|
IRAK Savaşı öncesinde, hatta Afganistan harekatı sırasında ‘‘W’’ rumuzlu George Bush eninde sonunda mutlaka Ortadoğu'ya da ‘‘el atacağına’’ dair açıklamalar yaptı.
Bağımsız Filistin devleti projesini de öngören ‘‘yol haritası’’nı ise dil pelesengi etti.
Normaldir, çünkü doğru veya yanlış, haklı ya da haksız, en azından yarım yüzyıldır, Arap - Müslüman alemin yaşadığı travma esas itibariyle Filistin sorunundan kaynaklanıyor.
Bu sorun çözümlenmeden ‘‘bereketli hilal’’e siyasi planda huzur inmeyecek.
Travmanın ruhi kökeni kurutulmadıkça da, bin Ladin cinsi ‘‘nihilist İslamcı’’sından Kaddafi türü ‘‘laik meczup’’una, aynı Arabi dünya ‘‘mantık ötesi’’ eksenler üretecek.
Bunu saptamak için ne ‘‘oryantalist’’, ne de siyasetbilimci olmak gerekiyor.
Dolayısıyla, ‘‘kavrama yeteneği’’ne ilişkin tüm rivayetlere rağmen bugünkü Beyaz Saray kiracısının dahi durumu ‘‘biraz anlayabildiğini’’ söylemek yanlış olmaz.
* * *
İŞTE, Bush'un cuma günü South Carolina'da yaptığı ve işi ABD'yle Ortadoğu ülkeleri arasında serbest mübadele birliği kurulması gibi üst düzey bir hedefe dek vardıran son konuşma, Washington'un yukarıda belirttiğim ‘‘soruna el atmak’’ insiyatifi içinde yer alıyor.
Çünkü, Saddam'ın ‘‘haklanmasıyla’’ birlikte Arabi kitlelerdeki ‘‘eziklik’’ ve buna paralel olarak da ‘‘anti Amerikancılık’’ biraz daha arttı.
‘‘Ultra süper güç’’ liderinin ortamı biraz ‘‘yatıştırabilmek’’ ve savaşın rüzgarıyla da ‘‘demiri tavında dövmek’’ için bir girişimde bulunması, haniyse zorunluluk oluşturuyordu.
Kaldı ki, ‘‘yol haritası’’na ilişkin ‘‘söz’’ Irak arbedesi öncesinde verilmiş olduğundan, bunun ilk delilini hem diplomatik açıdan, hem de açık duyuruyla ortaya koymak gerekiyordu.
George W. Bush'un konuşması ikincisine, Dısişleri Bakanı Colin Powell'in hafta sonu İsrail'de Musevi ve Arap liderle gerçekleştirdiği temaslar da birincisine tekabül etti.
Peki, sonuç ne ?
* * *
ŞOM ağızlı davranmamak için ‘‘sıfıra sıfır, elde var sıfır’’ demiyorum ama, Yaser Arafat'ı kasten es geçen Powell'in ne Filistin Başbakanı Mahmud Abbas'la, ne de Tel Aviv lideri Ariel Şaron'la gerçekleştirdiği temaslar dişe dokunur bir gelişmeye yol açtı.
Arap cihetten sızan bilgiler, ‘‘yol haritası’’nı resmen kabul ediyor gözükse bile Abbas'ın ABD'li diplomata ‘‘parkur baştan kayaya tosladı’’ dediğini ve İsrail somut jest yapmadığı takdirde de, çıkmazdan kurtulmayı ‘‘imkansıza yakın’’ olarak tanımladığını haber veriyordu.
Oysa, göz altındaki iki yüz Filistinlinin salıverilmesi gibi simgeselliği dahi tartışmalı ‘‘jest’’ hariç tutulursa, zaten ziyaret öncesi ‘‘uzlaşmazlık çıtası’’nı daha da yukarıya çıkartmış olan Şaron, ABD Dışişleri Bakanı'na kelimenin tam anlamıyla ‘‘yüz vermedi’’.
Söz konusu ‘‘yol haritası’’nı 20 Mayıs'ta Washington'a yapacağı ziyaret sırasında bizzat Bush'la tartışacağını ifade ederek hem bir anlamda Colin Powell'i ‘‘sepetledi’’; hem de Filistin'in müzakere marjını genişletebilecek herhangi bir angajmana girmedi.
* * *
O halde, anlaşıldı ki, şu an henüz hiçbir tahminde bulunulamaz ve ‘‘pazarlık başlangıcı’’na dahi bir hafta sonra, Ariel Şaron'la George W. Bush arasında geçilecektir.
Yahudi devleti önümüzdeki yedi günü de büyük ihtimalle İsrail'deki iktidar partisine yakınlıklarından ötürü Washington'da bile ‘‘likudnik’’ler diye adlandırılan ve çoğu Musevi kökenden inen Amerikan ‘‘şahinler’’ini devreye sokmak için kullanacaktır.
Onlardan, Bush'u Tel Aviv liderine ‘‘baskı yapmamaya’’ ikna etmeleri istenecektir.
Ve, yukarıdaki ‘‘mızmızlaşma’’ ihtimali galebe çaldığı takdirde de, zaten aslında parkur değil altı üstü sadece yön gösteren Amerikan ‘‘yol haritası’’ buruşturulup atılacaktır.
Gelişmelere paralel olarak, bir hafta-on gün sonra konuyu burada tekrar işleyeceğim. |