKG gibi cihazların bulunduğu şirketlerin gizli ortakları genellikle, sevki yapan hastane doktorlarıdır’’ denildi.

Bazı özel hastanelerde insan sağlığı hiçe sayılarak, balon ve katater gibi bir defa kullanılması gereken tıbbi malzemelerin on defa kullanılarak, parası devlete fatura edildi. İddianamede adı geçen bazı özel hastanelerin ise hastalara ucuz fiyatlı tıbbi malzeme kullandıkları halde, pahalı malzeme kullanılmış gibi SSK'ya fatura çıkarıldığı belirtildi.

Aldan, hipokrat yemini ederek, idealist düşüncelerle mesleğe başlayan doktorlar bir süre sonra meslektaş ağabeylerinin olumsuz çalışma anlayışlarına kapılıp, kamu tarafından sağlanan ücretin yetersizliği ile ‘‘dürüst olmanın enayilik olarak nitelendirildiği bir anlayışının yayıldığı’’ tespitini de yaptı. Aldan'ın diğer tespitleri şöyle:

Bazı hastaneler döner sermaye gelirlerinin artması için aynı hastaya, 40 şişe serum, 500 şırınga kullanıldığı veya 600 idrar tahlili yapıldığına dair hasta dosyaları ve faturalar düzenlemektedir. Bu olaylar artık mizah konusu haline gelmiştir. Çoğu doktor özel hastaneye sevk başına haksız kazanç sağlamaktadır.

SSK ile özel hastaneler arasındaki paket anlaşmalar, doktorlar tarafından SSK aleyhine kullanıldı. Bir hastaya dördün çok üzerinde stent uygulandı, stent takılmaması gereken hastalara dahi stent takıldı.

Doktorun özel muayenehanesine gidilip, ücret ödenmeden kamuya ait hastanelerde sırasız ve ihtimamlı muayene olmak mümkün değildir. Hastane koridorları medikal firma çalışanı ile doludur. Ameliyat olmak için malzemenin, doktorun adını verdiği medikal firmadan alınması gerekmektedir. Çoğu doktor, muayenehanelerini tedavi amaçlı olarak değil, çalıştıkları özel hastanelere müşteri bulmak için açmaktadırlar.

YANLIŞ TEDAVİ

Gerek iş yoğunluğu, gerek eğitim eksikliği ve gerekse her beş yılda bir gelişen tıbbi uygulamalara uyum eğitiminin alınamaması nedeniyle, yanlış tedavi şikayetleri artmaktadır.

Okuyan: Suçluluk telaşıyla beni suçlamaya kalkıyorlar

Çalışma eski Bakanı Yaşar Okuyan, ‘‘Neşter davası’’ sanıklarından Aziz Demirhan'ın kendisiyle ilgili iddialarına, ‘‘Dosyaları DGM'ye veren benim. Suçluluk telaşıyla, kendini kurtarmaya çalışıyor’’ yanıtı verdi. Okuyan, hakkında bazı firmaları kayırmasını istediğini söyleyen Demirhan hakkında 10 milyar liralık tazminat davası açacağını belirtti. Okuyan, Demirhan'ın SSK'nin yüzde 30 daha pahalıya kardiyoloji ve ortopedi malzemesi almasına neden olan bürokrat olduğunu söyledi. Okuyan, bakanlığı döneminde bu olayla ilgili yaşananları, Hürriyet'e şöyle anlattı:

Aziz Demirhan benim dönemimde, SSK Genel Müdür Yardımcılığı görevi yaptı. Yaşanan bazı olaylardan sonra onu ihalelerle ilgili olmayan başka bir göreve kaydırdım. Bu bürokratla yollarımızı ayıran en önemli olay, SSK'nın satın aldığı kardiyoloji ve otapedi malzemelerinde indirimlere gidilmesidir.

Bana, firmaların SSK'ya bu malzemeleri dolar bazında yüzde 30 pahalıya sattığı bilgisi geldi. Bu konuda bir liste hazırlattım. O dönem Genel Müdür olan Mehmet Zekai Özcan'a bu indirimlerin yapılmasını talep ettim. Kendisi bunu yapamayacaklarını söyledi. Şu anda AKP milletvekilidir.

