|
DİPLOMAT dostlarımızdan, Emekli Büyükelçi Nurver Nureş dikkatimizi çekmese daha bir süre belki de farkına varmayacaktık:
Önemli iç ve dış her olayı yakından izleyen Nureş geçen gün, ‘‘Kıbrıs sorununun çözümünde artık yeni bir başlangıç noktası doğduğundan’’ söz ediyordu...
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'taki satranç oyununda ‘‘mat edilmesine ramak kalmışken’’ Güney'deki Rum bölgesini ayıran sınır kapısını geliş ve gidişlere açınca... Oyundaki kuvvet dengesi birden değişiverdi:
‘‘Güney taraf Avrupa Birliği'ne girince Kuzey'de kimse kalmaz... Güney'e büyük bir akın olur’’ denirken, tam tersi yaşandı. Güneye bir Türk inerken Kuzey'e üç Rum geldi.
Bu Rumlar Kuzey'e geçerken, bağlı oldukları yönetimin ‘‘gayri meşru’’ saydığı bir devlet sınırlarından içeri girmekte olduklarını biliyorlardı... Geçiş için doldurdukları formu o tanımadıkları devlet polisinin onayladığının farkında idiler. Kuzey'de bir suç işleseler KKTC mahkemelerinde yargılanacaklarını da...
Kısaca, bir başka devlet toprağına girdiklerini bile bile gelmişlerdi.
Rum yönetimi istediği kadar ‘‘yok’’ saysın... Sayısı yüz bini aşkın bir Rum nüfus o yok sayılan devleti var olarak kabul etti mi etmedi mi?
Biz Rumlar mı çok geçti Türkler mi sorusuyla meşgulken Nureş bu tablonun siyasi ve hukuki sonuçlarını değerlendiriyor ve özetle diyordu ki:
‘‘Kıbrıs sorununun çözümü için artık hareket noktası Kofi Annan Planı değildir ve olamaz. Artık adada iki ayrı devletin varlığını tescil eden geri dönülmesi imkánsız bir gelişme oldu. Bunu kimse reddedemez. Öyle ise çözüm bu gerçeğin, Annan dahil tüm ilgililer tarafından başlangıç noktası olarak kabul edilmesiyle sağlanabilir.’’
Doğrusu bu görüşü benimsemiş olarak dinledik. Ama hemen ardından Yunanistan'da yayınlanan TO VİMA isimli gazetenin 11 Mayıs 2003 tarihli sayısında, Antonis Liakos isimli bir akademisyen tarafından kaleme alınan makalede de aynı görüşün savunulduğunu görünce Nureş'in sözleri zihnimizde bir kere daha yankılandı. Liakos şöyle diyordu:
‘‘Huysuz öğrencilerle baş etmesi gereken öğretmen felsesefesine dayalı Annan Planı her ne kadar bugünkü ortamın oluşmasında olumlu bir rol oynadıysa da, artık geride kalmıştır. Çözüm için yeni bir başlangıç noktası bulunmalı. Bunun hareket noktası da bugünkü veriler olmalı. (...)’’ (17 Mayıs 2003 Radikal Gazetesi).
Peki aynı görüşü Berliner Zeitung isimli Alman gazetesi de ‘‘Denktaş'ın açılımları aynı zamanda (...) Kıbrıs'ta iki ayrı devlet anlayışının kabulü yolunu açtı. Denktaş bu suretle bir taşla birçok kuş vurdu’’ diyerek savunuyorsa (16 Mayıs 2003 Anadolu Ajansı), ortada ciddi bir gelişme olduğunu reddedebilir miyiz? |