|
GEÇTİĞİMİZ günlerde Atatürk'ün çağdaş Türkiye'nin vitrini olarak kullandığı Ankara Palas'ta yaşanan olayı anımsayın.
Hepimizin ağırına giden çarşaflı konukların ağırlanmasını...
Buna ne kadar büyük öfke duymuş, tepki göstermiştik.
Recep Bey ve arkadaşları bu tepkileri bildikleri için basını yemeğe almamış, tarihi Ankara Palas'taki çağdaşlığa karşı tablonun belgelenmesini engellemişlerdi.
O yüzden yemeğin görüntüleri saptanamamıştı.
AKP'liler iktidarı o çağdışı görüntülerin arşivlere girmesini istememişlerdi.
Çünkü Ankara Palas'ta yaşanan o gece, çağdaş Türkiye'nin varmak istediği hedefle çelişiyordu.
Önceki gün Yunanistan'ın Meis adasında ve Kaş'ta da benzer tablolar yaşandı.
O görüntüler de Türkiye'nin çağdaş yüzüne uymuyordu.
Türkiye'nin girmek için uğraştığı Avrupa Birliği dünyasında bizi, tarikat kurallarına uygun olarak bırakılmış bıyığıyla Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve tesettürlü karısı Hayrünisa Hanım temsil etti.
Modern giysili Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının eşlerinin arasında sadece Türkiye'nin dışişleri bakanının eşinin başı kapalıydı.
Biz nasıl çarşaflı İranlıları yadırgıyorsak eminim onlar da Hayrünisa Hanım'ın giyimi yadırgadılar.
* * *
Türkiye'de bütün Avrupa'nın dinci olarak gördüğü bir iktidar var.
Hatta pek çok Batılı çevre bu iktidarın Türkiye'yi Batı'dan koparacağına dair ciddi kuşkular taşıyor.
Recep Bey ve arkadaşları ise bu kuşkuları dağıtmak için uğraşır görünüyorlar ama bir yandan da içlerindeki çağdaşlığa aykırı dürtülerden kurtulamıyorlar.
Çarşaflı konukları, Atatürk'ün modern Türkiye imajını yaratmak için kullandığı tarihi mekánda ağırlamakta bir sakınca görmüyorlar.
Böylece İranlı kadınlar Cumhuriyet kurulduğundan bu yana Ankara Palas'ın ilk çarşaflı konukları oluyor.
Önceki gün de Hayrünisa Hanım Meis'te Avrupa Birliği'nin ilk tesettürlü konuğu unvanını kazanıyor.
Hatta Avrupalı bakanlar Kaş'a geçtiklerinde onları ağırlayan ilk türbanlı ev sahibi...
Bu da Cumhuriyet tarihinde bir ilkti.
Hayrünissa Hanım ayrıca Avrupa Birliği dışişleri bakan eşlerinin çektirdiği aile fotoğrafına katılarak böyle bir fotoğrafta yer alan ilk türbanlı bakan eşi oluyor.
Süleyman Demirel'in kulakları çınlasın.
Refahyol döneminde bir klasik müzik konseri için salonu tıklım tıklım dolduran Ankaralılara dönmüş ve ‘‘İşte çağdaş Türkiye’’ demişti.
Bu sözleri coşkuyla alkışlanmıştı.
Ankara Palas, Meis ve Kaş gezilerindeki çağdaş Türkiye de böyleydi.
Alkışlanamayacak kadar hüzün vericiydi.
NOT YORUM
İstifa onurlu bir iştir
Aziz Yıldırım ile yönetim Kurulu üyeleri istifa etmek, Fenerbahçe'nin önünü açmak için daha ne bekliyorlar anlayamıyorum.
Takımın ikinci lige düşmesini mi?
Uçuruma yuvarlanıyoruz.
Fenerbahçe'deki sorun başkan ve yönetim kuruludur.
Bunu hala görmüyorlar mı? |