Michel, Belçika'da yayımlanan Anadolu dergisine verdiği özel demeçte, çeşitli değerlendirmelerde bulundu.
Belçika-Türkiye ilişkilerinin verimli ve çok pozitif bir dinamik ekseninde geliştiğini anlatan Michel, ''Son 3 yılda, son 20 yıldakinden daha fazla doğrudan temaslar oldu. Bu yapıcı temaslar özellikle Belçika'nın AB Dönem Başkanlığı sırasında yoğunlaştı'' diyerek şöyle devam etti:
''Son aylarda Başbakan (Recep Tayyip) Erdoğan ve Dışişleri Bakanı (Abdullah) Gül ile pek çok görüşme yaptım. Askeri, güvenlik ve adli alanlarda işbirliğini geliştirmek amacıyla çalışma grupları oluşturuldu. Ama adli alanda diyaloğu geliştirmek için daha fazlası yapılabilir. Her halükarda ilişkilerimiz çok iyi düzeyde ve biz bu ilişkilerin yoğunlaştırılarak geliştirilmesinden yanayız.''
TÜRKİYE'NİN YERİ
Louis Michel, Türkiye-AB ilişkileri konusunda bir soruya özetle şuyanıtı verdi:
''Benim Türkiye'nin AB üyeliğinin ateşli bir savunucusu olduğum gerçektir. Türkiye'nin AB bünyesinde yeri olduğuna içtenlikle inanıyorum ve Belçika, Kopenhag zirvesinde, koşulları yerine getirmesihalinde Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerinin en kısa zamanda başlatılması için büyük mücadele verdi. AB adaylığının 1999'da resmen tanınmasından bu yana Türkiye'nin AB normlarına uyum sağlamak için sürekli çaba harcadığını görüyorum. Önemli yasal reformlar gerçekleştirildi. İnsan hakları ve azınlıklar konularında gelişmeler kaydedildi.''
Son dönemde ortaya atılan ve bir Müslüman ülkenin AB üyesi olamayacağı görüşünü ileri süren yaklaşıma karşı şiddetle mücadele verdiğini kaydeden Michel, ''Her şeyden önce, Türkiye laik ve tarafsızbir devlettir. Ayrıca, herkesin, medeniyetler arası diyalog gereği üzerinde mutabık olduğu bir zamanda bu tür görüşleri savunmak anlamsızdır. İslam saygıdeğer bir dindir. Sadece, bir dinin aşırı unsurlarının, devletin tarafsızlığını tehlikeyüşürmeleri kabul edilemez bir şeydir ve bu, bütün dinler için geçerlidir. Türkiye, medeniyetler ve kültürler arasında anlayışı kolaylaştıracak ülke olabilir. Batı ile İslam dünyası arasında arabuluculuk rolü üstlenebilir'' dedi.
Louis Michel, sözlerine devamla, ''Avrupa, (Türkiye ile ilişkilerinde) din ile devlet arasındaki ayırımın vazgeçilmez bir ilkeolmasına dikkat etmelidir ve silahlı kuvvetler elindeki yetkiyi bıraksa bile, devletin laik yapısını koruması şarttır'' diye konuştu.
TÜRKİYE'NİN POTANSİYELİ
Michel, ''Türkiye'nin AB adaylığını, NATO müttefikliğini bir kenara bırakarak bu ülkeye baktığınız zaman ne görüyor, neler düşünüyorsunuz?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Her şeyden önce geleceğe yönelik potansiyeli düşünüyorum. Türkiye'nin çok çeşitli yetenekleri var: Muhteşem ve büyük bir ülke; zengin bir tarih ve kültüre sahip olan, yetenekli bir halk. Türkiye'nin ekonomik, siyasi, kültürel, turistik, felsefi potansiyeli,insan kaynakları henüz yeterince incelenmemiş ve değerlendirilmemiş durumda. Eminim ki bu potansiyel çok gelişecek. Ayrıca, Türkiye'ye bakınca, misafirperver, cömert, sıcak ve barışçı bir halk görüyorum.''
