Serbest bölgelerle ilgili eleştirilerin artması üzerine bu konuda bir araştırma yapan Hesap Uzmanları'nın incelemeleri sonrasında kaleme alınan rapora göre, Ocak 2003 itibariyle serbest bölgelerde toplam 3 bin 412 firma faaliyet gösteriyor. Bunların 2 bin 854'ünü yerli, 558'ini ise yabancı firmalar oluşturuyor.
3 bin 412 firmanın 502'si bölgede üretim yapıyor. Böylece, bölgede faaliyet gösteren firmaların sadece yüzde 15'i üretimde bulunuyor.
Geri kalan yüzde 85'lik grup ise üretim dışı alanlarda çalışıyor. Bunların 2 bin 226'sı alım-satım, 44'ü montaj-demontaj-bakım onarım, 253'ü işyeri kiralama, 92'si depo işletmeciliği, 57'si bankacılık-sigortacılık, 23'ü kurucu-işletici, 70'i İMKB-aracılık, 145'i de diğer alanlarda faaliyet gösteriyor.
Yabancı firmalar da bölgeye üretim için gelmiyor. Serbest bölgelerdeki 558 yabancı firmanın da ancak yüzde 15'i üretim yaparken,yüzde 85'i alım satım ve depolama gibi üretim dışı konularla uğraşıyor.
ÇALIŞANLARIN DURUMU
Rapora göre, yine Ocak 2003 itibariyle serbest bölgelerde 29 bin 613 kişi istihdam ediliyor. Çalışanların yüzde 51'ini işçiler, yüzde 14'ünü büro personeli, yüzde 35'ini ise diğer personel meydana getiriyor.
En yüksek istihdam Ege Serbest Bölgesinde gerçekleşirken, 5 serbest bölgede istihdam edilenlerin sayısı 30 kişinin altında kalıyor.
Serbest bölgelerde en az 18 bin 300 kişi ithalat için çalışıyor. Bölgelerde yapılan üretimin de önemli oranda yurt içine yönelik olduğu gözönüne alındığında, yaratılan istihdamın aslında Türkiye'deki istihdamın bölgelere kaydırılmasından ibaret olduğu görülüyor.
EKONOMİK HAYATA ETKİSİ
Hesap Uzmanları Kurulu Raporu'nda, serbest bölgelerin ekonomik hayata ve vergilere etkisi de şöyle sıralanıyor:
-Bölgelerde önemli bir üretim ve işleme kapasitesi yaratılamamıştır.
-Bölgede yurt dışına gerçekleşen ihracat da Türkiye kaynaklıdır.
-Kanun gerekçesinde hedef pazarların başında gösterilen Ortadoğu-İslam ülkeleriyle yapılan dış ticaret hacmi yüzde 4'lerde seyretmektedir.
-Serbest bölgelerden yurt içine yapılan ithalatın önünde hiçbir engel bulunmuyor.
-Serbest bölgelere beklenen oranda yabancı sermaye girişi de sağlanamamış ve 2001 sonuna kadar bölgelerdeki yabancı yatırım tutarı 110 milyon dolarda kalmıştır.
-Uluslararası pazara yönelik olarak gelişmesi hedeflenen serbest bölgeler, ihracat değil, ithalat üsleri haline gelmiş, firmalar bölgenin sağladığı rekabet üstünlüklerini dış pazarlar yerine ulusal pazarda kullanmayı yeğlemiştir.
-Dış ekonomileri tehdit etmesi beklenen serbest bölgelerimiz, yarattığı haksız rekabet ve transfer fiyatlandırması ile yurt içi üretim ve vergi sistemini tehdit eder hale gelmiştir. Vergi cennetlerine dönüşen serbest bölgelerde uygulanan sınırsız ve süresiz vergi teşvik ve avantajlarının başka bir örneği dünyada bulunmuyor.
-Bu bölgeler, ülke içindeki firmalara yönelik haksız rekabet yaratıyor.''
NE YAPILMALI ?
Rapor'da, serbest bölgeler konusunda Gelirler Genel Müdürlüğü, Vergi Konseyi ve Hesap Uzmanları'nın çözüm önerilerine de yer verildi.
Gelirler Genel Müdürlüğü'nün modelinde bu bölgelerdeki gelir ve kurumlar vergisi istisnalarının kaldırılması, ancak serbest bölgede şube olarak değil, şirket olarak faaliyette bulunulması ve şirketin satışlarının en fazla yüzde 15'inin yurtiçine olması durumunda bunlardan yüzde 15 gibi düşük oranda kurumlar vergisi alınması ve bölgede çalışan işçilerin tamamen gelir vergisine tabi olması öneriliyor.
Vergi Konseyi'nin modelinde ise serbest bölgede vergi, resim ve harç istisnalarının sadece transit ticaret ile imalat faaliyetlerine uygulanması teklif ediliyor. Ayrıca bölgedeki firmalara Maliye Bakanlığı'nın denetim şartı isteniyor.
Serbest bölge gelirlerinin tamamının ya da faaliyet konuları itibariyle farklılaştırılarak vergiye tabi tutulmasının gündemde olduğuna işaret edilen raporda, buralarda mevcut ve yeni yatırımcıları tedirgin etmeyecek yapısal ve hukuki düzenlemelere gidilmesi görüşü savunuluyor.
Hesap Uzmanları'nın çözüm önerisinde serbest bölgelere sağlanan vergisel ve vergi dışı teşvikler aynen korunurken, farklı ve yüksek oranlı bir fon yükümlülüğü getiriliyor. Bu şekilde yurt içindeki firmalara yönelik olarak gerçekleşen haksız rekabetin ve transfer fiyatlaması yoluyla yurtiçindeki vergi matrahının aşındırılmasının önüne geçileceği savunuluyor.
Aynı şekilde serbest bölgelerdeki faaliyet tiplerine göre 5 ayrı ruhsat tipi getiriliyor.