|
ÖNCEKİ akşam Sedat Ergin'le birlikte ilginç bir ‘‘Bilderberg trafiği’’ yaşadık.
Akşamüstü saatlerinde Sedat'a, ‘‘AKP'li bir bakanın da Bilderberg toplantısına katılacağı’’ istihbaratı geldi.
Sedat, 1999'da Bilderberg'in Portekiz'in Sintra Kasabası'nda yaptığı toplantıya katılmıştı.
BÜROSUNDAN SAKLANMIŞ
O nedenle bu toplantıların yapısını iyi biliyor.
Tabii AKP'li bir bakanın bu toplantıya katılacak olması, özel bir önem taşıyordu.
Çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eski partisi, Bilderberg toplantılarını yerden yere vuruyordu.
Gelen bilgiye göre, toplantıya Devlet Bakanı Ali Babacan katılacaktı.
Bu istihbaratı doğrulatmak için çalışmaya başladık.
O sırada akşam olmuş ve biz bir restoranda yemeğe gitmiştik.
Oradan müthiş bir telefon trafiği başladı.
Önce Ali Babacan'ın özel kalemini arayıp bunu sorduk.
Ancak aldığımız bilgi şaşırtıcıydı.
Çünkü bakan, bürosuna ‘‘Ben Antalya'ya gidiyorum’’ demişti.
Başbakan Erdoğan, AKP'li bakanlarla milletvekillerini Antalya'da topluyordu.
O nedenle Babacan'ın Antalya'ya gitmesi normaldi.
Bize gelen istihbarat sağlamdı. O nedenle bu defa ben Hürriyet'in Atatürk Havalimanı'ndaki görevli muhabiri Faik Kaptan'ı aradım. Acaba Babacan, İstanbul'dan çıkış yapmış mıydı?
Hayır, İstanbul'dan çıkışı yoktu. Ama Faik Kaptan orada durmadı. Bu defa Ankara Esenboğa'dan araştırmaya başladı.
İLK İPUCU
Ve ilk ipucu oradan geldi.
Babacan akşamüzeri saat 16.20 Lufthansa uçağı ile Münih'e uçmuştu.
Ancak aynı saatlerde Babacan'ın özel kalemi, hálá bakanın Antalya'da olduğu bilgisini veriyordu. Yani bakanın bu toplantıya katılması gizli tutulmaya çalışılıyordu.
Bunun üzerine Sedat, AKP toplantısını izlemek üzere Antalya'da bulunan muhabirimiz Turan Yılmaz'ı aradı. Ben de Antalya büromuzdan Dursun Gündoğdu'yu buldum.
Babacan orada değildi. Ama Paris'e gidip gitmediğini doğrulatamıyorduk. Onun için iki kişiyi daha devreye soktuk.
İLK TEKLİF GÜL'E
Paris muhabirimiz Muammer Elveren Cannes'daydı. Onu hemen Paris'e çektik.
Aynı dakikalarda ben, Yener Süsoy'u aradım. Çünkü Yener geçen hafta Ali Babacan ve eşi ile mülakat yapmıştı.
O sırada saat 22.30'a gelmişti.
İkinci işaret Yener'den geldi. ‘‘Evet Paris'e gitmiş’’ dedi.
İki dakika sonra bu defa Babacan'ın bürosu, Ankara Büromuzdan Yelda Ataç'ı arayarak haberi doğruladı. Ama bunu onlar da yeni öğrenmişti.
Bize de büroya gidip haberi yazmak kaldı.
Ancak bu arada çok ilginç bir ayrıntıyı daha öğrendik.
Bu toplantıya önce Dışişleri Bakanı Abdullah Gül davet edilmiş.
Öğrendiğime göre bir ara gidip gitmemeyi ciddi biçimde düşünmüş.
Sonunda katılmama kararı almış.
Bunun nedenini bilemiyorum. O nedenle ancak aklıma gelen ihtimalleri yazabilirim.
Gül'ün en eski arkadaşlarından biri, Yeni Şafak Gazetesi yazarı Fehmi Koru.
Koru, yıllardır Bilderberg toplantıları aleyhine yazılar yazar. Bu toplantıya Türkiye'den katılanları eleştirir.
Onun etkisi olabilir.
Veya zamanı müsait değildi.
Ama bana göre gitmesi gerekirdi. Çünkü ABD Dışişleri Bakanı Powell ve Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz oraya geliyor.
Türk-Amerikan ilişkilerinin düzeltilmesi için burası iyi bir platform olabilirdi.
Ali Babacan'ın Bilderberg toplantısına katılması, AKP açısından çok önemli bir karar. Çünkü bu kesimden ilk defa bir yetkili bu toplantılara gidiyor.
Emin değilim ama dünyada İslami kesimden gelen başka bir partinin temsilcisinin katıldığını da sanmıyorum.
DOĞRU YAPTI
AKP bu kararı almakla doğru yapmıştır.
Ve ilk defa radikal çekirdekten gelebilecek eleştirileri göğüsleme cesaretini göstermiştir.
İçimden bir ses şunu söylüyor: Keşke aynı cesareti tezkere olayında da gösterselerdi. |