O dönem genel müdür yardımcı vekili olan Aziz Demirhan ‘‘Ben bu indirimi uygulatırım’’ dedi. Kendisi o dönem, Fiyat Tespit Komisyonu Başkanıydı. İndirim uygulanmaya başlandı. Ben de SSK'nin yüzde 30 kar ettiğini her beyanatımda söylemeye başladım. Sonradan öğrendimki, indirimden bir hafta sonra vazgeçilmiş, benim haberim yok.

Bunun üzerine Demirhan hakkında soruşturma başlattım. Soruşturmayı yapan müfettişler uygulamada bir olağanüstülük olmadığına dair rapor verdiler. Bu kişilerin Demirhan'ın arkadaşı olduğunu öğrendim. Bu kez de hem genel müdür yardımcısı, hem de müfettişler hakkında soruşturma başlattım. Bürokratlar kurdukları düzenin bozulmasından rahatsız oldu.

DGM'nin neşter operasyonunu başlatmasına neden olan tüm bilgi ve belgeleri ben verdim. Şimdi işin sanığı olan birinin benimle ilgili düzmece ifadeler vermesini garipsemiyorum.

SSK'da kobay olarak kullanılan 6 hasta öldü

Ankara DGM Savcısı Süha Aldan'ın iddinamesindeki dikkat çekici bölümlerden birini de SSK'da bazı hastaların kobay olarak kullanıldığı oluşturdu. Bu bölümde şu iddia yer aldı: ‘‘Henüz satışa arz edilmemiş kimi ürünlerin ülke insanı üzerinde denenmesi için yetenekli ancak hırs ve çıkar anlayışına sahip hekimlere denetimsiz bilimsel çalışmalar yaptırılmıştır. SSK'lılar kobay olarak kullanılmıştır. İsrail ve Almanya vatandaşı olup, Medtronic firmasında teknisyenken emekli olarak Türkiye'ye gelen Chava Johanna Bondy bilimsel çalışma ekibi oluşturdu. Dokümanlarda, üzerlerinde bilimsel çalışma yapıldığı belirtilen çok sayıda kişinin öldüğüne ilişkin listeler ele geçirildi. Bir hekimin henüz yeni üretilmiş bir defibrilatörü uyguladığı altı kişi de öldü.’’

Yolsuzluk diz boyu

Ankara DGM Savcısı Ömer Suha Aldan'ın iddianamesinde sosyal güvenlik sistemi ile ilgili şu değerlendirmeler yapıldı:

Sosyal güvenlik kurumları devletin sırtında bir kamburdur. Kurumlar iyi yönetilmemektedir. Yöneticileri sık sık değişmektedir. Bu kurumlarda yolsuzluk diz boyudur.

Emekliler geçim sıkıntısı içindedir. Yaşlarının gerektirdiği anlayış ve kolaylıkla sağlık hizmetinden yararlanamaz durumdadırlar. Bu kurumlar toplumca; yaptığı hizmetlerle değil, prim tahsil edememekle, sıkça Hazine'den yardım almakla, banka önünde ve hastanelerindeki kuyrukla, birimlerinde zaman zaman ortaya çıkan yolsuzlukla, emeklilerine az ücret vermekle anılır hale gelmiştir.

37 sanığın banka hesabına tedbir

Neşter davasında, aralarında KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın doktoru Derviş Oral’ın da bulunduğu 37 sanığın trilyonları aşan menkul, gayrimenkul ve şirket hesaplarına tedbir koyuldu. DGM Savcısı Ömer Suha Aldan, 59 sanık hakkında dava açmadan önce, 16 Mayıs Cuma günü, sanıkların ve iyileştirici tıbbi malzeme satan firmaların malvarlıklarına tedbir konulması için yedek hakimliğe başvurdu. Savcının talebi, Ankara 2 No'lu DGM Yedek Hakimi Hasan Şatır tarafından karara bağlandı. Hakimlik, 4422 Sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası'nın 6. maddesi uyarınca sanıklara ait hesaplara tedbir konulmasına karar verdi.  



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com