|
YAKLAŞIK 10 gün süreyle Irak'ı dolaşan Milliyet yazarı Hasan Cemal'in Kuzey Irak'tan aktardığı en ilginç gözlemlerden biri, bölgede eğitim alanında sağlanan aşamaydı.
Hasan Cemal'in aktardığına göre, Barzani bölgesinde Dohuk ve Erbil, Talabani bölgesinde ise Selahaddin'de olmak üzere bugün Kuzey Irak'ta üç üniversite bulunuyor.
İngilizce ve Kürtçe eğitim verilen Süleymaniye Üniversitesi'nde kayıtlı 6.300 öğrenciye 370 öğretim üyesi düşüyor. Rektör Prof. Kemal Khoshnaw, öğrencilerin yarısının kız olmasından ‘‘bir iftihar vesilesi’’ olarak söz ediyor.
Üniversiteler, Kuzey Iraklı Kürtlerin 1991 Körfez krizi sonrasındaki dönemde ulusal kurumlarını inşa etme süreci içinde kazandıkları mesafenin yalnızca bir boyutudur.
KÜRTLER SAVAŞTAN KAZANÇLI ÇIKTI
Geçen 12 yıllık kısa zaman diliminin, Kürtlerin tarihi serüveni içinde nehrin yatağını değiştiren ölçekte kazanımlara sahne olduğu objektif bir olgudur.
Bu sonuç, önemli ölçüde Türkiye'nin onayıyla İncirlik üzerinden yürütülen ‘‘Kuzeyden Keşif’’ harekátının bir eseridir.
ABD'nin Saddam Hüseyin rejimine açtığı savaşı, geleceğe dönük köklü ve kalıcı çıkarlara tahvil etmek açısından en iyi değerlendiren bölgesel aktörlerin de yine Iraklı Kürt gruplar olduğunu teslim etmek gerekiyor.
Iraklı Kürtler, ilk günden itibaren sağlam bir şekilde ABD'nin yanında durarak, Amerikan kamuoyu ve karar vericileri nezdinde sadık ve güvenilir bir müttefik olarak sicillerini kayda geçirdiler.
Türkiye'nin savaşta ABD ile tam işbirliğine girmekten uzak durması, Kürtlerin Irak üzerindeki hareket serbestisini iyice genişletti.
YENİ IRAK'TA ARAP-KÜRT DENGESİ
Iraklı Kürtlerin, ABD'nin gözündeki farklı bir konumlarına da işaret etmeliyiz.
Yeni Irak'ın tasarımının şekillenmek üzere olduğu bir dönemde nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiiler arasındaki yaygın köktendinci eğilimlere karşılık, Iraklı Kürtler çoğunluğu temsil eden laik çizgileriyle moderniteye açık bir pozisyonda duruyorlar.
Yeni Irak'ın yapılanmasında Kürtler ile Sünni ve Şii Araplar arasında nasıl bir denge kurulacağını bugünden tam olarak kestirebilmek güç.
Ancak şurası çok açık: Kürtlerle Araplar arasında bir çatışmanın ortaya çıkması halinde, Saddam Hüseyin döneminde sıkça yaşandığı gibi Kürtleri yerlerinden etme, kimyasal gazla topluca katletme gibi uygulamaların tekrarı söz konusu olmayacak.
Kürtlerin yeni dönemde hem ABD, hem de Avrupa'dan geçmişe kıyasla daha da güçlü bir himaye göreceklerini tahmin edebiliriz.
TÜRKİYE FEDERASYONA HAZIR MI?
Muhtemeldir ki, yeni Irak, ülkenin toprak bütünlüğünü gözeten ‘‘federal’’ bir yapı üzerine inşa edilecek ve Kürtler bu yapının sacayaklarından biri olacaklardır.
Yeni anayasanın, Saddam Hüseyin'in 1974 yılında Kürtlere tanımış olduğu özerklik statüsünün çerçevesini ve 1991 sonrasında kuzeyde elde edilen kurumsal kazanımları büyük ölçüde teyit etmesini bekleyebiliriz.
Kürt şahsiyetlerin Bağdat'taki merkezi hükümette önemli roller üstlenmeleri de şaşırtıcı olmamalıdır.
Ayrıca, dünyanın ikinci büyük petrol rezervlerine sahip olan Irak'ın ulusal gelirinin bölgeler arasında dengeli bir şekilde paylaşılması halinde önümüzdeki dönemde Kuzey Irak'ta büyük bir ekonomik gelişmenin vücut bulması da kaçınılmazdır.
KUZEY IRAK CAZİBE MERKEZİ OLURSA?
Ekonomik gelişme, kültürel kurumlar ve demokratik mekanizmalarla bütünleştiği takdirde, Kuzey Irak önemli bir cazibe merkezi olarak belirebilir.
O zaman Türkiye'nin sınırlarının bitimindeki Kuzey Irak'a bakışının bu yeni realiteye uyarlanması ertelenemez bir gereklilik olarak karşımıza çıkıyor.
Geçmiş dönemin refleksleriyle şekillenen geleneksel bakışın bu yeni realitenin dayatacağı durumlara, yaratacağı sorunlara yanıt vermekte yetersiz kalacağı aşikárdır.
Türkiye'nin, Kuzey Irak'taki yeni tablonun siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan doğuracağı sonuçlar üzerinde zihinsel hazırlığa başlaması zamanı gelmiştir. |