|
(Bingöl)
YÜZE yakın yavruyu hiçbir vicdanın kabul etmeyeceği kadar alçakça sebepler sonucu toprağa vermiş bir milletiz.
Hürriyet'in hem Çeltiksuyu İlköğretim Okulu yatakhanesinde yaşanan bu facia nedeniyle, hem de benzerlerinin tekrar yaşanmaması amacıyla başlattığı kampanya bizi olay yerine yani Bingöl'e getirdi.
Hürriyet Gazetesi, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim Vakfı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Fırat Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi, Bingöl'de yaşanan gibi bir felaketin yaralarını sarmak söz konusu olunca, herkesin nasıl işbirliği yapabileceğini bu örnekle ortaya koyuyorlar.
Hemen belirtelim:
Aşağıda özetleyeceğimiz gibi Bingöl halkı çok masum taleplerinin bile hálá yerine getirilmemesinden çok dertli.
Ama bizi Bingöl'e gelirken başka bir sürpriz karşıladı:
Bu yörede yaşayanlar dışında herkes gibi biz de sanıyorduk ki, yirmi yıla yakın bir süre uygulanan Olağanüstü Hal kaldırılmıştır.
Hayır!
Diyarbakır-Bingöl yolu üzerindeki Duru Jandarma Karakolu'nda yolunuz jandarma tarafından kesilip ceplerinizdeki kimlik kartları toplanınca ve tek tek deftere kaydedildikten sonra bir jandarma üstçavuşundan;
‘‘Sakın ha! Yoldan sapıp Lice'ye gitmeyin!’’ diye sert ifadeli bir uyarı alınca anlıyorsunuz ki... Olağanüstü Hal halen ve fiilen devam ediyor.
Sorduk:
‘‘İstersek Lice'ye de gideriz. Buna siz nasıl karışırsınız?’’
Üstçavuş yanıt verdi:
‘‘O zaman Tugay'a (Diyarbakır'daki Tugay Komutanlığı'na) bildiririz.’’ ‘‘İsterseniz bildirin, ama karışamayacağınızı bilin!’’
Bizim tepki gösterdiğimiz bu muamele meğer normalmiş. Daha doğrusu insanlar bu şekilde taciz edilmeye alıştırılmışlar. O nedenle sesleri çıkmıyor. Nitekim bir sonraki Abalı Jandarma Karakolu'nda da durdurulduk. Kimlikler tekrar kontrol edildi.
Ve denetimli bir yolculuktan sonra Bingöl'e ulaştık.
Bingöl'de, -yukarıda dediğimiz gibi- dert çok. En başta Vali ile Belediye Başkanı bir araya gelmiyor. İşbirliği sıfır. Bir iddiaya göre sebep başkanın HADEP'li olması. Belki de asıl sebep başka. Ama bedeli Bingöl ödüyor. Nitekim deprem yardımı hálá düzene girmemiş. Kayırmacılıktan herkes dertli.
Bingöllüler 1971 yılında aynı yörede meydana gelen depremden yirmi dört saat sonra bu yörenin Bakanlar Kurulu tarafından ‘‘Afet Bölgesi’’ ilan edilmiş olmasını unutamıyorlar. Bu sayede vergileri, kamuya borçları ertelenmiş, ‘‘teşvik’’ kuralları sayesinde iş bulma yolları açılmış.
Belki de en önemlisi Bingöllüler, ‘‘Türkiye'de 81 il var. Biz burada ve felakete uğramış haldeyiz. Öteki 80 il bize ne zaman sahip çıkacak’’ diyorlar. |