Michel, Türkiye'deki Türklere yönelik mesajının sorulması üzerine,''Ben, Türkiye'nin AB'ye katılımından yana kararlılığımı ve buna destek sözümü teyit ediyorum. Türkiye'nin AB'ye katılımını mümkün kılacak olan reform sürecine olan desteğimi de teyit ediyorum'' diye konuştu.
TERÖRLE MÜCADELE
Belçika Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Louis Michel, terörizmle etkili bir mücadele için tüm hükümetlerin bu konuya öncelikvermeleri gerektiğini söyledi.
Michel, Türkiye'nin terörizmden çektiği acıları anlatan, terörizmekarşı işbirliği konusuna değinen ve ''Avrupa ülkeleri arasında, terörizm tehdidine karşı mücadele konusunda yeterince işbirliği yapıldığına inanıyor musunuz? Kimliklerini gayet iyi bildiğiniz terör destekçisi ülkeleri caydırmak için yeterince tepki gösterdiğinize inanıyor musunuz?'' diye soran muhabire, özetle şu yanıtı verdi:
''Terörizmin oluşturduğu tehdit ve tehlikenin altını çizmekte çok haklısınız. Günahsız insanları, çocukları hedef almanın, öldürmenin hiçbir izahı olamaz. Türkiye acı çekti. Batı Avrupa da ölümcül saldırılarla karşı karşıya kaldı. Avrupa ülkeleri bu tehdide karşı giderek daha fazla işbirliği yapıyorlar. Belçika'nın AB Dönem Başkanlığı sürecinde, 11 Eylül saldırılarının hemen ertesinde, polis ve anti terör birimlerinin işbirliğine ilişkin kararnameler çıkarıldı.Ulaştırma ve taşımacılık alanında yeni güvenlik önlemleri alındı. Terörizmin mali kaynaklarını kurutmayı hedef alan girişimler başlatıldı, teröristler ve terör örgütleri listeleri belirlendi. Şüphesiz ki, terörizme karşı etkili bir mücadele için tüm ülkelerin vehükümetlerin bu konuya öncelik vermeleri gerekiyor. Böyle olmazsa, sığınma alanları ortaya çıkar, bu da uluslararası gerginliğe ve görüş ayrılıklarına yol açar. Bu nedenle uluslararası bir koalisyon oluşturuldu.''
'TÜRKLER YETENEKLERİNİ KANITLADI'
Louis Michel, Türklerin Belçika'ya gelişlerinin 40. yılı olduğununhatırlatılması üzerine de, şu değerlendirmeyi yaptı:
''Türk göçünün 40 yıllık tarihi, nesillerin refah ve krizleri, açılımları ve içe kapanışları yaşadıklarını, paylaştıklarını gösterir.Karışımın, açılımın, uyumun, birlikte yaşamanın, kaynaşmanın, Belçika halkının gençleşmesinin, toplumumuzun kültürel zenginleşmesinin muhteşem hikayesidir bu... Belçika'daki Türklere mesajım, dostluk, hoşgörü, destek ve diyalog iradesi mesajıdır. Belçika'daki Türkler için, Belçika'nın çok kültürlü, çok dinli bir toplum olduğunu; diyaloğun her zamankinden daha fazla gerekli olduğunu söylemeliyim. Kültürler arasında gerçek bir diyalog, her şeyden önce, her kültüre eşit saygı temelinde olur. Karşılıklı saygı ve hoşgörü zihniyetiyle kültürler birleşirse zenginlik getirir. Farklı kimlikler ve kültürler arasındaki diyalog, bizi, birlikte oluşturduğumuz çağdaş küresel değerlere taşımalıdır. Yüzbinlerce Türk Belçika'da yaşadı, yaşıyor, buülkede mutluluk buldu, Belçika vatandaşı olarak toplumla bütünleşti. Türklerin, toplumumuzun her kesiminde, Parlamento'ya kadar her kademede edindikleri yer, yeteneklerinin ve uyum başarılarının kanıtıdır.''