|
DÜNKÜ yazımda senfoni orkestralarının hali pürmelalinin perişan durumda olduğunu yazmıştım.
Bugün öteki kurumlara değineceğim.
Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya opera ve balelerinin de ödenekleri kesildi.
Bu kurumlar, orkestralarını yönetecek yabancı şef getirmekte zorlanıyorlar.
Bazıları ‘‘Yabancı şefe ne gerek var canım?’’ diye düşünebilirler.
Dünyadaki bütün sanat kurumları, yabancı sanatçılara yer verir. Bu yolla kurumların performansı, motivasyonu olumlu yönde etkilenir.
Ayrıca sanatsal iletişim ve etkileşim sağlanır.
Bunu uluslararası bilimsel toplantılar, kongreler gibi düşünmek gerekir.
Opera ve balelerin yeni prodüksiyonlar için de ciddi ödeneklere gereksinimi vardır.
Bu prodüksiyonlar pahalıdır. Bizde ödenekler çok az olduğu için zaten yeni temsiller sponsor bulunmadan gerçekleştirilemiyor.
Ödenekler tamamen kesildiği için artık yeni prodüksiyonlar da azalacak.
Görüldüğü gibi ödeneksizlik, opera ve balelerin de elini kolunu bağlıyor.
* * *
Bu kurumların da tıpkı senfoniler gibi kadro sorunu var. Kadro bekleme süresi 9 yılı buluyor.
Ankara'daki sanatçılar biraz daha şanslı.
Bu konuda büyük bir adaletsizlik söz konusu. Bunun önlenmesi gerekiyor.
Ancak ödenekleri kesen bakanlıkta bazı uygulamalar var ki saç baş yolduracak cinsten.
Örneğin, bir sanatçı başka bir kentteki operaya müdür olarak atanıyor ama ayrıldığı kentteki operada kendisine oyuncu olarak rol veriliyor.
Bu nedenle provalar ve oyunlar için gidip geliyor. Atandığı kentte ise 5 yıldızlı otelde kalıyor ve ödenekleri kesen bakanlık bu sanatçının giderlerini ödüyor.
Bu ve buna benzer bir sürü örnek var.
Bunların dışında ahbap çavuş ilişkileri nedeniyle sanatçılar arasında kayırmacılık, eser seçimlerinde bir sürü yanlışlıklar yapılıyor.
Bu nedenle sanatçı kadrosunda derin bir moralsizlik egemen.
* * *
Biraz da bu kurumların çalıştıkları binalardan söz edelim.
Buralarda da durum felaket. Sorun yine ödeneksizlik.
Bu binalar Batıdakiler gibi bakımlı, pırıl pırıl değil.
Bizdeki lobiler, salonlar, sahneler ve kulisler dökülüyor.
Yöneticiler insanüstü bir çaba harcıyorlar ama başarılı olmıyorlar.
Örneğin, benim de sık sık gittiğim AKM'nin durumu gerçekten de içler acısı.
Ne zaman Avrupa'da bir sanat etkinliği izlesem içim hüzünle doluyor.
Sanatsal mekánların güzelliği, bakımı ve gelin gibi süslü hali insanı derin bir kıskançlığa sürüklüyor.
AKM'nin bırakın gelin gibi süslenmesini, temizliğinin yapılması için bile ödenek bulunamıyor.
Gerisini siz düşünün.
Sayın Mumcu, çok ihmal edilmiş, sorunlarla dolu bir bakanlığın başına geldi.
Merak ediyorum, o sivri kişiliği ile nasıl bir tutum sergileyecek?
Bakalım soruna mensubu olduğu partinin anlayışıyla mı, yoksa bir Kültür Bakanı duyarlılığıyla mı yaklaşacak? |