22/05/2003 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Türkiye
Piyasanet
Yeni-ekonomi
Dünya
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Ekonomi
22.05.2003
IMF karşısında şüphe yaratmayın
 

TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, ‘‘IMF'nin 5'inci gözden geçirmesi hükümet açısından çok önemli. Hükümetin siyasi iradesinin göstergeleri ortaya çıkacak. Bu şansı çok dikkatli kullanıp, en ufak şüpheye yol açmayacak şekilde koşullar tamamlanmalı’’ dedi.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Tuncay Özilhan, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) 5'inci gözden geçirme ziyareti konusunda hükümeti uyardı. Özilhan, 5'inci gözden geçirmenin hükümet için önemli bir irade sınavı olacağını söyledi. Özilhan, ‘‘En ufak şüpheye mahal vermeyecek şekilde koşulları tamamlamalıyız’’ dedi.

Özilhan, TÜSİAD'ın Ankara'da düzenlediği ‘‘Bağımsız Düzenleyici Kurumlar’’ seminerinde ve sonrasında yaptığı açıklamada, IMF'nin 5. gözden geçirme sürecine de değindi. Özilhan, Niyet Mektubu'nun programın amacını tarif ederken, ‘‘istikrarlı bir makro ekonomik ortam sağlayarak temel yapısal reformlar uygulayarak, Türkiye'nin kalkınma potansiyelini harekete geçirmektir’’ ifadesine yer verildiğini, aynı zamanda reform programının kuvvetlendirilerek uygulamasında kararlı olunduğunun belirtildiğini hatırlattı.

5. gözden geçirme sürecinin, AK Parti hükümetleri döneminde tespiti yapılmış ve Irak sorunu gibi problemlerin olmadığı bir dönemde taahhüt altına alındığını kaydeden Özilhan, şöyle devam etti: ‘‘Bu nedenle 5. gözden geçirmenin eksiksiz tamamlanması hem 59. hükümet için önemlidir, siyasi irade göstergesi olacak. Hem de makro ekonomik dengeler açısından son derece mukavemetli bir zemin oluşturacaktır. Bu şansı çok dikkatli kullanmalıyız ve en ufak bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde koşulları tamamlamalıyız.’’

Bu irade gerçekleştiği takdirde, özellikle iki açıdan Türkiye'ye çok büyük fayda getireceğini anlatan Özilhan, öncelikle ‘‘mali piyasalarda güvenin pekişeceğini, reel faizlerin hızla düşmesi ile birlikte kamu maliyesinin rahatlayacağını’’ vurguladı.

Özilhan ikinci olarak ise ‘‘Türkiye'de sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak yapısal reformların yolunun açılacağını, piyasa ekonomisinin kurumsallaşması, kamu maliyesi ve kamu yönetimi gibi reformların hayata geçirilmesi için toplumsal moralin elde edileceğini’’ kaydetti.

BAĞIMSIZLIĞI BOZMAYIN

Özilhan, yanlızca son aylarda yaşanan bazı gelişmelerin bile bağımsız düzenleyici kuruluşların bağımsızlıklarını azaltmadan, kuruluşları, yapılanmaları, yetkileri ve işleyişleri hususunda bazı standartlar geliştirmenin, önemli önceliğini gösterdiğini söyledi. Özilhan, ‘‘Bu konularda gerekli standart düzenlemeler yapılmazsa zaten parçalı ve dağınık bir yapı içinde olan bağımsız düzenleyici kurumlar sistemi mevcut ve muhtemel parçalı düzenlemeler ile daha da bozulacak ve bağımsız düzenleyici kurumlar, kendilerinden beklenen işlevleri hakkıyla yerine getiremiyeceklerdir’’ diye konuştu.

Ulusal programdaki taahhütler çerçevesinde, çeşitli sektörlerini AB direktiflerini uygun olarak dönüştürmek zorunda olan Türkiye'nin, AB sürecinden kopmak istemiyorsa, bağımsız düzenleyici kurullar üzerinde önemle durmak zorunda olduğunu vurgulayan Özilhan, ‘‘AB'ye uyum süreci bir tarafa, eğer doğru bir şekilde tasarlanır ve işletilirlerse, bağımsız düzenleyici kurullar, ciddi bir reform ihtiyacında olan Türkiye kamu yönetiminin modern ve yönetişim nosyonlarını içselleştirmesine önemli katkısı olabilecek yapılardır’’ dedi.

Bağımsız kurullar çıkar gruplarına direnebilmeli

TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, bağımsız kurulların kuruluş amaçlarını yerine getirebilmesi için, hukukun üstünlüğü ilkesinin yerleşmiş olması ve yargı sisteminin iyi çalışıyor olması gerektiğini söyledi. Özilhan, yargı reformunun gerçekleştirilmesinin, bu kurumların başarıyla çalışmaları için önem arzettiğini vurguladı.

Devletin düzenleyici rolü ve kapasitesi, anlamı ve önemi konusunda ortak bir anlayış oluşturması gerektiğini belirten Özilhan, bu kapsamda bağımsız düzenleyici kurulların bağımsızlığının niteliği ve ölçüsü konusunda, anlayış birliğine varılması gerektiğini vurguladı.

