Türkiye-Avrupa Vakfı, Bahçeşehir Üniversitesi ile Avrupa Kültür Derneği'nin düzenlediği ''Avrupa Günü'' toplantısı The Marmara Oteli'nde başladı.
Toplantıda, ''Genişleme Sürecinin Yeni Aşamasında Türkiye-AB İlişkileri'' konulu bir konuşma yapan Sungar, birliğin temelinde siyasi bir vizyon olduğunu söyledi. Sungar, Türkiye'nin AB konvansiyonuna dahil olduğunu hatırlatarak, bu konvansiyonda Türkiye'nin, Avrupa'nın geleceğine ilişkin görüşlerini açıkladığını hatırlattı.
Buna göre, Türkiye'nin, AB'nin reform çalışmalarında ulus devletinmerkezi konumunun korunması gerektiğini vurguladığını ifade eden Sungar, AB mevzuatının da sadeleştirilmesi ve yapılarının şeffaflaştırılması gerektiğini bildirdiğini anlattı.
Uluslararası sorunların çözümünde AB'nin daha etkin bir rol oynayabilmesi için aktif ve belirgin bir dış politika izlenmesi gerektiğinin de dile getirildiğini kaydeden Sungar, bu amaçla birliğinortak dış ve güvenlik politikası geliştirmesi, bunun da Anayasal bir antlaşmayla belirlenmesinin uygun olduğu görüşünün ifade edildiğini belirtti.
Sungar, Türkiye'nin yanı başında yükselen ''AB mimarisini'' görmezden gelemeyeceğini dile getirerek, Avrupa ile yaklaşık 40 yıldırbir ortaklık ilişkisinin bulunduğunu ve bu ilişkinin geçici olamayacağını vurguladı.
ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM
Sungar, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin tam üyelik hedefi doğrultusunda siyasi ve ekonomik alandaki reformlarını başarıyla uygulaması, ayrıca müktesebata uyum çalışmalarını sürdürmesinin gerekli görüldüğünü bildirdi.
AB Komisyonu'nun Nisan ayında açıkladığı yeni Katılım Ortaklığı Belgesini de anımsatan Sungar, ''Bu çerçevede Hükümetimiz, AB müktesebatının üstlenilmesine ilişkin Türkiye Ulusal Programı'nı gözden geçirecektir'' dedi.
Birliğin, Aralık 2004'teki zirvesi için, o yıl içinde açıklanan Türkiye'ye ilişkin İlerleme Raporu'nun temel oluşturacağını belirten Sungar, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin, AB'ye tam üyelikten başka ciddi bir seçeneği yoktur. Öte yandan, AB'nin de, Türkiyesiz bir entegrasyonu mutlaka eksik kalacaktır. Jeostrateji, sınır aşan suçlarla mücadele, ekonomi ve demografi alanlarındaki karşılıklı çıkarlarımız bizi tam üyelikte buluşturmaktadır. Bunun için bizim üzerimize düşen yükümlülükleri cumhuriyetimizin özüne ve Atatürk'ün mirasına sahip çıkacak bir anlayışla süratle yerine getirmemiz önem taşımaktadır. AB de, Türkiye'ye karşı mükellefiyetlerini eksiksiz yerine getirmelidir.''
KIBRIS SORUNU
Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunup bulunmamasının Türkiye'nin adaylık sürecine olan etkisinin başka bir tartışma konusu olduğunu da ifade eden Sungar, Kıbrıs sorununun ''Türkiye-AB ilişkileriyle ne şekilde irtibatlandırılacağı'' konusunun AB'nin vereceği siyasi bir karar olacağını anlattı.
Sungar, ''AB Genel Sekreterliği olarak müzakerelerin başlamasına tekadüm eden bu devrede Kıbrıs gibi siyasi sorunları AB-Türkiye ilişkilerinin dokusuna aykırı yabancı unsur olarak mütaala ediyoruz'' diye konuştu.
Annan Planı çerçevesinde yürütülen müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra AB'den gelen sinyallerin, bu iki konunun yeniden ilişkilendirildiği izlenimini kuvvetlendirdiğini ifade eden Sungar, AB'nin işine geldiği zaman ise ''Kıbrıs ile Türkiye-AB ilişkilerinin kendi öz değerleri içinde ayrı ayrı mütaala edilmesi gerektiğini'' ileri sürdüğünü de söyledi.
Sungar, Kıbrıs Türk toplumunun serbest dolaşım konusunda yaptığı olumlu açılımı iki taraf arasında çözüme elverişli bir güven ortamı yaratacağını temenni ettiğini de dile getirerek, AB ile ilişkilerde gereksiz konularla zaman geçirilmemesi gerektiğini anlattı.
Sungar, ''AB'ye tam üyelik, Türkiye'nin çağdaşlaşmasının kurumsallaştırılması olacaktır'' dedi.
ÖTEKİ KONUŞMALAR
Türkiye-Avrupa Vakfı Başkanı Ziya Müezzinoğlu da, AB'nin temellerinin atıldığı 9 Mayıs tarihinin ''Avrupa Günü'' olarak kutlandığını hatırlatarak, Türkiye'nin AB projesinin toplumsal bir proje olduğunu söyledi.
Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil Güven de, İstanbul'un bir hoşgörü ve paylaşım ruhu taşıdığını kaydederek, AB'ninİstanbul ruhunu içine alması gerektiğini belirtti.
Dünya barışını tehdit eden konularda İstanbul ruhunun etkili olacağını anlatan Prof. Dr. Güven, AB'nin önünde Kıbrıs imtihanı gibi bir süreç bulunduğunu sözlerine ekledi.