TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Avrupa Konseyi’nde görev alan milletvekillerinin yabancı dil bilmesinin şart olduğunu gerekçe göstererek, simültane çevirmenlerin ödeneğini kesme kararına öğretim üyeleri tepki gösterdi.
Prof. Dr. İzzettin Önder, her ülke politikacısının gittiği yerde kendi dilini konuşmasının bir ‘gurur ve haysiyet meselesi’ olduğuna dikkat çekerken, Prof. Dr. Mustafa Özkan, “Devlet Türkçe’nin yabancı ülkelerde saygın bir duruma gelmesine çabalarken, Türkçe’nin her mahfilde en iyi temsilcisi olan TBMM Başkanı tarafından böyle bir karar alınması doğru değil" diye konuştu.
İÜ İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzettin Önder, Avrupa Konseyi’nde Türkçe konuşmayan bir politikacının, karşısındakilerin esiri olacağını ifade etti. Prof. Önder, “Bu tür toplantılarda Türkçe konuşmayan politikacı dil manevrasını kaybeder. Bu olay, Türkiye üzerinde oynanan oyunun bir parçasıdır. Hükümet de bu oyuna alet olmaktadır” dedi.
Devlet adamlarının, bu tür toplantılara tercümanlarıyla katılmasının şart olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İzzettin Önder, herhangi bir yanlış anlamada, tercümanın hatasının telafi edilebileceğini, ancak devleti temsil edenlerin hatalarının kolay düzeltilemeyeceğini ifade etti.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özkan ise ülke olarak Avrupa Birliğine girmeye ve Türkçe’nin dünya dillerinden biri haline getirme yolunda çaba harcadığını belirterek, tüm bunların devlet politikası olduğunu söyledi.
Prof. Özkan, “Bugün dünyada Türkçe 200 milyon insan tarafından konuşulmakta. Avrupa’da 3-4 milyona yakın insanımız Türkçe konuşmaktadır. Biz şimdi dilimizin Avrupa’da sertifika dili haline gelmesini, oradaki okullarda Türkçe’nin yabancı dil olarak okutulması çalışmalarını yapmaya çalışırken, Türk Dil Kurumu bu çalışmaların arkasında olurken, Avrupa Konseyi’ne girmiş bir dilin geriye çekilmesi üzüntü vericidir” diye konuştu.
“Kararın alelacele verildiğini sanıyorum” diyen Prof. Dr. Mustafa Özkan, şunları kaydetti:
“Ümit ediyorum ki bu ekonomik bir sıkıntıdan kaynaklanmıştır ve bu durum düzeltilecektir. Avrupa Konseyi’nde Türkçe hiç konuşulmayacaktır ve Türkçe hiçbir dile çevrilmeyecektir. Dolayısıyla biz sesimizi duyuramayacağız demektir. Böyle bir kararın, Türkçe’nin her mahfilde en iyi temsilcisi olan Meclis Başbakanı tarafından verilmesi doğru olmadığını düşünüyorum”.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Özgen, alınan kararı eleştirerek, kararın Avrupa ile aramızda olan köprülerin atılması anlamına geldiğini söyledi. Doç. Dr. Murat Özgen, “İnsanoğlu, anadili ne ise düşüncelerini en iyi o dilde ifade edebilir. Ben bu anlamda, devlet başkanlarımızın yurt dışına çıktıklarında İngilizce konuşmasını çok uygun ve akla yakın bulmuyorum. Çünkü, insan yabancı dilde bir fikri, bir düşünceyi ifade ederken, bir kere duraksama geçirir. Tam anlamıyla anadilde ifade edebileceği tarzdaki sözcükleri seçemeyebilir” diye konuştu.
Alınan karar doğrultusunda, Türkiye’nin Avrupa nezrinde temsil edilmesinde bazı aksaklıkların meydana geleceğini ifade eden Doç Dr. Murat Özgen, tasarruf tedbirlerinin tekrar gözden geçirilmesi ve buradan tasarrufa başlanmamasını önerdi. Parlamenterlerin yabancı dil bilmesinin önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Murat Özgen, bu bilginin tercümanın yaptığı hatayı düzeltmede kullanmasının, yabancı dilde konuşmaktan daha şık olacağını kaydetti.