|
EN harikulade Yahudi fıkralarını bizzat Yahudilerin kendileri icat ve hikaye eder.
Zaten aşağıdaki anektodu da bana Musevi bir arkadaşım anlatmıştı.
Malum, Davudilerde ‘‘drohama’’, İsevilerde de ‘‘dot’’ denilen adet nikahın kıyılmasını, kız tarafınının evlilik öncesi erkek tarafına para veya mülk vermesi şartına bağlar.
Yani, aktaracağım fıkradaki gibi, artık kaldı-kalmadı ölçeğine inmiş bu eski gelenek, bizdeki ‘‘başlık parası’’nın tam tersine, güveyin ‘‘cebini doldurmak’’ anlamına gelir.
* * *
SULTANHAMAM'da tezgahtarlık yapan yakışıklı ve mazbut Moşe, hali vakti yerinde Salomon Efendi'nin biricik ve gayet endamlı kızı Raşel'e fena halde abayı yakmıştır.
Ada vapurunun gişe kuyruğunda bakışma, ‘‘İnci Pastahanesi’’nin kuytu masasında profitrol falan derken, Raşel nihayetinde işi babasına çıtlatır ve familya kurmaktan söz eder.
Salomon Efendi de Moşe'yi Yüksekkaldırım'daki dükkanına çağırır ve sigaya çeker:
‘‘Raşel'le evlenmek istiyormuşsun. Kızımı mutlu edecek kadar seviyor musun ?’’
Damat adayı ‘‘evet, çok çok’’ dedikten sonra müstakbel kayınpeder devam eder:
‘‘Drohoma diye Balat'taki ev tapusunu sana vermesem de kızımı alacak mısın ?’’
Delikanlı aşık, ‘‘lafı mı olur’’ diye yanıtlayınca Salomon Efendi tekrar sorar.
‘‘Peki, seni bu mağazaya ortak etmesem dahi de mi Raşel'le nikah kıyacaksın ?’’
Moşe soruyu bu defa, ‘‘rica ederim efendim. Ben kızınızla evlenmek istiyorum Balat'taki evinizle veya Yüksekkaldırım'daki dükkanınızla değil’’ şeklinde cevaplar.
O zaman Salomon Efendi genç adamı süzer ve ‘‘hadi git ve kendine başka kısmet ara. Benim senin gibi enayi damata verecek kızım yok’’ diyerek çocukçağızı sepetler.
* * *
YUKARIDAKİ fıkrayı dünkü ‘‘Hürriyet’’te Ersin Kalkan'ın büyük bir gazetecilik başarısı olarak aktardığı ve Siverek mahrecini taşıyan iki fotoğraftan dolayı hatırladım.
Birincisinde, o taraflar ‘‘Kürdili hicazkar’’ya, dolayısıyla fiili cümlenin ortasına koyan yöre Türkçesiyle duvara, ‘‘bir karı olmuş 15 milyar’’ diye yazılmıştı.
Diğer duvarda ise ‘‘Seven seveni alsın / Başlık parası kalksın’’ sloganı vardı.
Hem sonsuz hoşuma gitti, hem de sonsuz hüzünlendim!
* * *
HOŞUMA gitti, çünkü bu ilkel ve feodal adete karşı ‘‘Vardar ovası, Vardar ovası/ Bulamadım başlık parası’’ diye ancak pasif serzenişte bulunan eski Rumeli türkümüzden farklı olarak, ‘‘Seven seveni alsın / Başlık parası kalksın’’ sloganı artık isyan yansıtıyordu.
Yumruğumla ve bin defa selamlıyorum !
Zaten, konunun ‘‘duvar edebiyatı’’na girmesi dahi başlıbaşına bir modernite içeriyor.
Sprey boyanın kullanılması da o modernitenin ‘‘teknik boyutunu’’ (!) gösteriyor.
Fakat aynı zamanda sonsuz hüzünlendim, zira sempatik yöre Türkçesine rağmen ‘‘bir karı olmuş 15 milyar’’ diyen cümle müthiş bir acıyı haykırıyor. Yaradaki çığlık bağırıyor.
Üstelik, Makedon türkümüzdeki serzenişin bu kez asi slogan olarak da olsa Siverek duvarımızda hala sürmesi, hem toplumsal dönüşümüzdeki görece yavaşlığı, hem de Balkan nehrinden Urfa platosuna uzanan sosyal coğrafyamızdaki eşitsiz gelişmeyi ortaya koyuyor.
‘‘Karı’’ kelimesinin aslında başka bir feodal kalıntıyı ele vermesi de işin cabası...
* * *
BİTSİN! Bitsin ki, bitsin!
Artık, ne ‘‘drahoma’’ istememek ‘‘enayiliğini’’ (!) yaptı diye Moşe'yi Raşel'e layık görmeyen Salomon Efendiler'in; ne de ‘‘başlık parası’’nı çıkıştıramadı diye kızı Pervan'ın Baran'la evlenmesine izin vermeyen Zaho Ağa'ların zamanı. Defter kapandı. Kapansın.
Şimdi, gönüllü Pervan'ların ve Baran'ların; gönüllü Raşel'lerin ve Moşe'lerin zamanı!
Duvara dev harflerle yazıyorum, ‘‘Seven seveni alsın / Başlık parası kalksın’’! |