Siyaset, bürokrasi ve özel çıkar gruplarının baskısına direnebilmeleri ve bunlardan etkilenmemeleri için, bu kurumların da bağımsızlığın sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini anlatan Özilhan, ‘‘Bağımsız düzenleyici kurullar, siyasi iktidarların kısa vadeli ve popülist politikalarından etkilenmeden, faaliyet alanlarında bağımsız bir şekilde kararlarını alabilmelidirler’’ diye konuştu.

Şahin: Bağımsız kurulları dayatmayla kurdurdular

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, ‘‘Bağımsız düzenleyici kurullar, ülkemizde birçok alanda ve bir çok kez olduğu gibi, bir dayatma ve zorlama sonucu oluşturuldu’’ dedi. Şahin, dünyada yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, 21. yüzyılın, bir ortak değerler çağı olacağını inandığını söyledi.

Tüm insanlığın üzerinde uzlaşacağını düşündüğü temel ilkelerin başında ‘‘siyaset ve demokrasi’’, iktisatta ise ‘‘piyasa ekonomisinin’’ geldiğini anlatan Şahin, bunların yanında hukuk, insan hakları, saydamlık, sorumluluk gibi kavramların olduğunu kaydetti. Şahin bu arada, Devletin özelleştirme sonucu birçok sektörde üretimden çekilmesinin, özellikle altyapı ve finans gibi piyasa problemlerinin hüküm sürmeye devam ettiği sektörlerde, iktisadi faaliyetlerin düzenlenmesi gereğini ortaya çıkardığını kaydetti.

Bağımsız kurulların sisteme girişinin temel nedeninin, yaşanan ‘‘iç karartıcı ekonomik tablo’’ olduğunu ifade eden Şahin, şöyle konuştu:

‘‘Bu tablonun birinci derecede sorumlusu, ülkeyi seçimlere taşıyansiyasi kadrolardır. Ancak bunda bürokratın da kusuru vardır. Kamu kıt kaynaklarını yersiz ve keyfi alanlarda değerlendiren ya da çok kısa süre öncesine kadar, Türkiye'deki bankacılık sisteminin tatlı hayatına alışanların da kusurunun olduğunu belirtmek zorundayız.’’

Kahkonen geldi turlara başladı

Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Masası Şefi Juha Kahkonen, 5. Gözden Geçirme incelemesi için Ankara'yageldi. Kahkonen, Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorusu üzerine, görüşmeler tamamlanana kadar bir açıklama yapmayacağını söyledi.

Derviş: Siyaset ekonomiye karışırsa 90'lara döneriz

CHP İstanbul Milletvekili Kemal Derviş, ekonominin günlük işlerine yeniden siyasi parti olarak karışılması durumunda, 90'lı yılların zararlarının, olumsuzluklarının yeniden yaşanacağını bildirdi.

Derviş, sosyal piyasa ekonomisinin işleyebilmesi için siyasetin bu modele saygı göstermesi ve piyasa alanı içinde olan kararlara mikro düzeyde müdahale etmemesi gerektiğini söyledi.

Özerk kurul ve kurumların temel nedeninin de bu olduğunu ifade eden Derviş, siyasetin ekonominin günlük işleyişine müdahale biçiminde olması durumunda çağdaş, sağlıklı piyasa ekonomisine büyük zarar verilmiş olacağını kaydetti. Kemal Derviş, şöyle konuştu:

‘‘Maalesef Türkiye'de 90'lı yıllarda bunu fazlası ile yaşadık. Bunun temelinde çığırından çıkmış piyasaya her an müdahale eden bir siyasal yarışma vardı. Bunu ben kendim de partisiz bir bakan olarak bir süre yaşadım. 2001 krizinin temelinde de bu yatıyor. Ekonomiyi korumak için günlük siyasetten bağımsız kurulların ortaya çıkması ve kurulların her an değiştirilememesi, sürelerinin iktidar süresinden daha uzun olması, çalışma düzenlerinin günlük siyasi müdahaleye değil kendi özerk yapısına yanıt verecek biçimde olması gereklidir.’’

Özerk kurulların temel siyasi hedefler doğrultusunda rahat çalışmalarını sağlamanın, günlük kararlarında serbest olmalarını sağlamanın çağdaş piyasa ekonomisinin temel gereği olduğunu vurgulayan Derviş, şunları söyledi:

‘‘Bu tabi özerk kurulların her şeyi doğru yapacağına dair bir söz değildir. Kurulların çoğu yeni, işlerini yeni öğreniyorlar. Geçmişten gelen yanlışları düzeltmek yıllar alacaktır. Ama piyasa ekonomisini korumak için siyasi partiler kendilerini bu konuda sınırlama olgunluğunu gösterebilirlerse çok daha etkin, çalışan bir ekonomiye sahip olabiliriz. Türkiye son 6 ayda zor bir dönemden geçti. Seçim, Irak Savaşı... Bütün bunlara rağmen dengelerin çok az bozulması, kur, faiz, para politikaları, maliye dengeleri olsun ekonominin genel makrodengelerinin durumuna bakıldığında bütün bu olumsuzlukları nispeten rahat bir biçimde atlattığımızı görüyoruz.’’ 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2003 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com